Tüketim, Tüketim Alışkanlıklarının Değişimi, Aşırı Tüketim ve Nedenleri

Yaşamını sürdürebilmek için tüketim anlamında aslında sadece beslenme, barınma ve giyinme gibi temel ihtiyaçların karşılanması insanoğlu için yeterlidir. Fakat farklı ürünlere olan talep, değişen toplumsal hayat, ilerleyen teknoloji, küreselleşme ve gelişen ekonomik koşullar ile birlikte her geçen gün artmaktadır. Temel ihtiyaçların yanında, daha iyiye ve yeni olana karşı duyulan merak ve bu merakın modern reklamcılık araçlarıyla uyarılması toplumu tüketime, daha da önemlisi sınırsız ve nedensiz tüketime itmektedir.

Günümüz insanı, örneğin kahve almak üzere evinden çıktığında elinde büyük bir alışveriş torbasıyla eve dönebilmekte, yeni aldığı kıyafetlere yer bulamadığı için dolabını yenilemekte ve sürekli olarak bilgisayar veya telefon değiştirmektedir. İşin belki de daha ilginç olan yanı ise bunların ve daha da çeşitlendirilebilecek bu tip örneklerin hepimize son derece sıradan gelmesidir.

Tüketim; üretilen mal ve hizmetlerin, gereksinim ve istekleri karşılamak amacıyla insanlar tarafından kullanılmasıdır. Üretim yapılabilmesi ve bir ülkenin ekonomisinin büyüyebilmesi için talebin ve tüketimin olması gerekmektedir. Diğer yandan bir mala ihtiyaç veya talep olmaması durumunda ise o malın üretimine ve üretim için yapılacak yatırıma da gerek kalmayacaktır. Dolayısıyla tüketimde, bireylerin ve yönetimlerin ekonomik büyümeyi destekleyecek fakat gereksiz harcamalardan kaçınacak şekilde bir politika benimsemeleri gerekmektedir.

Kısa tarihçe

Tarih öncesi çağlardan beri avcı ve tüketici olan insanlar hep ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapmışlardır. Kendi üretemedikleri ürün ve eşyayı da kâr gözetmeksizin değiş tokuş yaparak sağlamışlardır. Gerçek anlamda tüketicilik ise 16. yüzyılda serbest piyasa ekonomisine geçiş ile başlamıştır. Bu dönemde ilk büyük tüketim Avrupa toplumunun varlıklı kesimlerinin şekere olan talebi ile kendini göstermiştir. Bu talep neticesinde Avrupa’nın yeni kolonilerinde şeker üretimi artırılmış ve böylece şeker, dünyanın ilk büyük tüketim ürünü olarak tarihteki yerini almıştır. Gerekli bir gıda malzemesi olmayan şeker, yarattığı bağımlılık nedeniyle dünyada ilk kez ihtiyaç dışı bir ürünün üretimine destek verilmesine neden olmuştur. 

Çağdaş İngiliz İktisadi ve Sosyal Tarih uzmanı ve Cambridge Üniversitesi öğretim Üyesi Neil McKendrick’in iddiasına göre, modern tüketimin kitleleşmesi ve tüketim devriminin doğuşu 18. yüzyılda İngiltere’de olmuştur. Bu dönemle beraber artık tüketim sadece zorunlu ürünlerle sınırlı olmaktan çıkmış, lüks ve gösterişli tüketim mallarına yönelim başlamıştır. Takip eden dönemde, “Sanayi Devrimi” ile birlikte, fabrikalarda üretim başlamış, Amerikan ve İngiliz ekonomilerinin 19. yüzyıldaki gelişimi, yeni tip tüketici profilini ortaya çıkarmıştır. Fransız düşünür ve sosyolog Jean Baudrillard’ın kapitalizm öncesine ait insan ve toplum olarak tanımladığı “doğal insan” ve “doğal toplum” kavramları artık yerini, “tüketim toplumu” ve “tüketim kültürüne” bırakmıştır. 

Günümüzde tüketiciler, ihtiyaç duyulmayan ürünlere gereksiz yere harcama yapıp aşırı tüketime yönelmektedir. Çoğu zaman yapılan bir alışveriş de başka bir ürüne olan talebi tetiklemektedir. Bu zincirleme etkiye ünlü yazar ve filozof Diderot’ya atfedilen bir öykü nedeniyle “Diderot Etkisi” denmektedir. Öykü şöyledir: Diderot’nun borçları artmış ve borçluları kapıya dayanmıştır. Sıkıntılı bir kaçış ve oyalama sürecinin sonunda farklı bir kanaldan aldığı yüklü bir ödeme ile Diderot tüm borçlarını kapatır. Nihayet rahatlayan ve maddi sorunlarını aşan Diderot, ne zamandır sahip olmak istediği pahalı ve şık bir sabahlığı satın almakta tereddüt etmez. Yazar, sabahlığı almıştır almasına ama bu sefer de bu son derece güzel sabahlığın yanında evdeki diğer eşyalar gözüne batmaya başlamıştır. Borçluları ile ilgili yaşadığı sıkıntılı süreci hızla unutan Diderot, kendisine eski ve kötü görünen tüm eşyaları değiştirmeye başlar. Yazarı bekleyen son eskiye dönüştür; sabahlık almak için çıktığı bu maceranın sonunda yeniden tüm parasını kaybedecek ve borç defterini kabartacaktır. 

Hikâyenin de sahip olduğu ana fikir gibi harcama yaparken kişinin mutlaka kendi maddi koşullarını göz önünde bulundurması gerekir. Gerekli ihtiyaçların temininde kaynakların kullanımı tabii ki söz konusudur fakat bu kullanımın sınırlı olmasına dikkat etmek en önemli koşul olmalıdır.

Modern dünyanın insanı olmak için tüketmek gerekir düşüncesi özellikle medya ve reklamlar aracılığı ile tüketiciyi alışverişe yönlendirmektedir. İhtiyaçlar giderek çeşitlenmekte, diğer taraftan sosyalleşmek, yeni çevre edinmek veya statü sahibi olmak için de alışveriş yapılabilmektedir. Bu bağlamda ise medyanın gücü ve internet, alışveriş alışkanlıklarını beslemekte ve yukarıda saydığımız maddeleri sanki hayati nedenlermiş gibi yansıtmaktadır. Televizyon ve internet reklamları, her gün yenilenen ürün yelpazesi ile tüketicide merak uyandırmaktadır. İnsanlar boş zamanlarında çevrimiçi alışveriş sitelerinde gezinerek vakit geçirmekte ve ancak yeni ürünler alarak mutlu olabileceklerini düşünmektedirler. İçinde her şeyi barındıran alışveriş merkezleri ise tüketicilere aileleri ile birlikte geçirecekleri eğlenceli bir günü, alışverişi-yemek-sinema birlikteliği ile tanımlamaktadır. Bu hâliyle eğlence kavramı tüketim düzlemine indirilmekte ve bireye “tükettiğin kadar eğleneceksin” denmektedir. Diğer taraftan, pek çok kampanya ile desteklenen “özel günler” tüketimi teşvik etmektedir. Gerçekleştirilen yüksek satış rakamları ise adeta “özel günler ekonomisi” yaratmakta ve bu da yine eğlencenin tüketimle özdeşleşmesine neden olmaktadır.

Son dönemde ise dünyadaki tüm dengeleri değiştiren pandemi süreci, insanların alışveriş davranışlarını hiç de beklenmeyen bir şekilde değiştirmiştir. Kısıtlamalar ve sokağa çıkmanın neden olduğu endişe sonucunda evlerde geçirilen zamanın fazlalaşması alışverişin çoğunlukla e-ticaret sitelerine kaymasına neden olmuştur. Gıda alışverişlerinden kozmetiğe, ev eşyalarından bilgisayar ve tablet satışlarına, hemen her alanda ciddi artışlar yaşanırken eskinin tırmanan lüks eşya tüketimi düşüş trendine girmiştir. Sosyal ortamların azalması ve tabii pandemi sürecinin insanlığa gerçekte neyin önemli olduğunu göstermiş olması bu yeni yönelimde hiç şüphesiz etkili olmuştur.

Tüketim, üretimin varlık nedeni olması nedeni ile ihtiyaçlar dahilinde yapıldığı sürece verimli ve değerli olacaktır. Fakat durum, kontrolden çıkıp ihtiyaç harici ve gereksiz yere yapılan sürekli harcamalar hâline gelirse artık bunun adı tüketim çılgınlığıdır. Uzun dönemde ise bu kontrolsüz durum hem insanlar, hem ülke ekonomileri, hem de çevre için bir tehdit potansiyeli taşımaktadır.

Kaynakça

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/913540

https://www.businessturkiye.com.tr/arastirmalar/yeni-medya-ile-degisen-tuketim-anlayisi/

https://www.mahfiegilmez.com/2019/12/tuketim-clgnlg-ve-diderot-etkisi.html

https://moral.yetkin-forum.com/t1649-temel-ihtiyaclarmz-nelerdir

https://oncecouponatime.com/tr/inshopping/degisen-alisveris-aliskanliklarimiz-ve-asiri-tuketim

https://w3.sdu.edu.tr/haber/9851/pandemi-donemi-alisveris-aliskanliklarini-degistirdiç

https://www.capital.com.tr/yonetim/pazarlama/ozel-gunler-ekonomisi