Güzellik Nedir?

Güzel bir manzaraya, iyi tasarlanmış yapılara, resimlere ya da estetik olarak güzel bulduğumuz bir şeye dikkatimizi yoğunlaştırırız. Dolayısıyla güzel olmanın, tanım olarak bir ayrıcalık olduğunu düşünebiliriz. Kelime olarak ise güzellik, olumlu duyguları ifade eden, nitelediği her isim ve eylemin olumlu yönde etkinliğini artıran bir sıfattır. Güzel sıfatını bazen bir sanat eserini, bazen de bir bebeğin masum uyumasını tanımlamak için kullanırız. Fakat yaşadığımız yüzyılda güzellik kelimesi sıklıkla insanların fiziksel görünüşlerini tanımlamak için kullanılmaktadır.

Elimizdeki en eski eserler de güzelliğin önemine vurgu yapmaktadırlar. Homer, “Iliad ve Odyssey” adlı eserlerinde birçok karakterde güzelliği yüceltmiştir. Örneğin, on yıl sürecek Truva Kuşatması’na neden olacak şey Helen’in güzelliğidir. Eski Yunan Medeniyeti’nde güzelliğin göreceli olduğu ya da güzelliğin bakanın gözünde olduğu ifade edilmiş olsa dahi çoğu felsefeciye göre güzellik göreceli değildir. Göreceli olan beğenidir. Bu yüzden Aşık Veysel; “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa” demektedir.

Güzellik bütüncül bir anlam taşır ve tek tek parçalardan ziyade, bütünün güzel algılanmasıyla ilgilidir. Özdemir Asaf; “Güzellik bir bütünün sonucudur. Bunun için kolay görülmez, kolay varılmaz, kolay anlaşılmaz.” diyerek güzelliğe mistik bir hava katar. Bir İtalyan ressam ise güzelliğin tanımını daha romantik bir şekilde şu ifadelerle yapmıştır: "Hiçbir şeyin eklenmesini, çıkartılmasını, değiştirilmesini gerektirmeyecek şekilde birlikte çalışan parçaların bir bütünüdür."

Yedinci yüzyılda Antik Yunan’da Midilli’de yaşayan Sappho’nun güzellik üzerine yaptığı bir tespit çok önemlidir. Sappho der ki “Güzel olan iyidir.” Dolayısıyla bu deyişin tersini düşündüğümüzde yanlış bir yönlendirme olarak çirkin olan kötüdür anlamı çıkmaktadır. Bu düşünce ne yazık ki yüzyıllar boyu edebiyat, sanat ve folklorda hep kendine yer bulabilmiş bir fikirdir. Örneğin, Kiklop (Cyclops) yani insan yiyen tek gözlü canavar, gulyabani ya da cadı karakterleri gibi kötü ve şeytani karakterler edebiyatta hep çirkin olarak tasvir edilmiştir. Çok küçük yaşlardan itibaren toplumda güzelliğin gücü masallar ve efsanelerle işlenmektedir. Gece uykudan önce çocuklara okunan masallarda sadece iyi ile kötünün değil, aynı zamanda güzel ile çirkinin mücadelesine de şahit oluruz. Bu hikâyelerde kötülük adeta çirkinlikle özdeşleşmiştir. Yine bilinen bir örnek, Sinderella’da güzel genç kızın, kötü ve çirkin üvey kardeşleriyle yaşadığı sıkıntılar işlenmektedir. Masalda güzel kızı bir kez gören yakışıklı prens bütün masal boyunca onu aramakta ve bulunca da Sindirella ile ömür boyu mutlu yaşamaktadır. Bu masallara göre güzel insanların başına hep iyi şeyler gelmekte, buna karşı çirkin tasvirlerle verilen kötü karakterler maceranın finalinde istisnasız bertaraf edilmektedir. Bu değerler edebiyata da asırlar boyunca sızmış, kötü karakterler hep çirkin tasvir edilmiştir. Shakespeare’in oyunundaki kötü kambur Richard, Dr. Frankenstein’ın canavarı, Notre Dame’ın Kamburu, Hazine Adası’ndaki tek ayaklı Long John Silver, Peter Pan’daki Kaptan Hook, Oscar Wilde’ın Dorian Gray karakteri ile Dr. Jackyl-Mr. Hyde romanındaki Mr. Hyde’ın kötüleştikçe çirkinleşmesi bu tasvirlere örnek olarak verilebilir. Bunların hepsinde gördüğümüz ortak nokta ise fiziksel olarak ortaya konan çirkinliğe haksız bir şekilde ahlaki sapmanın da eşlik etmesidir.

Güzelliğin, salt fiziksel görünüş anlamında değil, kişinin elinde bulundurduğu bir sosyal güç olarak lanse edilmesine de yine çocuklar için anlatılan masallarda sıklıkla rastlanmaktadır. Örneğin “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” hikâyesinin hepimizin bildiği meşhur cümlesi bize güzelliğin farklı anlamlar da taşıdığını söyler. “Ayna, ayna, söyle bana en güzel kim bu dünyada?” cümlesi kesinlikle basit bir soru değildir. Bu soruyla güzellik, fiziksel güzelliği tanımlamanın ötesinde çok daha derin anlamlara kavuşur ve artık sadece fiziksel bir antite olarak değil, ayrıca gücün ve konumun da sembolü haline gelir. Nihayet hikâyenin finalinde kraliçe sadece güzelliğini değil ayrıca kraliçe olarak konumunu ve gücünü de kaybetmektedir. Bu yüzden pamuk prensesi zehirlemeye çalışmakta, yani en güzel olabilme uğruna gerekirse başkasına zarar vermenin uygun olduğu düşüncesi bu masalla genç zihinlere işlenmektedir. Hepimizin hatırlayacağı gibi hikâyenin sonunda yine iyi ile kötü arasındaki mücadeleyi güzel olan pamuk prenses kazanır ve yakışıklı prensle bir ömür boyu mutlu yaşarlar.

İnsanlığın başlangıcından beri peşinden koşulan güzelliği elde etmek için bugüne kadar sayısız yöntem geliştirilmiştir. Herkes bir şekilde beğenilmek veya belki de daha önemlisi, kendini beğenilir bulmak adına en dikkat çeken sıfata, yani güzelliğe ulaşmak ve onu korumak istemektedir. Bugün, özellikle de sosyal medya ile toplumun yönlendirildiğini ve  kadında ya da erkekte fark etmeksizin güzel olmanın öncelikli koşul olarak sunulduğunu görmekteyiz. Çok genç yaşlardan itibaren insanlar; makyaj, moda ve güzellik sektörünün diğer benzer etkenleriyle tanışmaktadırlar. Özellikle de gençler, günümüzde dayatılan güzellik kıstaslarına uyabilmek için kendi vücutlarını riske atabilmekte, çok erken yaşlarda başlanılan botoks ve dolgu uygulamaları toplumları tek tip bir fiziksel görünüme itmektedir. Bütün bunların kaçınılmaz sonucu ise; yaş, cinsiyet, din, ırk ve bölge ayırt etmeksizin güzellik kavramı üzerinde dünyanın küreselleşmesidir. Bu küresel dünyada toplumların benzer refleks gösterdiği belki de tek olgu ne yazık ki artan cerrahi ve cerrahi olmayan estetik müdahalelerdir.

 

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiReferanslar

(1)   Sands NB, Adamson PA. Global facial beauty: approaching a unified aesthetic ideal. Facial Plast Surg. 2014 Apr;30(2):93-100.

(2)   Adamson PA, Doud Galli SK. Modern concepts of beauty. Curr Opin Otolaryngol Head Neck Surg 2003;11(4):295–300

(3)   Perrett DIMK, May KA, Yoshikawa S. Facial shape and judgements of female attractiveness. Nature 1994;368(6468):239–242

(4)   Dimitrije E. Panfilov,Aesthetic Surgery of the Facial Mosaic, Springer Science & Business Media, 2007

(5)   Çınarlı S, Avcıoğlu AGE, Kızılkaya SA. Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahinin içerisinde yer alan estetik operasyonların hukuki olarak nitelendirilmesi ve idari yargı sürecine etkileri. Mevlana Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 231.

(6)   Hasan PETEK Güzelleştirme Amaçlı Estetik Ameliyatlardan Kaynaklanan Hukuki Sorumluk. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 8, Sayı: 1, 2006, s.177-239

Prof.Dr. Atilla Arıncı. Kişisel İletişim,2014