Kişisel Sağlık Teknolojileri

Nabzımızı ölçen akıllı saatlerden, kan değerlerindeki anlık değişikliklere göre kalp krizi riskini hesaplayan karmaşık cihazlara kadar hastanın profesyonel bir sağlık çalışanına ihtiyaç duymadan kullanabildiği teknolojilerin hayatımızdaki yeri giderek genişlemektedir. Hepimizin tecrübe ettiği gibi tüm dünya geçtiğimiz yıldan beri COVID-19 pandemisi nedeniyle sağlık hizmetlerine ulaşımın zorlaştığı bir dönemden geçiyor. Bu, sağlık teknolojisi şirketlerinin hastanın bir sağlık kuruluşuna başvurmadan evde kendi kendine kullanabileceği teknolojilere yatırım yapmasını teşvik eden bir süreç yaratmıştır. Biz de bu yazımızda bu teknolojilerin çeşitlerinden, hayatımıza olumlu ve olumsuz etkilerinden bahsetmek istedik.

Kişisel sağlık teknolojileri nelerdir?

Aslında uzun süredir hayatımızda olan ve yaygın olarak kullanılan akıllı saatler bu teknolojilerin en bilineni ve en basiti olarak düşünülebilir. Akıllı saatlerin, örneğin gün içinde kalp atış hızımızı ölçerek yolladıkları bildirimlerle bizi bilgilendirmesi bu cihazların standart bir özelliğidir. Bu, alıştığımız ve oldukça basit bir süreç gibi görünse de, çok değil, sadece 5 yıl önce söz konusu takibin ancak Holter monitörü denen oldukça büyük bir cihazla mümkün olduğu unutulmamalıdır. Tabii ki bu akıllı saatler Holter cihazıyle elde edilen bilginin sadece küçük bir kısmını sağlamakta, Holter’in tüm özelliklerini henüz sunmamaktadır. Fakat böyle olsa bile kolumuza taktığımız küçük bir dijital saatin gün boyunca kalp atış hızımızdaki değişikliği kaydetmesi ve bize sunabilmesi çok önemli bir gelişmedir. Ayrıca bu bilginin yorumlanması için karmaşık bilgisayar programlarına ya da bu cihazların kontrolünü yapan teknisyen ya da uzmanlara ihtiyaç duyulmaması büyük bir kullanıcı avantajıdır.

Son birkaç yıl içinde Elektrokardiyografi (EKG) denen ve kalpteki elektriksel aktiviteyi ölçen sistem de akıllı saat teknolojisine entegre edilmeye başlanmıştır. EKG normalde ancak yetkin sağlık personeli kontrolünde büyük cihazlar ve kablolarla kullanılabilirken, yeni teknolojilerle sadece saate dokunarak benzer veriler elde edilebilmektedir. Bu teknoloji henüz yeni kullanılmaya başlanmış olmasına rağmen bazı kalp ritim düzensizliklerinin tanısını koymak için ABD’de devlet onayı almış durumdadır. Bu kapsamda akıllı saatin çektiği EKG ile hastalar eğer kalpte bir ritim düzensizliği oluşursa anında bilgilendirilmektedir. Bu teknolojinin çok yakın gelecekte kalp krizine tanı koyacak, kandaki oksijen miktarını ölçecek şekilde geliştirileceği düşünülmektedir.

Daha yeni olarak ise beyindeki elektriksel aktivitenin ölçülerek stres düzeylerinin tespit edildiği bazı ürünler de yakın zamanda piyasaya sürülmüştür. Kafa bandı şeklinde kullanılan bu ürünler sayesinde kullanıcı, akıllı telefon üzerinden beyin dalgalarını anlık olarak görüntüleyebilmektedir. Böylece kişi, stres seviyesinin düşüncelerine göre nasıl değişkenlik gösterdiğini gözleyebilmekte ve uyku kalitesini ölçebilmektedir. Bu teknolojinin yakın gelecekte anksiyete, depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmektedir.

Kişisel sağlık teknolojilerinde gelecek nasıl görünüyor?

Yukarıda saydıklarımız sadece gelişen teknolojiyle yapılabileceklerin küçük bir özeti,  buzdağının görünen kısmıdır. COVID-19 hastalığına yakalanan ancak hastaneye yatış imkânı bulamayan hastalar için evde oksijen ölçümü yapan “Pulse Oksimetre” cihazları kullanılmaktadır. Bu cihazları parmağına takan hasta, kanındaki oksijen miktarını ölçerek düşüklük olması durumunda sağlık kuruluşlarına başvurması konusunda bilgilendirilmektedir. Günümüzde bu teknolojinin akıllı saatlere entegre edilmesi için çalışmalar hızlandırılmıştır. Bu entegrasyonun onay alması halinde hastaların yeni bir cihaz almak zorunda kalmadan ellerinde bulunan cep telefonları veya akıllı saatlerle bu ölçümü yapabilmeleri mümkün görünmektedir.

Vücuttaki aktiviteyi, kan değerlerini ve sağlık durumunu ölçen bu cihazların biriktirdikleri verileri analiz ederek, kullanıcıya uygun öneriler oluşturması yakın zamanda olası görünmektedir. Yine bu veriler dijital olarak hekimlerle paylaşılarak tedavinin değiştirilmesi ve takip edilmesi mümkün olabilecektir. Örneğin, hasta yeni bir tansiyon ilacına başladığında kişinin bu ilaca verdiği yanıt akıllı teknolojiler üzerinden anlık olarak ölçülebilecektir. Böylece ilacı yazan hekim bilgilendirilebilecektir ve tedavinin hızlı bir şekilde sonlandırılması veya değiştirilmesi sağlanabilecektir.

Bu teknolojilerin beraberinde getirdiği riskler nelerdir?

Elbette konu sağlık olunca yeni geliştirilen teknolojilerin insan hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek yanları da dikkate alınmalıdır. Hastanın sahip olduğu kişisel teknolojiye fazla güvenerek profesyonel yardım almakta gecikmesi bu risklerin başında gelmektedir. Örneğin, kalp ağrısı olan bir hasta akıllı saati üzerinden aldığı EKG verisinin normal olduğunu görüp hastaneye gitmekten vazgeçebilir. Ancak hasta, saatteki EKG’nin saptayamayacağı bir kalp krizi geçiriyor olabilir ve bu durum hasta için hayati risk yaratabilir. Benzer şekilde bir cihaz arızası veya teknolojideki yetersizlik sonucu bir olumsuzluk olmadığı halde bile hastanın risk altında olduğunun bildirilmesi hastanelere başvuruları artırabilir.

Veri paylaşım güvenliği de bu teknolojilerin kullanılmasındaki bir başka potansiyel risk faktörüdür. Bireyin tüm sağlık verilerinin toplanarak dijital ortama aktarılması, bu hassas verilerin bir siber saldırı sonucu istenmeyen ellere geçmesine neden olabilir. Yine çok fazla verinin toplandığı durumlarda hastanın hangi verilerin kiminle paylaşıldığını kontrol etmesi hasta tarafında karışıklık yaratabilir.

Kişisel sağlık teknolojileri, son yıllarda hayatımızdaki yeri hızla büyüyen ve yakın gelecekte çok daha büyümesi beklenen teknolojilerdendir. Yine de bu teknolojilerin henüz geliştirilme aşamasında olduğu ve profesyonel bir sağlık kuruluşunun yerini tutamayacağı unutulmamalıdır. Bu teknolojilerin yakın gelecekte hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için büyük kolaylıklar sağlayacağı öngörülse de insanın “vücudunu dinlemesi” ve yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünüyorsa profesyonel bir yardım araması gerekmektedir.

Dr. Egehan Salepci