Lonca Düzeni Nedir?

Kökeni, 18. yüzyılda İtalya’da kullanılan ‘loggiya’ kelimesine dayanan ‘lonca’; belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek anlamına geliyor. Osmanlı Devleti döneminde, esnaf ve zanaatkarların bir araya gelerek görüşme yaptıkları alanlar lonca olarak anıldığı için bu teşkilatlanma da aynı adı aldı. Yardımlaşma ve dayanışma amacıyla kurulan loncalar aynı zamanda mesleki bir örgüttü. Her esnaf mutlaka bir loncaya kayıtlıydı ve kayıtlı olduğu loncanın koruması altında bulunuyordu. 

Anadolu’da 13. yüzyılda kurulan ilk esnaf ve zanaatkarlar topluluğu ise ahilik teşkilatıydı. Osmanlı Devleti’nde iktisadi yapının değişmesi ve sınırların genişlemesi ile birlikte Müslüman olmayan toplulukların da Osmanlı ticaretinde yer alması ahilik teşkilatını yetersiz kılmaya başladı. Bu nedenle her ne kadar lonca düzeninin temelini ahilik oluştursa da ahilik teşkilatının sınırları dışında kalan diğer esnaf türleri ve gayrimüslimler de Lonca Teşkilatı altında biraraya geldi. Osmanlı Devleti’nın sınırlarının genişlemesiyle beraber devlet içerisindeki milletlerin artışı ve özellikle İstanbul’un fethi lonca teşkilatını organizasyonel bir yapıya dönüştürdü.

Loncaların üretimde ve ticarette uymaları gereken kurallar, devletin koyduğu kalite standartları ve fiyat sınırlamalarının yanı sıra ahilik prensipleri de benzerlik gösteriyordu. Örneğin; mesleğe sadakat, gelenek ve göreneklere bağlılık gibi çeşitli ortak değerlere sahip olan loncalarda, lonca heyetlerinin aldığı kararlara uymayanlar için cezai yaptırımlar uygulanıyordu. En hafif haliyle para cezası veya loncadan çıkarma gibi cezaların yanında kişiyi ilgili alanda hiç bir yerde çalışamaz hale getiren sanattan alıkonulma cezası gibi ağır uygulamalar da söz konusuydu.

Osmanlı kentlerinde faaliyet gösteren lonca teşkilatı ekonomik ve ticari hayatın merkezi konumundaydı. Bu bağlamda lonca teşkilatlarının en önemli fonksiyonlarından birinin yüzyıllar boyunca devlet yönetimi ile esnaf ve şehir halkı arasında bir köprü vazifesi görmek olduğu söylenebilir. Loncalar; satılan ve üretilen malların kalitesini yüksek tutmak, standart üretimi devam ettirmek, esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmak, gelenek ve göreneklerin bozulmaması için önlemler almak ile yükümlüydü. Elde edilen malın, müşteriye en kısa yoldan ulaşmasını da yine lonca teşkilatları sağlardı. Ayrıca hileli işlemleri veya düşük kaliteye sahip ürünleri belirleme konusunda hassas olan loncalar ilkelerine aykırı hareket edenleri cezalandırmak, iş yerlerinin hesaplarını denetlemek ile yükümlüydü. Her lonca kendine özgü bir bayrağa ve sancağa sahipti. Lonca teşkilatının yönetim yapısı ve örgütlenmesi ise kethüda, lonca ustası, yiğitbaşı, işçibaşı, ihtiyar ustalar ve idare heyeti gibi unsurlardan oluşuyordu. 

Özellikle 18. yüzyılda altın çağını yaşayan loncalar, Osmanlı Devleti’nde büyük önem arz eden üretim ve iç denetim fonksiyonlarını yerine getirdi. Fakat zamanla Avrupa’da üretilen ürünlerin ülke sınırlarından girişi ve kapitülasyonlar ile lonca teşkilatlarının mevcut düzeni sarsılmaya başladı. Yeterli sermaye birikimine sahip olmayan, Batı’ya göre basit aletler ile üretim yapan ve usta-çırak ilişkisi nedeniyle rekabet kültürüne sahip olamayan loncalar Batı’nın ürettiği farklılaşmış ürünler ile rekabet edemez hale geldi. Sonuçta 18. yüzyılın ortalarında çarşı ve dükkân sayısının çoğalması, gerçek esnaf ve zanaatkar olmayanların da buralarda işyeri tutmaları lonca düzenini temelden sarstı. Bu nedenle Osmanlı Devleti, her alanda iş yapacak esnaf ve zanaatkar sayısını sınırlandırarak bir tür tekel düzeni kurmaya çalıştı. Gedik adı verilen bu düzende, elinde esnaf ya da zanaatkar belgesi olmayan kişilerin dükkân açması yasaklandı. Ekonomik gelişmeyi ve rekabeti önleyici bu sistemin tartışmalı başarısı nedeniyle 1913'te kabul edilen bir yasa sonucu Gedik sistemine son verildi. Dolayısıyla bu durum lonca teşkilatlarının en azından kendi dönemlerindeki görev ve sorumluluklarının sona ermesine yol açmıştır.