Multipl Skleroz (MS) nedir?

İnsan vücudunda bulunan sinir sistemi, karmaşık bir elektrik tesisatına benzetilebilir. Bu sistem sayesinde beynimiz dışarıda olup biteni algılayarak gerekli tepkileri oluşturabilmektedir. Örneğin gözümüzün gördüğü görüntünün beyne iletilmesi göz siniri sayesinde olurken kulağımıza gelen seslerin beynimize ulaşarak algılanması da işitme siniri sayesinde olmaktadır. Bu sinirler, nöron adı verilen ve kabloya benzer şekilde ince uzun bir yapıya sahip sinir hücrelerinden oluşmaktadır. Şekilleri gibi nöronların işlevi de kablolara benzemektedir. Uyarıları elektriksel ileti formatına dönüştürerek vücudumuz ile beynimiz arasında veri akışını sağlarlar. Yani dışarıdan gelen bir uyarı öncelikle bir elektriksel sinyale dönüştürülerek beyne iletilir, daha sonra beynimizde bu uyarı ses, görüntü veya koku gibi duyulardan biri olarak algılanır.

Nasıl ki elektrik kablolarının etrafında bir izolasyon malzemesi oluyorsa sinir hücrelerimizin etrafında da izolasyonu sağlayan “myelin” adı verilen bir kılıf bulunmaktadır. Bu kılıf, elektriksel uyarıların hızlı ve etkili bir şekilde taşınmasını sağlamaktadır. Fakat bazı insanlarda, vücudumuzun savunma mekanizması olan immün sistem bu izolasyon kılıfına karşı henüz bilinmeyen bir nedenle saldırır. Böyle bir durumda sinirlerin etrafındaki “myelin” adlı bu yapı zedelenir ve sinyal iletimi yavaşlamaya, aksamaya başlar. İşte savunma mekanizmamızın kendi sinir hücrelerimize verdiği uygunsuz tepki sonucu oluşan hastalığa Multipl Skleroz (MS) denir. 

Dünya üzerinde MS hastalığından etkilenen iki ile üç milyon arasında insan olduğu düşünülmektedir. Hastalık ilk belirtilerini genelde 20’li yaşların sonu ile 30’lu yaşların başında, yani genç sayılabilecek yaşlarda verir. İnsan vücudundaki neredeyse tüm sinir sistemi bu hastalıktan etkilenebildiğinden, hastalığın belirtileri de kişiden kişiye değişmektedir. Hastalık, kimi hastada görme sinirini etkileyerek görmede bulanıklık, çift görme gibi semptomlar verirken, kimi hastada deride karıncalanma, ağrı, hissizlik gibi belirtiler verebilir. Eğer kasları kontrol eden sinirlerde hasar oluşursa, kas güçlüğü veya kas spazmları gelişebilir. Sindirim sistemine giden sinirlerin etkilenmesi durumunda ise ishal, kabızlık gibi şikayetler oluşabilir. Örneklerden görüldüğü gibi hastalığın belirtileri oldukça geniş bir yelpazede saptanabilmektedir. 

Bu hastalığın sinir sistemini etkilediği bölge değişkenlik gösterdiği gibi, hastalığın aktifleştiği zamanlar da benzer şekilde değişiklik göstermektedir. MS, ataklar şeklinde aralıklı olarak kendini gösteren bir hastalıktır. Bazı hastalar ömürleri boyunca sadece bir atak geçirip, daha sonra bu hastalıktan hiç etkilenmeyebilirler. Bazı hastalarda ise bu ataklar senede birkaç kez olmak üzere, hatta her seferinde farklı bir bölgenin etkilenmesiyle tekrarlayabilir. Örneğin ilk atak sırasında görme ile ilgili şikayetler ön planda iken daha sonra geçirilen bir atakta kas yorgunluğu ön plana çıkabilir. 

Hastalık alevlenme dönemindeyken sinir sisteminde immün sisteminin saldırısına bağlı “inflamasyon” denen yangı durumu ortaya çıkmaktadır. Bu sürece bağlı olarak bir süre sonra yara dokusu oluşur. Bu durum, cildimizde derin bir kesi oluştuktan sonra yaşadığımız sürece benzetilebilir. Nasıl ki yanlışlıkla bir yerimizi kestiğimizde yara önce kabuk bağlayıp, sonra pembeleşerek yerini bir süre sonra yara izine bırakıyorsa, Multipl Skleroz’da da sinir sisteminde “sinirsel yara izleri” oluşmaktadır. Plak denen bu yara dokuları Manyetik Rezonans yani MR görüntülemeleri ile saptanabilmekte ve tanıda yol gösterici olmaktadır. 

MS, alevlenme ve gerileme dönemleri ile seyreden bir hastalık olduğu için tanısının konulması kimi zaman zor olmakta ve vakit alabilmektedir. Örneğin eğer hasta birkaç hafta süren bir görme problemi yaşadığında doktora giderse yapılan tüm testler normal olabilir ve bir tanı alamayabilir. Dolayısıyla bu tip durumlarda ancak uzun dönemde hastalığı düşündürecek farklı belirtiler de ortaya çıktığında tanının konması mümkün olmaktadır. 

MS hastalığından şüphelenildiğinde MR görüntülemeleri ile plak, yani yara dokusu olup olmadığına bakılabilir, bazı kan testleri yapılabilir ve halk arasında belden sıvı alma olarak da bilinen “Lomber Ponksiyon” işlemi ile Beyin Omurilik Sıvısı Analizi gerçekleştirilebilir. Bilinmesi gereken şey hastalığın tanısının hemen koyulamayabileceği, kesin tanı için uzun bir takip süreci ve tekrarlayan testlere ihtiyaç duyulabileceğidir. 

Hastalığın tanısı konulduktan sonra eğer atak devam ediyorsa önce atağın baskılanması gerekmektedir. Bu da genelde kortizon denen ve immün sistemi baskılayan ilaçlarla yapılır. Atak geçtikten sonra ise tekrarlama riskini azaltmak için immün sistemi düzenleyecek başka ilaçların kullanılması gerekebilir. MS, uzun ve meşakkatli bir takip süreci gerektirebilen bir hastalıktır. Fakat hastalar, hekim önerileri doğrultusunda kontrollerine devam eder ve önerileri uygularsa tedaviden sonuç alınabilmekte ve normal yaşama devam edilebilmektedir. 

Tıbbın her alanında gelişmeler olduğu gibi MS için de çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Neredeyse her yıl immün sistemin farklı basamaklarını etkileyerek düzenlemeyi sağlayan onlarca ilaç geliştirilmektedir. Hastalığın oluşum mekanizmaları da giderek daha iyi anlaşılmakta ve ne yönde tedaviler geliştirilmesi gerektiği görülmektedir. Yakın gelecekte bu hastalığın daha iyi anlaşılacağı ve bu sayede daha etkin tedaviler geliştirileceği beklenmektedir. MS konusundaki farkındalığın arttırılması için de 30 Mayıs günü her yıl Dünya MS günü olarak kabul edilmiştir.