Motivasyon, Ödüllendirme ve Alışkanlıklar

Okulda veya iş hayatında hepimizin öğrenmek zorunda olduğu ve uzun süre unutulmaması gereken bilgi ve beceriler vardır. Bunlar, kimi zaman bir sınava hazırlanırken öğrenmemiz gereken bilgiler, kimi zaman işimizde kullanacağımız pratik bilgiler, kimi zaman da sadece hobilerimiz için fakat derinlemesine hâkim olmak istediğimiz konular olabilir. Ancak amaç ne olursa olsun, asıl problem; modern yaşamda öğrenilmesi gereken çok fazla bilgi varken, bunları çalışmak ve özümsemek için yeterli zaman bulunmayışıdır.

Zamanımızı mümkün olduğunca verimli kullanabilmek için, çalışmaya ayırdığımız süreyi en etkin şekilde planlamak günümüz şartlarında bir zorunluluk olmuştur. Peki, bunu yapabilmek için uygulanması gereken yöntemler nelerdir? Son yıllarda insan psikolojisi ve sinirbilim ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar, insanların düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçleriyle ilgili önemli mekanizmaları ortaya koymuş, daha önce doğru olarak bildiğimiz birçok bilgiyi kökten değiştirmiştir. Bu yazı dizimizde, bilimsel veriler ışığında yapacağımız kişisel çalışmalarda en yüksek verimi almamızı sağlayacak yöntemleri inceliyoruz.

Motivasyon kaynaklarınızı düşünün

İnsanın doğası gereği, belirli bir amaca yönelebilmesi ve bu yönde kararlar alıp uygulamaya geçirebilmesi için özel bir düşünce yapısına ihtiyacı vardır. Buna motivasyon denmektedir. Motivasyona, bir üniversiteden mezun olmak, yeni bir iş başvurusu yapmak gibi konularda ihtiyacımız olduğu gibi, koşuya çıkmak, alışverişe gitmek gibi günlük eylemlerde de ihtiyaç duyarız. Aslında detaylı düşünürsek, gün içindeki her hareketimizin bir motivasyonu olduğunu görürüz. Sabah kalkıp kahve içmek gibi basit bir eylemin altında bile hızlı bir şekilde uyanmak veya işe erken başlamak gibi bir motivasyon, hatta belki de, işimizi daha iyi yaparak terfi almak ya da daha çok kazanmak gibi motivasyonlar bulabiliriz.

Her ne kadar bizim için önemli temellere otursa da, günlük hayatın akışı içinde kolaylıkla motivasyonumuzu kaybedebilmekteyiz. Kendimizi rutin içinde hedeflerimizi kaybetmiş ve bir nevi, günü kurtarmaya çalışır bir halde bulabilmekteyiz. İşte bu durumdan kurtulmanın yolu, bizi motive eden faktörleri kendimize hatırlatmaktan geçmektedir. İş yerlerinde sıklıkla rastladığımız ve üzerinde ‘motivasyonel’ cümleler yazan posterlerle aslında bu amaçlanmaktadır. Ancak aynı cümlelere bir süre sonra farklı yerlerde o kadar sık rastlanır ki, bunlar kişi için anlamını yitirmeye başlar. Bu noktada motivasyonların kişiselleştirilmesi devreye girmektedir. Bizi çalışmak istediğimiz konuya iten esas sebebi tespit edip, bunu kendimize gün içinde sık sık hatırlatırsak, rutin girdabında kaybolmaktan kurtulabiliriz. Buna örnek olarak hayalindeki okulu kazanmak için ders çalışan bir öğrencinin o okulun fotoğrafını odasına asması, Fransızca öğrenmeye çalışan birinin sevdiği Fransızca kitapları kütüphanesine koyması veya Fransızca şarkılar dinlemesi gösterilebilir.

Ödül önemli bir itici güçtür

Bilimsel çalışmalarda gösterilen bir başka konu da insanın beynindeki ödül sistemidir. Tüm canlılar kendilerine fayda sağlayacak şekilde sonuçlanan hareketleri yapmaya meyillidirler. Buna ödül sistemi denmektedir. Fare gibi basit bir canlı bile kafesinin belirli bir bölgesine gittiğinde kendine yiyecek verildiğini anlayabilmekte, sonrasında kafesin o bölgesinde daha çok vakit geçirmektedir. Her ne kadar insan çok daha karmaşık bir yapıya sahip canlı olsa da benzer bir ödül sistemini beyninde muhafaza etmektedir. 

Bu ödül sistemini lehimize kullanmak bizim elimizdedir. Kendimize belirli bir hedef koymak, bu hedefin sonuna da bir ödül yerleştirmek, bu mekanizmayı devreye sokabileceğimiz en hızlı yoldur. Örneğin “45 dakika çalışıp ardından bir kahve molası vereceğim” ya da “eğer bugün iki sayfa yazarsam sevdiğim dizinin bir bölümünü izleyeceğim” gibi hedefler koymak ödül sistemimizi devreye sokacaktır. Motivasyonu hatırlatmak çalışmanın başına oturmamıza yardım edecek, ödül sistemimiz ise daha kısa vadede sonuçları görmemizi sağlayıp, uygulamaya geçmemizi kolaylaştıracaktır.

Alışkanlık haline getirin

Yine yakın zamanda birçok çalışma, insan hayatını düzenlemede alışkanlığın gücüne işaret etmektedir. Hareketler ve düşünceler belirli aralıklarla sık sık tekrarlandıklarında beynimizde kalıcı değişiklikler oluşmakta, bir süre sonra alışkanlık haline gelen davranışlar, üzerine düşünmeye gerek kalmadan adeta bir refleks gibi yapılır hale gelmektedir. Bu, boş bir arazide sürekli olarak üzerinden yürünen bir alanın bir süre sonra etraftan farklı görünmeye başlayarak bir yola dönüşmesine benzetilebilir. Her ne kadar başta orada inşa edilmiş bir yol olmasa da üzerinden tekrar tekrar geçildiğinde gözle ayırt edilebilen bir yol ortaya çıkar.

İşte beynimizde de devamlı aynı sinirsel yollar veya geçitler takip edildiğinde, aynı davranışlar tekrarlandığında yukarıdaki örneklere benzer yollar oluşur. Bir süre sonra kendimizi, düşünmeden aynı hareketleri tekrarlarken bulabiliriz. Çalışmamızı, haftada bir gün yoğun çalışma yapmak yerine günlük olarak yaparsak bu alışkanlıkların oluşmasını sağlayabiliriz. Özellikle uzun vadeli çalışma gerektirecek konularda doğru alışkanlıkların oturtulması daha fazla önem kazanmaktadır.

Bu bölümde çalışmaya başlamadan önce yapılması gerekenlere değindik. Çalışmaya başlamadan önce motivasyonumuzu netleştirmek, koyacağımız ödül sistemlerini düşünmek ve planlama yapmak, vakit kaybı olarak düşünülse de aslında uzun vadede hem vakit hem de verim olarak getirisi çok daha fazla olacaktır. Bir sonraki bölümde ise planlama ve zamanlama konularına göz atacağız.