Yalnızlık Duygusundan Kurtulmanın Yolları

İnsanların sıklıkla bahsettiği bir şey olmasa da yalnızlık yaygın bir durumdur. Yapılan anketlerde her beş kişiden üçü kendini yalnız hissettiğini belirtmektedir1. COVID-19 pandemisi ile bu oran yüzde 80’lere çıkmıştır2.

Yalnızlık yıkıcı bir duygudur. Kişinin zihinsel ve fiziksel sağlığı üzerinde derin etkilere sahiptir ve erken ölümlere bile neden olabilmektedir3. Bugünlerde yalnızlıktan muzdarip olanlarımız için, yalnızlığın ne olduğunu, neden böyle hissettiğimizi ve bu sorunun nasıl üstesinden gelebileceğimizi bu yazımızda tartıştık.

Yalnızlık nedir?

Yalnızlık, sadece fiziksel olarak yalnız olma hâli değildir; kişiyi olumsuz duygulara sürükleyecek şekilde yalnız olmak ve hissetmektir. Yalnızlık hissi, ilişkileriniz veya beklentilerinizden ne umduğunuz ile gerçekte neye sahip olduğunuz arasındaki zihinsel boşluktan kaynaklanır. Aslında bu duygu sahip olduğunuz ilişkilerin de kalitesini göstermektedir.

Yalnızlığın kişideki etkileri

Çoğu insan yalnızlığa eşlik eden kemirici, acı verici hissi bilir. Kuzey Carolina Üniversitesi'nde İnsan Gelişimi ve Aile Çalışmaları Bölümü Fahri Profesörü Dan Perlman; “Yalnız insanlar, diğer kişilerin onlardan hoşlanmayacağını düşünür ve bu durum kendi kendini besleyen bir gerçeğe dönüşür” demektedir. Perlman’a göre: “Yalnız hisseden insanlar kendilerinin sevilmez olduğunu düşünür ve kendileri hakkında olumsuz sosyal tepki beklentisi içinde olurlar.” Yalnız kişilerin sosyal deneyimlerinin büyük yüzdeyle olumsuz olma nedeni de tam olarak bu düşünce tarzından kaynaklanmaktadır. Beraberinde ise yalnız kişilerin sosyal etkileşimlerden tamamen çekilmek istemeleri de bu durumu beslemektedir.

Yalnız hissetmenin, sosyal deneyim haricinde sağlık üzerinde de etkileri vardır. Kendini yalnız hisseden insanlar, örneğin uykusuzluktan yakınırlar. İleri derecede uykusuzluk çeken birinin zayıf bağışıklık sistemi nedeniyle sık sık hasta olması, daha az zihinsel uyanıklık ve artan stres-kaygı gibi sorunlar yaşaması çok olağandır. Bu olumsuzluklar, vücut sisteminde birden fazla noktaya zarar verebileceği için nihai olarak ölüme bile yol açabilmektedir. Yalnızlık, aynı zamanda, bilişsel gerilemenin yanı sıra kalp krizi, konjestif kalp yetmezliği ve felç gibi kardiyovasküler rahatsızlıklarla da ilişkilendirilmiştir. Chicago Üniversitesi Ulusal Görüş (National Opinion) Araştırma Merkezi'nde yalnızlık ve sosyal izolasyon üzerine çalışan ve kıdemli bir araştırmacı olan Louise Hawkley, yalnızlığın hormonal dengeyi değiştirebileceğini, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklarla ilişkili inflamatuar yanıtları artırabileceğini, hatta vücudu genetik düzeyde bile etkileyebileceğini söylemektedir4.

COVID-19 çağında yalnızlık

COVID-19, yalnızca patofizyolojisi nedeniyle değil, aynı zamanda yalnızlığa neden olan ve potansiyel yıkıcı sonuçları nedeniyle de acımasız bir hastalıktır. Pandeminin başlangıcından beri, sayısız insan evlerinde kendilerini izole etmişlerdir5.

Sosyal mesafe ve izolasyonun, bu son derece bulaşıcı virüsün bulaşmasını önlemek için kritik öneme sahip olduğu tüm dünyada bilinmektedir. Fakat bu önlemler doğaları gereği, yalnızlık da dâhil olmak üzere çeşitli olumsuz psikolojik etkilerle bağlantılı eylemlerdir. Bu nedenlerle pandemiden korunmaya çalışırken yeni rahatsızlıklara sahip olmamak adına bu tür stratejilere bağlılığın zamanla azalması gerekmektedir. Bu kapalı dönemde gelişen teknoloji insanın sosyalleşme çabası adına adeta öncü olmuş ve internet uygulamaları ile akıllı telefonların pandemi sırasında özellikle yaşlılar arasında izolasyon ve yalnızlıkla mücadeleye yardımcı olduğu görülmüştür.

Nasıl başa çıkarız?

Evlilik ve aile terapistleri, yalnızlıkla mücadelede kendimizi kontrol ederek başlamanın öneminden bahsetmiştir: “Yalnızca çevremizdeki insanlara odaklanırsak ve kendimiz üzerinde düşünmezsek, bir şeyleri kaçırıyoruz demektir. Günlük tutma, bahçıvanlık, okuma ve yazma, koşu, meditasyon ve yemek pişirme gibi hobiler veya ruhsal ve kişisel gelişiminize katkıda bulunan herhangi bir faaliyetin yapılması çok önemlidir. Yalnızlığınızın, ilişkilerinizi karşılaştırmanın bir sonucu olarak ortaya çıkıp çıkmadığını (ilişkilerinizin sosyal medyadan beklediğiniz ilişkilerle örtüşmediğini düşünüyorsanız), duygusal ve sosyal ihtiyaçlar nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığını ayırt etmeniz önemlidir.”

Yalnızlar ülkesinde yaşamak

Son olarak söylememiz gerekir ki; yalnız hissediyorsanız, bunun nedeni ilişkilerde “iyi olmadığınız” fikridir. Harvard Üniversitesi’nin İnsan Kaynakları Bölümü’nün eş direktörü ve gelişim-psikoloji yüksek lisansı sahibi Richard Weissbourd “Yalnızlık bireysel bir başarısızlık olarak değil, sosyal bir başarısızlık olarak düşünülmelidir. Çok sayıda insanın yalnız olduğunu görüyoruz. Bence bu, gerçekten çok iyi işleyen bir sosyal altyapıya sahip olmadığımızın bir işaretidir” demiştir. Ayrıca Weissbourd, birçok insanın yalnız kalmasının kendi suçu olduğunu düşündüğünü ekliyor ve ardından açıklıyor: “Ancak durum böyle değildir. Toplumsal önceliklerimiz genellikle sosyal tatmin yerine başarı ve çalışma etrafında dönüyor. Böylece sosyal ilişkiler ikinci plana atılmış oluyor.”

Fiziksel ihtiyaçlarınızı kabul etmemizin yanında kendi sosyal ihtiyaçlarımızı da tanımak ve saygı duymak; sağlığınızı, üretkenliğinizi ve mutluluğunuzu iyileştirmenin güçlü bir yoludur. Çünkü asla yalnız değiliz, biz kendimizleyiz.

Dr. Ahmet Tevfik Albayrak

Referanslar

1.      https://www.npr.org/sections/health-shots/2020/01/23/798676465/most-americans-are-lonely-and-our-workplace-culture-may-not-be-helping

2.      https://mcc.gse.harvard.edu/reports/loneliness-in-america

3.      https://www.cdc.gov/aging/publications/features/lonely-older-adults.html

4.      https://news.uchicago.edu/story/loneliness-triggers-cellular-changes-can-cause-illness-study-shows

5.      Miller ED. Loneliness in the Era of COVID-19. Front Psychol. 2020 Sep 18;11:2219. doi: 10.3389/fpsyg.2020.02219. PMID: 33071848; PMCID: PMC7530332.