Sébah&Joaillier’den Siyah-Beyaz Osmanlı

Fotoğrafın, 1826 yılındaki keşfinden sonra ‘sanat mı?’ yoksa bir ‘bilim dalı mı?’ olduğu uzun süre tartışıldı. İlk stüdyolar 1840’larda Fransa’da açıldı ve aynı dönemde gezgin fotoğrafçılar dünyayı dolaşmaya başladılar. Bu fotoğrafçılardan bazıları Osmanlı topraklarına ayakbastı ve birkaçı hayatlarının sonuna kadar Osmanlı topraklarında kaldı. İlk stüdyo 1850’de Edirne doğumlu Kargopoulo tarafından açıldı ve ardından sektör hızla gelişmeye başladı.

19. yüzyılın ikinci yarısında fotoğrafçılığın altın çağı yaşandı dersek yanılmayız. Açılan stüdyolar içinde en önemliler arasında yer alan, aynı zamanda birçok tarihçiye göre de Osmanlı dönemindeki en meşhur ve oryantalizmin en güçlü temsilcisi olarak anılan Sébah&Joaillier olmuştur.

Stüdyonun ismi iki Fransız tarafından kurulduğu düşüncesini uyandırır, ancak temelleri 1857 yılında Süryani ve Ermeni Katolik kökenli Pascal Sébah ile abisi Cosmi tarafından atılmıştır. Kardeşler, Tophane’deki Tomtom sokakta kapı numarası 10 olan binada "P.Sébah - Société Photographique" adı altında stüdyolarını açtılar. Adı resmi olarak geçmese de Antoine Laroche adında bir Fransız fotoğrafçının kardeşlere çok yardımcı olduğu biliniyor.

Stüdyoda genel olarak kabin portre denilen klasik çekimler yapılırdı. Ancak Pascal Sébah çok meraklı ve hiperaktifti, sürekli yeniliklerin peşinde koşar, özellikle farklı dekorasyonlar hazırlayıp dış mekânları stüdyo içine sokmayı başarırdı. 1860'ların başında Grande Rue de Pera, yani günümüzün İstiklal Caddesi numara 232’de bir şube açtılar. Tomtom stüdyosu baskı ve negatif atölyesi olarak işlevine devam etti. O zamanlar “Jardin des Fleurs” diye adlandırılan günümüzün Çiçek Pasajı’nda bir şube açınca 1866’da 232 numaradaki yeri, İtalyan kökenli başka bir fotoğrafçıya; Tancrède Dumas’ya devrettiler.

Sébah, dış mekân çekim tekniklerini geliştirdi, hatta Atina’ya kadar gidip çekimler yaptı. 1868’de eski Rus Elçiliği’nin, günümüzün Rus Konsolosluğu’nun yanındaki 439 numarada büyük stüdyolarını açıp “El Chark”, yani “Doğu” adını verdiler. Bu adres stüdyonun bilinen meşhur binasıdır, Cadde-i Kebir üzerinde on yıllar boyunca meşhur markanın panosu dükkânın girişi üzerinde asılı durdu.

Büyük Beyoğlu yangını 1870’de Çiçek Pasajı’ndaki şubeyi tamamen küle çevirdi. Stüdyoda ne varsa yandı ve büyük bir hazine kaybolmuş oldu. Sébah, moral olarak yıpranmış, önemli çalışmaları da yok olmuştu. Yok olan cam negatiflerden basılan eserlerin günümüzde bulunma ihtimali zayıf olmakla birlikte tekrar basılmaları mümkün değildir, bu da nadirlik konusunda bu fotoğraflara ek önem ve değer katmaktadır.

Pascal Sébah’ın Osman Hamdi Bey ile yakın arkadaşlığı vardı. Osman Hamdi, yaptığı tabloların bazılarında Sébah’ın fotoğraflarından bir yardımcı görsel araç olarak yararlandı hatta görsellerin birçoğunda kendisi istediği kıyafetle poz verdi. Bu fotoğraflardaki pozları kadraj tekniğiyle tuvallerine aktarıyordu.

Bazı uluslararası sergilerde ödüller kazandılar. Gelişen ve ilgi çeken şehirler içinde olan Kahire’de 1873 yılında bir şube açtılar. Aynı yıl yoğun geçti, özellikle bir proje çok önemliydi; Pascal Sébah, Viyana Fuarı için Osman Hamdi Bey'in Fransızca hazırlayıp yazdığı “Les Costumes Populaires de la Turquie” (Elbise-i Osmaniye) kitabının içindeki tüm 74 fotoğrafı stüdyosunda çekti. Kitabın sadece birkaç adedi fuara yetişmiş olsa da o dönem büyük sükse yaptı ve akabinde Devlet Nişanı ile onurlandırıldı. Bu büyük başarının ardından ağabeyi Cosmi, kendi çalışmalarını yapmak için 1875 yılında kendi stüdyosunu açtı ve kardeşlik ortaklığı sona erdi. Cosmi’nin solo kariyerinde pek de önemli çalışmalar yapmadığını gözlemleyebiliriz.

Pascal Sébah hastaydı, çalışmaları aksaklıklarla devam ederken Tomtom stüdyosunda bir yangın oldu ve birçok çalışma yok oldu. Sağlığı yıpranan Sébah 1883 yılında bir beyin kanaması geçirdi ve ardından felç oldu. Sébah çalışamayacak vaziyete gelmişti. Oğulları Jean 11, Joseph ise 10 yaşında olduğu için Sébah’ın yardımına yine ağabeyi Cosmi koşacak, fakat işler istenildiği gibi gitmeyecekti. Stüdyo için şanssız giden iki yılın ardından Sébah ailesi 1885 yılında Polycarpe Joaillier adında bir Fransız katolik levantene ortaklık önerdi. Bu gelişme Osmanlı’da fotoğrafçılık ve oryantalizm konusunda çığır açan, ciddi bir ortaklık olacaktı.

Polycarpe Joaillier,1848’de İstanbul’da doğdu. Babasının henüz 1855 yılında vefat etmesiyle iki küçük erkek kardeşi ve anneleriyle yalnız kalmış, gelir kaynakları yok olmuştu. Babasının yakın arkadaşı, kendisinden 25 yaş büyük aile dostu olan Pascal Sébah, Joaillier’leri himayesi altına aldı. Hatta ailenin bir kısmı bir süre stüdyonun bulunduğu 439 nolu binada oturdu. Meraklı Polycarpe eğitiminden arta kalan zamanlarda Sébah’ın yanında fotoğrafçılığı öğrenip kendisini geliştirdi. Felç sonrası Sébah ve eşi, öz oğulları gibi gördükleri, kendi küçük çocuklarına destek olabileceğine inandıkları ve fotoğrafçılığını gayet iyi ilerleten Polycarpe Joaillier’ye ortaklık teklif ettiler. Joaillier manevi bir borcu olduğuna her zaman inanıyordu, ayrıca bu işi zevkle yapabileceği için ortaklığı kabul etti.

Fakat henüz bir yıl geçmemişti ki, Pascal Sébah 1886’da vefat etti. Joaillier’nin ağırlığı artık stüdyoda hissediliyordu. 1889 yılında Alman İmparator II. Kaiser Wilhelm bir İstanbul seyahatinde eşiyle fotoğraflarını çeken stüdyoya Prusya Sarayı fotoğrafçısı unvanını verdi. Bu unvanı portre kartlarının üzerinde işleyerek ciddi bir prestij kazandılar. Ortaklık dönemi stüdyonun zirve noktasına ulaşmasını sağlamıştı. Joaillier’nin ticari zekâsı ve yurt dışı ilişkileri oryantalizmi dünyaya yaymalarına destek olmuştu.

Fotoğrafa çok meraklı olan II. Abdülhamit, 1893’te Osmanlı propagandası çerçevesinde ABD, İngiltere ve Fransa’ya bazı fotoğraf albümleri gönderdi. Bunlardan iki tanesi Sébah&Joaillier tarafından çekildi. Stüdyoları bu iki albümle hem bir devlet nişanı daha, hem de “Osmanlı Sarayı Fotoğrafçısı” unvanını kazandı.

Kartpostallardaki fotoğraf baskılar 1895 yılından itibaren başladı. Max Fruchtermann gibi bazı basım evleri stüdyodan fotoğraf temin edip kartpostal basarlardı. Diğer stüdyolardan da temin edilse de Sébah&Joaillier fotoğrafları bu tip kartpostallarda en yoğun kullanılan fotoğraflar oldu.

1899'da en büyük rakipleri Abdullah Frères, Pera'daki rekabete dayanamadı ve arşivleriyle birlikte Sébah&Joaillier tarafından 1.200 liraya satın alındı. Sébah&Joaillier Stüdyosu büyümüş fakat dramatik şekilde işin sonu yaklaşmıştı. Polycarpe Joaillier 1904 yılında doğduğu şehirde vefat etti. Her birinin oğulları, Jean Sébah ile Gustave Joaillier, bir süre stüdyoyu beraber işletmeye devam ettiler. Dört yıl sonra ise stüdyoya 1908 yılında Agop İskender ortak oldu. Joaillier ailesi Osmanlı’yı savaşın başlamasıyla istemeden terk ederken ortaklıklarını da sonlandırdılar. Sadece ilk kızı Marie Antoinette evli olduğu için şehirde kaldı. Stüdyoyu 1934’te Agop’un oğlu Bedros ve İsmail İnsel devraldılar, Jean Sébah da paylarını bıraktı. Şirket aynı sene isim değiştirdi ve Foto Sabah adını aldı. 1952’de Beyoğlu’nda Atlas Pasajı’nın karşısına taşındı, 1973’te ise bir yüzyılı aşkın tarihiyle Foto Sabah adı altında kapılarını kapattı.

Sébah & Joaillier ve ardıllarının tüm bu fotoğrafları yakın tarihimize ışık tutmaktadır. Bazı görüntülerin günümüzde elde edilmesi mümkün değildir. Hepsinin ortak özelliği ise fotoğraflarda görüntülenen tüm insanların bugün hayatta olmamasıdır.

Referanslar:

www.sebahjoaillier.com

İstanbul Pangaltı Katolik Mezarlığı arşivleri

St Esprit Katedrali ve St Pauli Kilisesi arşivleri

Engin Özendes, Sébah & Joaillier’den Foto Sabah’a, YKY

Bahattin Öztuncay, Dersaadet’in Fotoğrafçıları, İstanbul, Aygaz, Aralık 2006

Gülderen Bölük, İstanbul’un 100 Fotoğrafçısı, Kültür AŞ, İstanbul, 2009