Mutluluğun Kaynağı: Çikolata

Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrına erişmek ve daha ileri yaşlara ulaşmak arzusu, varoluştan bu yana insanların zihnini sürekli meşgul etmiştir. İnsanoğlunun yıllar boyunca yaptığı bilimsel çalışmalar ve teknolojinin getirdiği yenilikler yardımıyla tıp biliminde ulaştığı seviye, bu arzusunu önemli ölçüde gerçekleştirdiğinin bir kanıtıdır. Uzmanlara göre genetik miras ve sağlıklı çevre koşullarının yanında düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve dengeli bir yaşam tarzı, uzun ve sağlıklı bir yaşamın temel kurallarını oluşturmaktadır. Bu kuralların ötesinde ise daha mutlu ve keyifli, az stresli ama bol bol gülümsediğimiz bir hayat, sağlıklı ve uzun yaşamın en önemli sırrıdır.

Madem hayattan keyif almak yaşantımızda bu derece değerli, yoğun iş hayatına ve bizi bunaltan sorunlara ufak bir mola vermek, bir fincan kahve, bir kitap, lezzetli bir yemek ya da bir parça çikolata ile ânı ve mutluluğu yakalamak hepimize şüphesiz ki iyi gelecektir.

Yediden yetmişe hemen herkesin, adını duyduğunda gözlerinin parladığı, neredeyse sevmeyen yoktur diyebileceğimiz, tadıyla, kokusuyla ve dokusuyla başlı başına bir mucize olan çikolata uzun yaşamın sırlarından biri olmayı fazlası ile hak etmektedir.

Tropik kakao ağacının meyvelerinin çekirdeklerinden elde edilen, stresi azaltıp mutluluk hissi ve enerji veren tanrısal bir besin olarak kabul edilen çikolatanın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Tarihçiler ilk kakao çekirdeklerinin MÖ 1200’lü yıllarda Orta Amerika’da yaşadığı bilinen Olmekler tarafından keşfedildiğini yazsa da bu meyvenin gizli kâşifi maymunlar ve farelerdir. Bu hayvanların kakao tohumunun dış meyvesini yiyerek içini attığını gören Orta Amerika yerlileri, nasıl olduğu bilinmemekle beraber bu tohumu kullanmayı öğrenmişlerdir. Kakao meyvesi kavun benzeri bir tada sahiptir ve çekirdeği çok acıdır. Fakat mayalanıp kavrulunca bu acı tadı kaybolmaktadır. Bu yöntemi bulan Olmekler, sağlık ve güç kaynağı olduğuna inandıkları çekirdeklere “Kakao” ismini vermişlerdir. Olmekler’den sonra MS 600’lü yıllara kadar hüküm süren Mayalar ve daha sonra gelen Aztek Medeniyeti döneminde bu içecek, sadece krallar ve yöneticiler tarafından kullanılmış, törenlerde yer almış ve hediye olarak verilmiştir. 1

Çikolataya adını veren de Azteklerdir. Kelime Aztek dilindeki “xocolatl”3 kelimesinden gelmektedir. Kelimenin sonundaki “atl” kısmı “su” veya  “içecek” anlamına gelirken “Xocol” kısmı için ise farklı açıklamalar bulunmaktadır. Kakao çekirdeklerinin havanda dövülmesinin gürültülü bir süreç olmasından hareketle bu kısmın “gürültü” anlamına geldiğini veya “acı” veya “sıcak” anlamında kullanıldığını söyleyen etimologlar bulunmaktadır.

Özellikle Aztekler kakao çekirdeklerini para olarak kullanmış, alışverişlerini bu çekirdekler ile yapmışlardır. Örnek olarak; 1 domates, 1 kakao çekirdeğine, 1 hindi yumurtası ise 3 kakao çekirdeğine karşılık gelmektedir.1 Tüm bu toplumlar kakaoyu sıvı içecek olarak kullanmış, Kristof Kolomb’un Orta Amerika’ya yaptığı seyahatte de Aztek Kralı, Kolomb’a bu içeceği sunmuştur. Bu tanışma kakaonun Avrupa’ya taşınmasını sağlamıştır. Kakao içeceğinin İspanya’ya geliş tarihi ise tesadüfen bulunan bir günlük sayesinde belirlenmiştir. 1550 yılına ait olan fakat sahibi bilinmeyen bu günlüğün, 7 Temmuz sayfasında Madrid’de herkesin kakao hakkında konuştuğu yazılıdır.2 Bu tarih aynı zamanda 2009 yılından bu yana “Dünya Çikolata Günü” olarak kutlanmaktadır.

Avrupa’ya girişinden sonra da sıvı olarak içilmeye devam edilen kakao, önceleri içki ve kahve ile karıştırılmış, ilerleyen yıllarda İspanya’da bal eklenerek tatlandırılmıştır. Sıcak çikolata haline gelmesi ise 1700’lü yılların başında süt ve şeker ile karıştırılması ile gerçekleşmiştir. Uzun yıllar pahalı bir ürün olması nedeni ile ancak varlıklı kesim tarafından tüketilebilen kakao içeceği ilerleyen yüzyıllarda tüm toplumun tüketebileceği bir hâle gelse de lüks bir gıda olarak görülmeye devam etmiştir.2

Aztekler’den günümüze adı değişmeyen çikolatanın bugün bildiğimiz hâle gelmesi, yani katı olarak üretimi 1800’lü yılların ortalarına dayanmaktadır. Bu döneme kadar içecek olarak tüketilen kakao artık yenilebilir bir ürün ve seri olarak üretilmeye başlanmış, şeker ve kakao fiyatlarının da düşmesi ile birlikte herkesin ulaşabileceği eşsiz bir ürün haline gelmiştir.4

Ülkemiz, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kakaonun içecek haliyle ilk olarak 1700’lü yıllarda tanışsa da tablet çikolata Avrupa’da üretildikten hemen sonra Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşmış fakat üretimi daha geç başlamıştır. İlk çikolata fabrikamız 1927 yılında Feriköy’de kurulmuştur.5

Kurabiyelerde, keklerde kullandığımız, dondurma olarak tükettiğimiz veya sadece mutlu olmak için yediğimiz çikolatanın sağlık açısından da faydaları kanıtlanmıştır. Kakao çekirdeklerinin içindeki flavonoid maddesi tansiyon ve kolesterolü dengelemekte,6 yaşlanmayı geciktirmekte, bağışlık sistemini güçlendirmektedir. Çikolata iyi bir antioksidandır ve vücutta seratonin hormonu salgılanmasını sağlamaktadır.7 Fakat her konuda olduğu gibi bu harika yiyeceği tüketirken de dengeli olmak şarttır. Çikolatanın yüksek oranda şeker ve yağ içerdiğini bilerek aşırı tüketiminin obezite ve sağlık sorunlarına neden olacağını öngörmek gerekmektedir.  

Günümüzde kakao üretiminin %40’tan fazlası8 Fildişi Sahilleri’nden karşılanmaktadır. Dünya lideri konumunda olan ülkede, kakao çekirdeğini toplayan işçiler, bu çekirdeklerin ne için kullanıldığından habersiz oldukları gibi çikolatanın tadını dahi bilmemektedir. Ülkede pahalı bir fiyat etiketine sahip olan çikolatayı satın alabilmek genelde düşük gelir grubundan gelen Fildişi Sahilleri halkı için çok zordur. Bu nedenle çikolatada neredeyse tüm kazanç gelişmiş ekonomilerin olmaktadır. Afrika’daki bu yüksek üretim miktarına rağmen dünyanın en iyi çikolatalarını üreten ülkelerin başında Belçika, İsviçre, Fransa, İspanya ve Meksika gelmektedir.9

Küresel ısınma ve çevresel faktörler, tüm ekolojik dengeleri etkilediği gibi bugün yaklaşık 100 milyar dolarlık çikolata endüstrisinin ana maddesi olan kakao bitkisini de tehdit etmektedir. Anavatanından, Afrika’ya taşınmış olması nedeni ile alışık olduğu iklim koşulları değişen kakao bitkisinin, daha verimli hâle getirilmesi, hastalıklara ve zararlı etkenlere karşı dirençli olması için bilimsel çalışmalar yapılmaktadır.

Çikolata doğanın insanlara en güzel hediyelerinden biridir. Ağzımıza attığımız anda damağımızda o olağanüstü lezzeti hissetmek, yaşama keyif ve mutluluk ile kaldığımız noktadan devam etmek ve daha uzun ve sağlıklı bir yaşam için bir parça çikolataya ne dersiniz?


Dr. Burcu Aykaç Fas

Referanslar:

1.       https://cikolatamitivetarihi.wordpress.com/2011/10/12/cikolatanin-tarihi-kolomb-oncesi-deneyimi/

2.       https://blog.mabel.com.tr/2017/07/06/bugun-dunya-cikolata-gunu/

3.       https://www.cikolatam.com/cikolatanin-tarihi/

4.       https://www.livapastacilik.com/blogs/p/cikolata-tarihi

5.       https://www.cikolatam.com/dunyada-ve-turkiyede-cikolata/

6.       http://www.sansetgida.com.tr/SaglikliYasam/KakaonunFaydalari/

7.       http://apelasyon.com/Yazi/848-cikolatanin-mutluluk-verdigi-bir-sehir-efsanesi-degil

8.       https://tr.vvikipedla.com/wiki/Cocoa_production_in_Ivory_Coast   & https://egezegen.com/ekonomi/en-cok-kakao-uretimi-yapan-ulkeler/

9.       http://beykublog.blogspot.com/2016/06/dunyann-en-iyi-cikolata-ureten-5-ulkesi.html