Emine Yılmaz / Hyggefoods Gıda

  • Girişiminizi kurma fikri nasıl oluştu? Firmanızı ne zaman ve nasıl kurdunuz? Bu alana neden yöneldiniz, bu konudaki motivasyonunuz neydi?  Kısa bir şekilde kuruluş öykünüzü paylaşır mısınız?

Adana doğumluyum. Üniversite eğitimim için tek başıma İstanbul'a geldiğim o günden bu yana aslında hayat benim için zorlu bir survivor süreci gibi. Bu süreç belki benim bugün girişimcilik yolculuğumda zorluklar karşısında akıllıca, pratik, uygun bütçeli bir çözüm bulmamı kolaylaştırmış olabilir. Girişimci olmak evet, bir seçim. Fakat ben çok küçük yaşlardan beri teşebbüsleri olan ve bu girişimcilik becerilerimi geliştiren biriyim. Olaylara ve süreçlere daha derin ve matematiksel yaklaşarak sonuç odaklı çıktılar oluşturmak bana keyif veriyor. Özellikle Türkiye'nin bir tarım ülkesi olarak ürettiği ürünleri, katma değerli değerlendirmek ve ihracat yapabilir hale getirmek benim en büyük hayalimdi. Pandemi süreci de dahil olmak üzere her durumda her gün laboratuvarıma, pilot üretim alanıma gider ve her gün bir önceki günden daha fazla ne yapabilirim diye çalışırım. Girişimciliği bir yaşam felsefesi olarak benimsemiş bulunmaktayım.

  • Faaliyete başladığınızda finansa erişimde sıkıntı yaşadınız mı? Nasıl desteklerden faydalandınız?

Üniversite döneminde yaz aylarında çalışır para biriktirirdim. Okul bitince Kimya Mühendisi olarak çalışıp para biriktirdim. Şahsi masraflarımı asgaride tutmaya çok özen gösterdim. Şirketi de hem öz sermaye hem de üç farklı kredi çekerek kurdum. Kolay bir süreç olmadı ama matematik hafızama güvenirim. Girdileri çıktıları bir şekilde dengede tutacak bir sistem kurguladım. Şirketi kurduğum sene birçok yarışmaya başvuru da yaptım. İstanbul Sanayi Odası’nca “Geleceğin Sanayicisi” seçilerek büyük bir maddi ödül kazanmıştım. Yine Genç Müsiad’dan Genç Girişimci Ödülü, Lions Fark Yaratan Kadın Girişimci Birincilik Ödülü, Çalık Holding İlk İşim Girişim Birincilik Ödülü gibi nakdi ve ayni ödüller kazandım. Bunlar, şirketin zorlu ve önemli ilk üç senesinde can suyu gibi oldu. Ar-Ge temelli bir iş yaptığımız için KOSGEB ve TÜBİTAK desteklerinden de faydalandık. Ayrıca ilk günden bu yana satış yaparak şirkete nakit para sokmaya çalıştık. Bugüne kadar yatırım almadan şirketi 10 milyon dolarlık bir şirket statüsüne çıkarmayı başardık.

  • Kuruluşundan bugüne şirketiniz nasıl bir gelişim trendi izledi? Ne kadar büyüdünüz, cironuzu hangi aşamaya taşıdınız?

Çok küçük yaşlardan beri bilimsel ve sanatsal projelerde çokça yer alan biriyim. Derin öğrenme, bilgiyi tatbik etme ve çıktıları yaşama kazandırma konularında doğal bir iç dinamizmim var. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü lisans mezunuyum. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği ve Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde yüksek lisanslar yaptım. Kimya Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra uluslararası kimya firmalarında teknik projelerde yaratıcı ve yürütücü mühendis olarak görevler aldım. 2018 yılında ise radikal bir karar ile; Türkiye’nin bitkisel altyapısını bilimle işleyerek katma değeri yüksek ürünler üreten gıda teknoloji firması Hyggefoods’u Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark’ta kurdum. Hyggefoods bugün dünyanın en iyi ilk 500 start-up firmasından biri oldu. Şirket değerlemesi yaklaşık 10 milyon dolar. Hyggefoods olarak bugüne kadar dünyanın ilk zenginleştirilmiş bitkisel havyarını, yerli ata tohumlarından süt ve fermente süt ürünlerini, etsiz et ürünlerinin teknolojilerini üreterek, bugünün ve geleceğin stratejik gıda inovasyonlarını geliştirdik. Şu an üretimini yaptığımız ve yatırımla üretilmesi planlanan birçok ürünümüz var.

  • Şirketinizi kurduğunuzda kaç kişi çalışıyordu, şu an kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz? İstihdamınızı artırma hedefiniz var mı? Kadın istihdam oranınız nedir?

Şirketimiz Mikro KOBİ ama tüm çalışanlarımız kadın. Kadın istihdamına öncelik veriyoruz. Detaylı ve incelik isteyen süreç optimizasyonlarında kadın çalışanlarımızdan daha yüksek verim alıyoruz. 2022 yılında yeni açılacak fabrikamıza da %100 kadın istihdamını planlıyoruz.

  • İhracat yapıyorsanız, ne zaman başladınız ve hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz? İhracatta hedefiniz nedir?

Doğrudan tarafımızdan değil ama farklı firmalar bizim ürünlerimizin yurt dışına satışını yaptı. İngiltere ve Danimarka’da ürünlerimiz sevildi. 2022 yılında artık kendi ihracatımızı yapmak istiyoruz. İhracatta hedefimiz ilk etapta, yerli bitkisel süt ve fermente süt ürünlerimizle bu sektörde Türk Malı etiketini dış pazarda üstün başarıyla konumlandırmak. Yeni ürün geliştirmede yetkin bir Ar-Ge sistematiğimiz var. Arza göre yeni nesil ürünlerle pazara ivme kazandırmayı planlıyoruz.

  • İçinde bulunduğunuz sektörün hangi zorlukları var? Bu zorluklarla nasıl mücadele ediyorsunuz?

İlk günden bu yana genç bir kadın olarak teknoloji girişimcisi olmanın kolay olmayacağının bilincindeydim. Çoğu zaman çok daha fazla onay filtresine uğradığımı düşünüyorum. Fakat bu benim yılmama özelliğimi etkilemedi. Çok zor süreçlerde dahi vakur, ılımlı, sonuç odaklı ve ülkeye olan sorumluluklarımın farkında olarak ilerliyorum. Özellikle gıda alanında teknoloji şirketi kurmak oldukça maliyetli ve fiziki bir iş. Bu nedenle özellikle gıda laboratuvarını kurarken hem maddi hem de manevi olarak zor süreçler geçirdim. Şu an geçmişe dönüp baktığımda bu zorlu ama bir o kadar üretken yola girdiğim için çok mutluyum.

Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın, her başarılı kadının arkasında kendisi vardır derler. Kadınlarımız ne yazık ki genelde başka insanların hayallerini gerçekleştirmek için kendi hayallerinden vazgeçiyorlar. Bunu derin bir şekilde kendi içlerinde sorgulamalarını ve düşünmelerini isterim. Türkiye'de tüm vatandaşlar gibi devlet desteğiyle eğitimini tamamlamış bir Türk kadınının, ekonomiye katkı sağlamaktan kaçmaması gerektiğini düşünüyorum.

  • Diğer firmalara göre sizi farklı kılan unsurlar nelerdir?

Vizyon olarak para odaklı değil hizmet odaklı bir bakış açımız var. Böyle düşünmek bizi küçük ve kısa vadeli hesaplardan koruyor. Eğer insanların ya da evrenin bir problemine inovatif bir çözüm sunabilirsek, belki hemen olmasa da bir gün mutlaka takdir alabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle tüketicilerin bizden taleplerini ve onların genel hayallerini çok çok önemserim. Enerjimin büyük bir kısmını bu işe ayırıyorum.  Bu bizi diğer firmalardan yaratıcılık açısından çok farklı bir noktaya taşıyor. Sağolsunlar tüketici geri dönüşlerinde neredeyse %100 tüketici memnuniyeti var. Bu bizi çok mutlu ediyor.

  • Bugüne kadar Halkbank’ın farklı finansal desteklerinden faydalandınız mı?

2021 yılında Halkbank’tan çok uygun faizli Kadın Girişimci Kredisi kullandım. Bunu makine alımı için değerlendirdim. Halkbank’ın üreten kadınlara yönelik yaptığı çalışmalar fevkalade. Dünyada bile buna benzer çok yönlü çalışmalar yok. Türkiye’de üretim yapmanın avantajlı olmasında Halkbank’ın katkısı büyük. Biz de bu destekleri entelektüel sermayemiz ile birleştirerek ihracatta katma değer yaratabiliyoruz.

  • Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’ndan kazandığınız ödüllerin size ve işinize nasıl bir katkısı olacak?

Yarışmada nakdi olarak 150.000 TL’lik ödül kazandık. Ödülü Hazine ve Maliye Bakımız Nureddin Nebati ve Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan‘dan almak ayrıca çok gurur vericiydi. Bu parayı ihracat altyapımız için kullanmayı planlıyoruz. Bu destek için Halkbank’a hem kendim hem ekibim adına çok teşekkür etmek isterim.

  • Gelecek hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

Hyggefoods bugünün ve geleceğin gıda teknolojilerini üretmek için kuruldu. Türkiye'deki geniş bitki ekosisteminden feyz alarak, sürdürebilir ve sağlıklı bitkisel bazlı gıdalar üreterek hayvansal gıdaların alternatiflerini üretmekteyiz. Hyggefoods'un ana hedefi Türkiye'yi dünyada yeni nesil bitkisel bazlı et, süt, havyar gibi gıdaların geliştirdiği ve üretildiği bir üretim üssü haline getirmektir.  İTÜ Kimya Mühendisliği'ne girdiğim 2006 senesinden bu yana Türkiye'de teknoloji alanında ve üretim alanında hep farkındalık yaratacak ve ülkeye katkı sağlayacak teknolojiler üretmek hedefindeyim. YTU Gıda Mühendisliği Yüksek Lisansım ile de gıda alanında dünyada fark yaratacak faaliyetleri geliştirebilmeye odaklandım. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin ata tohumlardan, bitkisel bazlı sürdürülebilir süt ve et üretebilecek bir teknoloji geliştirmeyi başardık. Bu TÜBİTAK destekli ve onaylı yerli teknolojimiz ile Türkiye'nin katma değerli gıda alanında dünyada söz sahibi olan bir ülke olmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.