Düşük Maliyetli İyi Hissetme Yöntemleri

Sosyal medya kullanımının giderek arttığı, yüksek takipçi sayılı sosyal medya hesaplarına sahip olan ve “fenomen” olarak adlandırılan kişiler tarafından yapılan paylaşımların binlerce insanın hayatını etkilediği günümüzde, reklamların da bu değişime ayak uydurduğu görülmektedir. Hayatından kesitleri sosyal medya hesabından paylaşan bu fenomenler, kullandıkları ürünleri ve yüksek maliyetli aktiviteleri sanki günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıymış gibi göstermektedirler. Bu haliyle takipçilerine mutlu olmak için çok zengin olmak veya büyük harcamalar yapmak gerekir algısını aşılamaya çalışmaktadırlar. Hâlbuki daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi para ve mutluluk ilişkisi sanıldığı kadar doğrusal değildir. Hatta belli bir kazancın üzerinde para ve mutluluk arasında ters orantı olduğu bile düşünülmektedir. Bu yazımızda kimisine maddi bir bedel ödemeden, kimisine de düşük maliyetle erişilebilen ve bilimsel verilerle desteklenen iyi hissetme yöntemlerini gözden geçirmek istedik.

İnsanlarla iletişim ve etkileşim

İnsanların sosyal canlılar olduğu, uzun zamandır bilim dünyasının üzerinde hemfikir olduğu bir konudur. Yalnız kalınan dönemlerde hissedilen olumsuz ruh hali, karşılanamamış sosyal ihtiyaçların sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar üzerine yürütülen çalışmalar, sosyal desteğin, hastalığın gidişatını etkileyen en önemli etmenler arasında yer aldığını ortaya koymuştur. Aile veya arkadaşlarla geçirilen kısa bir zaman dilimi bile zor günlerde insanın neşesini yerine getirebilmektedir. Üstelik bu iyi hissetme yönteminden faydalanmak için dışarıda yemeğe çıkmak ya da bir kafede oturmak şart değildir. Bazen yakın bir arkadaşla yapılacak kısa bir yürüyüş veya bir aile bireyine yapılan ev ziyareti daha iyi hissetmek için yeterli olabilmektedir.

Gelişen teknoloji, insanların sosyalleşmesine yardım eden bir araç olsa da özellikle kontrolsüz sosyal medya kullanımı aslında insan psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir. Birçok çalışma, yoğun sosyal medya kullanımı ile depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik rahatsızlıkların sıklığı arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Doğru kullanıldığında iyilik halini artıran bir araç olabilen sosyal medyanın aslında gerçek insan ilişkilerinin yerini tutamayacağı unutulmamalıdır.

Spor ve sağlıklı beslenme; ucuza da sahip olunabilecek yaşam tarzı önerileri

Sporun bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi için spor salonlarında saatler harcanması ya da maliyetli kulüplere üye olmak şart değildir. Çalışmalar, günde 10 dakika bile spor yapmanın sağlık için belirgin pozitif etkileri olduğunu göstermektedir. İnternetten kısa bir aramayla ulaşılabilen birçok kaynak, evimizde ekipmansız yapılabilecek spor programlarını ücretsiz olarak sunmaktadır. Eğitmenlerin kendi videolarını yükleyerek kullanıcılara ücretsiz sundukları platformlar sayesinde hiçbir harcama yapmadan özel spor hocasıyla çalışırmış gibi spor yapabilmek mümkün olmaktadır. Yine açık havada yapılabilecek yürüyüş, koşu veya vücut ağırlığı egzersizi programlarına da ücretsiz ulaşılabilmektedir. Fiziksel efor sarf etmek, beyindeki mutluluk sağlayıcı biyolojik maddelerin artışıyla iyilik halini artırmaktadır.

Sağlıklı beslenme de maliyetli olmak zorunda değildir. Bazı küçük hayat tarzı değişiklikleriyle hem sağlığı hem de kişisel finansı olumlu etkilemek mümkündür. Örneğin, dışarıdan hızlı yemek çeşitleri sipariş etmek yerine evde tercihe göre alınan malzemelerle yemek hazırlamak hem sağlıklı hem de ekonomik bir tercih olacaktır. Yine günlük sıvı alımını artırmak, çay ve kahve tüketimini sınırlamak, cips ve kola gibi abur cuburlar yerine meyve tüketimini artırmak büyük bir ek maliyeti olmayan sağlıklı yaşam tercihlerinden birkaçıdır.

Öğrenme ve kendini geliştirme

Yaşamın akışında bazı rutinler insanları mutlu ediyor gibi görünse de aslında uzun vadede mutsuzluk ve tatminsizlik hislerine neden olabilmektedir. Günlük rutinde en mutlu oldukları zaman sorulduğunda birçok kişi, televizyon izlemek veya sosyal medyada vakit geçirmek gibi cevaplar vermektedir. Fakat gerçekte büyük bir yanılsamayla, sadece sahip oldukları en değerli şeyi, yani zamanlarını harcadıkları aktiviteler saymaktadırlar. Hâlbuki birçok çalışma insanların aslında kendilerini faydalı hissettikleri, yeteneklerinin kullanıldığını bildikleri iş ortamlarında daha mutlu olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmalara göre insanları, televizyon izlemek gibi pasif aktivitelerden ziyade yeni şeyler öğrendikleri, kendilerini geliştirebildikleri ve aktif olarak dâhil olmaları gereken süreçler daha çok tatmin etmektedir.

Bu tatmin hissi, günümüzde maliyeti oldukça düşük şekilde elde edilebilmektedir. Dünyanın en iyi üniversitelerinden hocaların derslerini anlattıkları ücretsiz platformlara kolaylıkla erişilebilmekte, büyük başarılara imza atmış, alanlarında en iyiler arasında yer alan insanların fikirlerine radyo yayınları ve podcast’ler aracılığıyla ulaşılabilmektedir. Pasif aktivitelerle elde edilen geçici tatmin hissi yerine uzun vadede getirisi kat kat fazla olan böyle aktiviteleri koymak alışkanlıkları değiştirerek mümkün olabilmektedir.

Yukarıda bahsettiklerimiz, herkesin biraz çabayla hayatına ekleyebileceği ve belirgin ek maliyete ihtiyaç duyulmayan önerilerdir. İnsan beyniyle ilgili yapılan çalışmalar, maruz kaldığımız ve belki de istemeden içine girdiğimiz kalıpları kırarak alışkanlıklarımızı değiştirmenin yaşımız kaç olursa olsun mümkün olduğunu göstermektedir.

Dr. Egehan Salepci