Tükenmişlik Sendromu Nedir? Nasıl Başa Çıkılır?

İşe giderken ayaklarınız geri geri mi gidiyor? Devamlı yorgun mu hissediyorsunuz? Yaptığınız işi değersiz görüp boşluktaymış hissi mi yaşıyorsunuz? Bu duygular çalışma hayatında zaman zaman yaşanan duygular olsa da, eğer iş yaşamınızın çoğunda böyle hissediyorsanız burn-out sendromu ya da dilimizdeki adıyla tükenmişlik sendromundan muzdarip olabilirsiniz. Bu yazımızda, tüm dünyada insanları ciddi finansal zorluklarla karşı karşıya bırakan COVID-19 salgını sonrasında yükselişte olduğu gözlenen bu sendromun ne olduğuna ve bu sendromla baş etme yollarına göz atıyoruz.

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan ve sürekli güncellenen hastalık sınıflama sistemi olan Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması – International Classification of Diseases (ICD), burn-out sendromunu bir hastalık olarak değil, iş yerinde yaşanan bir uyum bozukluğu olarak tanımlamaktadır. Bu tanımlamaya göre burn-out, baş edilemeyen sürekli iş yeri stresinden kaynaklanmaktadır. Burn-out, 3 boyutta kendini göstermektedir:

1-      Sürekli yorgunluk veya enerji eksikliği hissi

2-      Kişinin işine karşı yabancılaşma hissetmesi veya işine karşı olumsuz duygular beslemesi

3-      İş ile ilgili yetersizlik ve başarısızlık hissi

Bu tanımlamada önemli olan, kişinin bu duyguları yoğun olarak iş yerinde yaşıyor olmasıdır. Eğer kişi hayatının genelinde bu şekilde hissediyorsa majör depresyon veya anksiyete gibi başka bir psikiyatrik rahatsızlığı bulunuyor olabilir. Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler genelde iş yerindeyken veya iş ile ilgili düşünmeye başladıklarında bu hislerin yoğunlaştığını, ancak işyeri dışında bu hislerin kendilerini çok rahatsız etmediğini ifade ederler. Hatta kimileri işyerinden çıktıktan sonra kendilerini yeniden doğmuş gibi hissettiklerini söylerler. Ancak bu olumlu hava uzun sürmez ve bir sonraki günün mesaisi yaklaştıkça tükenmişlik hissi geri dönmeye başlar.

Kimler Tükenmişlik Sendromu İçin Risk Grubundadır?

İlk bakışta tükenmişlik sendromu, sevmediği işte çalışan insanların muzdarip olacağı bir tablo gibi görünmektedir. Fakat, aslında bu sendromu yaşayanlar daha çok ilk başta işine karşı büyük bir istek ve heyecan duyan, yüksek hedefleri olan kişilerin arasından çıkmaktadır. Eğer bireyin işinden beklentisi fazla ise, işin bu beklentiyi karşılayamama ihtimali daha yüksek olmaktadır. Kişi, gösterdiği çabaya rağmen beklediği geri dönüşü alamadığında işinin değersiz olduğunu hissederek, işine karşı bir yabancılaşma yaşayabilir. Böyle bir noktaya gelen birey, artık işini sadece bir geçim kaynağı olarak görmekte, işinden eskisi gibi keyif alamamaktadır.

İş yaşamının, hayatın büyük bölümünü kapladığı meslek gruplarında, bu duruma daha sık rastlanmaktadır. Sağlık çalışanları gibi çalışma saatlerinin fazla olduğu iş gruplarında tükenmişlik sendromu belirtileri gösteren insanların daha çok olduğu saptanmıştır. Kişi işini ne kadar severse sevsin, yeterli dinlenme ve uzaklaşma imkanı olmadığında işyeri, kişinin algısında yorgunluk hissiyle beraber anılacak ve bu da işten alınan tatmini azaltarak yetersizlik ve mutsuzluk hislerine yol açacaktır.

Tükenmişlik Sendromuna Neden Olan Faktörler Nelerdir?

Yukarıda belirttiğimiz gibi iş yükünün fazla olması bu sendromu tetikleyen faktörlerin başında gelmektedir. Bir diğeri de işte hissedilen kontrol hissidir. Kişi yaptığı işte kontrolün elinde olmadığını hissediyorsa veya kendisinden istenilenleri pasif bir konumda yaptığını düşünüyorsa tükenmişlik sendromu riski artmaktadır. Yine benzer şekilde kişinin sahip olduğu değerler iş yerindeki değerler ile örtüşmüyorsa tükenmişlik sendromu olasılığı artmaktadır. Örneğin kendini idealist olarak tanımlayan birisi, inandığı değerler uğruna yoğun bir çalışma düzenine ayak uydurabilirken, eğer çalıştığı iş bu değerlerle çelişki içinde ise kısa süre içerisinde tükenmiş hissetmeye başlayabilir.

İnsan psikolojisinin işleyişinde önemli mekanizmalardan biri olan ödüllendirme mekanizması, bu konuda da önemli bir yer tutmaktadır. Kişi, gösterdiği çaba karşısında bireysel, sosyal veya finansal bir karşılık beklemektedir. Gösterilen çaba ile formu ne olursa olsun alınan ödül artıyorsa, kişi psikolojik açıdan yeterli hissedecektir. Bu ödüllendirme sisteminin iyi çalışamadığı durumlarda ise tatmin hisleri yerini yetersizlik ve başarısızlık hislerine bırakacaktır.

Tükenmişlik Sendromu ile Baş Etme Yolları

Bu sendromu yaşadığını düşünen bir bireyin ilk yapması gereken şey, çalıştığı işin beklentileri ve değerleri ile uyum içerisinde olup olmadığını sorgulamaktır. İş yeri koşulları ne kadar ideal hale getirilirse getirilsin, bu ön şartlar sağlanmadıkça risk devam edecektir. Böyle bir durumda mümkünse iş yeri değişikliği yapmak, değilse beklentiler ile daha uyumlu bir pozisyona geçiş yapmak için çaba göstermek ilk akla gelen seçeneklerdir. Kişinin çalıştığı pozisyondaki rolünün işverenle konuşarak netleştirilmesi kontrol hissini artıracaktır.

İş dışında spor gibi fiziki faaliyetlerde bulunmak veya hobilere vakit ayırmak, problemi çözmeye yönelik girişimler olmasalar da, tükenmişlik hissinin hayata etkisini azaltacaklardır. Eğer tükenmişlik hissi sadece iş yerinde yaşanmıyor ve hayatın geneline yayılıyorsa bu duruma eşlik eden depresyon gibi daha ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık olabilir. Bu halde en kısa zamanda profesyonel yardım almak gerekir.

İş hayatı insanın uyanık geçirdiği sürenin çoğunu kaplamaktadır. İş hayatını tükenmiş olarak geçirmek, aslında hayatı tükenmiş olarak geçirmek anlamına gelecektir. İşi sadece bir finansal kazanç, geçim yolu olarak düşünmek, farklı bir ifade ile maddi gelir için işe ‘katlanmak’ uzun vadede sürdürülebilirliği olmayan bir yaklaşımdır. Tükenmişlik hissi kendini belli ediyorsa bu durumun farkına erken varmak ve gerekli değişiklikleri yapmaya çalışmak durumun bir sendrom haline gelmesini engelleyecektir.

Dr. Egehan Salepci