Pandemi ve Beden Algısı

COVID-19 pandemisinin hayatımızda sebep olduğu değişikliklerden biri de şüphesiz ekran başında geçirdiğimiz sürenin artmasıdır. Özellikle iş yaşamının da sanal âleme taşınmasıyla bilgisayar başında geçirdiğimiz süre uzamış ve iş arkadaşlarımızla yüz yüze yaptığımız görüşmeler yerini Zoom veya benzeri uygulamalarla yürütülen sanal toplantılara bırakmış durumdadır. Finans veya uluslararası ticaret gibi bazı iş alanlarının temsilcileri ise mesai saatlerinin neredeyse tamamını bilgisayar başında bir toplantıdan diğerine bağlanarak geçirmektedir. Boş vakitlerde ise, belki biraz da iş yerinin getirdiği stresi azaltmak için, sosyal medyada geçirilen zaman ister istemez artmakta, bu da bilgisayarda geçirilen toplam süreyi fazlalaştırmaktadır. Toplantıların yüz yüze yapıldığı, çalışma aralarında yürüyüşe çıkılan, iş arkadaşlarıyla birlikte yemek yenilen eski düzen yerini, sanal toplantılar arasında sosyal medyanın sık sık kontrol edildiği yeni bir düzene bırakmış durumdadır.

Yapılan çalışmalar, sürekli sanal ortamda toplantılara katılmanın, kalan zamanın çoğunu da mecburen sosyal medyada gezinerek geçirmenin insanın beden algısı üzerine olumsuz etkileri olduğunu ortaya koymuş durumdadır. Bu yazımızda bilgisayar karşısında geçirilen ve pandemi ile birlikte artan sürenin beden algımız üzerindeki etkisini inceledik.

Zoom etkisi: Gün boyu ayna karşısında olmak

Eğer gün boyu Zoom ve benzeri uygulamalar aracılığıyla toplantılara katılıyorsak aslında farkında olmadan küçük bir çerçeve içinde devamlı kendi yüzümüze de bakmak mecburiyetinde kalırız. Bu durumu gün boyu ayna karşısında olmaya benzetebiliriz. Dolayısıyla ister istemez yüzümüzde hoşumuza gitmeyen unsurlar algımızda daha fazla yer kaplamaya başlar. Örneğin, burnumuzun şeklinden hafif bir memnuniyetsizlik duyuyor olabiliriz. Ancak bu memnuniyetsizlik hayatın normal akışında unuttuğumuz ve üzerinde ciddi olarak düşünmediğimiz bir olgudur. Fakat kendi görüntümüze bakarak geçirdiğimiz saatler sonunda ise bu durum artık düşüncelerimizde giderek daha fazla yer kaplamaya başlayabilir. Üstelik bu süreç genelde biz farkına varmadan bilinç dışımızdan işlemektedir. Günler ve haftalar boyunca bu durumun tekrarlanması halinde farkında olmadan kendimizi ayna karşısında düşüncelere dalmış olarak bulabiliriz.

Çalışmalar, ayrıca yüzümüzü diğer insanların yüzünün yanında sürekli görmenin de beden algısını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Sanal toplantı uygulamalarında portremiz diğer insanların portreleri yanında kıyas yapmaya uygun şekilde saatlerce durabilmektedir. Bu maruz kalma durumu sonucunda ise insanların kafasında şu düşünceler kolaylıkla oluşabilmektedir: ‘Benim saçım diğer insanların saçından daha sağlıksız görünüyor.’, ‘Cildim diğer insanlara göre daha yaşlı görünüyor.’ veya ‘Burnum diğer insanların burnundan daha çirkin.’ gibi...

Sosyal medya illüzyonu

Beden algısını etkileyen bir diğer etken şüphesiz ki sosyal medyadır. Yapılan çalışmalar pandemi döneminde insanların sosyal medyada gezinerek geçirdiği sürenin arttığını göstermektedir. Bu esnada, sosyal medyada idealleştirilen görüntülerin aslında fiziksel ve dijital birçok modifikasyon sonucu ortaya çıktığını unutmak da gayet kolay olmaktadır. Elbette başta bunu biliyor olsak da günün çoğunu sosyal medya karşısında geçirdiğimizde yeni gerçekliğimizin bu olması kimi zaman kaçınılmaz olmaktadır. Unutulmaması gereken şey; sosyal medyada karşımıza çıkan güzellik kavramının aslında teknolojinin de yardımıyla oluşturulan ‘sanal’ bir gerçeklik olduğudur.

Suçluluk psikolojisi: Kapanma sırasında evde ne yaptın?

Belki de hepimizin karşılaştığı bir diğer kavram da ‘pandemi dönemini verimli geçirme’ düşüncesidir. Bu düşünce adeta bir mecburiyet gibi sunulmakta, hatta tanınmış yüzlerle yapılan reklamlarla bu algı pekiştirilmektedir. Halbuki eve kapanmak zorunda olan bir kişinin, ki bu bir nevi hapis hayatı düşüncesidir, bu psikolojiyi kolaylıkla terk etmesi ve her anını fiziksel bedeni üzerinde düşünerek geçirmesi mümkün değildir. Her ne kadar son zamanlarda yasaklar gevşetilmiş olsa da başlarda eve kapanmaların yoğun uygulandığı dönemde insanların üzerinde kapanma zamanını verimli geçirme baskısının oluştuğu görülmektedir. Bu psikolojinin de beden algısını negatif yönde etkilediği düşünülmektedir. Kapanma psikolojisiyle tüm zamanı sürekli verimli geçirmek her zaman mümkün olamayacağı için bu gereksiz yönlendirmeler neticesinde insanlar bu dönemde vücutlarını yeterince geliştiremedikleri, kendi güzelliklerine yeterli vakti ayıramadıkları düşünceleri ile baş başa kalabilmektedir. Bu da uzun vadede suçluluk psikolojisine ve beden algısında olumsuz değişikliklere yol açabilmektedir.

Görüldüğü gibi pandeminin beden algısına etkisi birçok faktörden kaynaklanan ve hızla karmaşıklaşabilen bir konudur. Bu konuda yapılabilecek en basit şey insan beyninin bu şekilde etkilenmelere açık olduğunun farkında olmak ve beden algımızla ilgili olumsuz düşüncelerin zihnimizde çok fazla yer kaplamasına müsaade etmemektir.