Vazgeçebilmek

Uluslararası çok satanlar listesinde haftalarca ilk sırada yer alan “The Secret of Letting Go” yayımlandığı 1990 yılından bu yana büyük okur kitlelerine ulaştı. Türkçe olarak “Vazgeçebilmek” adıyla kitap severlerle buluşan eser Amerikalı yazar Guy Finley’in imzasını taşıyor. Kişisel gelişim kategorisinde en çok arananlar arasında yer alan “Vazgeçebilmek” kısa öykülerden oluşuyor. Her bölüm  öğrenilecek bir ders ve gerçekleştirilecek bir fikir içeriyor. Yazarın her bölümün sonunda sahte “ben” ile gerçek “ben” arasındaki farkı ilgi çekici bir dille anlattığı,her sayfasında yeni fikirler keşfedeceğiniz ve olaylara bakış açınızı geliştirecek bu kitabı gelin beraber inceleyelim.

Vazgeçebilmek ve geride bırakmak Bazen acılara katlanmanız gerekiyormuş gibi hissettiğiniz oldu mu? Ya da birçok insanın yaptığı gibi acı çekmenin iyi bir şey olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, değil. Eser, tam da bu konuya işaret ediyor. Temel ilkesi, hayatta bize hizmet etmeyen her şeyden vazgeçebilmenin önemini anlatmak ve bunun nasıl olacağı konusunda rehberlik etmek olan kitap, oldukça anlaşılır ve akıcı bir dile sahip.

Yazar vazgeçebilmenin ne olduğunu anlatmak için öncelikle ne olmadığının altını çiziyor. Yalnızca mutsuzluk veren durumu ve acıları geride bırakmak istemenin yetersiz olduğunu, bunu başarabilmek için ardında bırakmanın tam olarak ne olduğunu anlamamız gerektiğini ekliyor.

Geride bırakmak; geçmişi düşünerek hayıflanmak değildir, mutsuzluğunuz için başkasını suçlamak değildir, sorunlara endişe içinde çözüm aramak değildir, beklentilerini düşürmek değildir, yaşadığınız problemleri görmezlikten gelmek değildir.

Geride bırakmak; bu üzgün Ben’den vazgeçerek farkına varmak, sessizce kendi gerçekliğinizi kabul etmek demektir. Öncelikle hayatınız boyunca taşıdığınız yenilgilerin sizi özel biri değil, üzgün biri yaptığını kabul etmelisiniz. Bir felakete tutunmanın size hiçbir faydası yoktur.

Guy Finley’e göre; “Geride bırakmak, kırgınlıklara saplanıp kaldığınızı fark etmenizi takiben gelen doğal bırakıştır.” Yani bir korkuya kapıldığınızda yapmanız gereken ona tutunup sürüklenmek yerine korkunun bilincinde olarak kendinizi ve hissettiklerinizi gözlemlemektir. Bu farkındalığı yarattığınızda kaybettiğiniz tek şey korkunun kendisi olacaktır. Kitapta geçen bir diğer söz ise; “Eğer hatalı olduğunuzu görüyorsanız, o zaman o anda hatalı olmayı bırakabilirsiniz.” şeklindedir. Sorun hiçbir zaman hatalı olmak değildir, sorun hatayı üreten duyguyu savunmak veya inkâr etmektir. Size hizmet etmeyen mutsuzluğa kafa tutmanın tek yolu, ona kendi yaşam pencerenizden bakmaktır. Kitap bu ve bunun gibi birçok farkındalık artıran fikirden oluşuyor.

Özetle “Vazgeçebilmek”, kişisel gelişimine önem verenlerin, kendine yeni perspektifler katmayı sevenlerin mutlaka okuması gereken etkileyici bir kitap. Bazen aklımızdan geçen ama dile getiremediğimiz düşünce ve duyguları paylaşabileceğiniz bir dost gibi Finley. Vazgeçme kavramını gri bir alanda tutan Finley, kendimizi ve dış dünyamızı etkileyen olaylara ve ilişkilere karşı verilen sert tepkilerin önüne geçmeye çalışarak daha huzurlu bir içsel yolculuk vaat ediyor. Yaşadığımız üzüntü ve öfkeleri aşmak adına gösterilen aşırı çabaların nafile olacağını savunan Finley, ayrıca olduğumuz halden de uzaklaşacağımızı savunuyor. Bu noktada da geride bırakmak kavramıyla vazgeçmek kavramı arasındaki bağlantı ortaya çıkıyor. Buna ek olarak Finley, yaptığımız hataları da geride bırakabileceğimize dikkat çekiyor.Hataların kendisi ve sonuçlarından ziyade nedenine odaklanırsak daha kalıcı çözümler bulabileceğimizi ve bu sayede yıpranmamış, taze benliğimizi koruyabileceğimizin altını çiziyor.

Her insan bazen işlerin yolunda gitmediğini hissedebilir. Fakat yalnızca yeni bir bakış açısı kazanabilirsek bu durumu değiştirmek mümkün olacaktır. Bunun yanı sıra aslında içimizde var olan ama varlığından haberdar dahi olmadığınız yaklaşım metodlarını gösteren  eser, yeni bakış açıları keşfetmeniz için sizleri bekliyor…