Hafızamızı güçlendirmek mümkün mü?

Eğer “Hiçbir şeyi doğru düzgün hatırlayamıyorum” diyorsanız, belki de kendinize haksızlık ediyorsunuzdur. Bazılarımızın sık sık kullandığı, “İsim hafızam iyi değil, görsem kesin hatırlardım.” cümlesinde olduğu gibi beynimiz, hiçbir şeyi değil ama bazı şeyleri gerçekten kolay hatırlayamaz. Örneğin, son zamanlarda telefonunuzu taksi veya ofiste unuttunuz mu? Veya alışveriş listenizdekiler aklınızdan çıktı mı? Ya da geçen hafta sonu izlediğiniz filmin adı neydi? Eğer bu unutkanlıkları siz de yaşıyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz.

Yaşın ilerlemesi ile beraber hafızanın daha genç yaşlardaki performansından uzaklaştığı bir gerçektir. Fakat yine de hafızamızı geliştirmek veya performans düşüşünü durdurmak için bir yol olamaz mı? Seçtiğimiz yaşam tarzı, mesleğimiz ve günlük hayatımızda hafızamızı sağlam tutmak adına uyguladığımız yöntemler, güçlü bir hafızaya sahip olabilmemize katkıda bulunan etmenlerdir. Bu yazımızda hafızamızın zayıflamasına nasıl engel olacağımıza değiniyoruz.

Uyku, uyku, uyku!

Uzmanlara göre, yeteri kadar uyumamak ya da uyuyamamak hafızanın zayıflamasından dikkatsizliğe ve iş performansının düşmesine kadar birçok olumsuzluğa yol açıyor. Günde yedi veya sekiz saat uyumak güçlü bir hafızaya sahip olabilmek açısından önem taşıyor. Hem hafıza gücünün korunması hem de sağlıklı bir uyku için basit ama etkili olan bir diğer tavsiye ise, gün içinde yapılan yarım saatlik kısa egzersizler. Yüzmek, yürümek, koşmak ya da bisiklete binmek… Egzersiz yapmak, hafızanın canlanmasına doğrudan katkıda bulunurken, sağlıklı bir uykuya ortam hazırladığı için dolaylı olarak da yine hafızayı destekliyor.

Anahtarı bulamıyor musunuz?

Endişelenmeyin, bunun nedeni, muhtemelen anahtarı bırakırken nereye bıraktığınıza dikkat etmeyişinizdir. Beynimiz çok fazla göreve aynı anda odaklanamayabilir. Örneğin, hem kitap okuyup hem de konuşmak zordur. Bu yüzden özellikle birden çok şeyle uğraşırken ve bu uğraşlarınız içinde daha sonra hatırlamak zorunda olduğunuz bir eylemi gerçekleştirirken, bunu sesli bir şekilde dile getirmek yararlı olacaktır. Yukarıdaki “anahtar” örneğinden hareketle “Anahtarımı masanın üzerine koydum” şeklinde bir sesli ifade, hafızanız üzerinde ayrıştırıcı bir etkiye sahip olacaktır. Böylece bu eyleminizi o anda yaptığınız diğer işlerin yanında ve sonrasında daha kolay hatırlayabileceksiniz.

Eyvah! Randevuma geç kaldım.

Dağınık bir ortamda yaşıyorsanız, unutkanlık daha olasıdır. Dikkatimizi dağıtan unsurları, yaşama alanımızdan farklı bir alana yerleştirmemiz, unutkanlıkların önüne geçebilmek adına faydalı olacaktır. Randevulara geç kalmamak ve evlilik yıldönümü ya da doğum günü gibi önemli günleri hatırlamak için örneğin bir “yapılacaklar listesi” oluşturulabilir. Düzenli bir yaşam alanı içinde oluşturulacak bir takvim panosu ve panonun yazılı olarak güncel halde tutulması da hafızamızı güçlü tutacaktır. Çünkü hepimizin tecrübe ettiği  şey şudur ki; yazarak çalışmak veya genel anlamda yazmak, not almak, hafızaya ve hatırlamaya yardımcı olmaktadır.

 

Zihnimiz yeteri kadar aktif mi?

Yeni şeyler öğrenmek ve zihnimizi işler halde tutmak, hafızanın performansının korunması, hatta yükseltilmesi için birebirdir. Bu noktada bulmaca çözmek belki en basit yöntem olarak sunulabilir, fakat hafızayı daha aktif olarak meşgul edecek ve bir disiplin içerisinde öğrenme sağlayabilecek metotlar çok daha faydalıdır. Örneğin, yeni bir lisan ya da matematiksel yapıya sahip bir disiplini öğrenmek hafızayı kuvvetlendirecektir. Aslında kısaca, yapabileceğimiz tüm zihinsel aktiviteler hafızamızı ve zihnimizin performansını geliştirir.

Gülümsemek

Depresyon ve stres hafızamıza zarar vererek beyin hücrelerimizin tahrip olmasına neden olabilmektedir. Peki, eğer aile ve iş hayatımız veya sağlık durumumuz, kısaca hayatın akışı bizi zorluyor, mutluluk uzakta görünüyorsa ne yapabiliriz? Olaylar karşısında zor da olsa gülümsemek ve sevdiklerinizle beraber olarak stresin etkilerini azaltmak, basit gibi görünen fakat zihnimiz üzerinde olumlu etkiye sahip eylemlerdir. Mümkün olduğu kadar sosyal olmak; arkadaşlarınızla buluşmak ve aile sofralarında bulunmak stresinizi azaltarak zihin performansınızı yükseltecektir.

 

Ne yersen O’sun.

Beynimiz de vücudumuz gibi enerjiyle çalışır. Ağırlığının oranı, vücut ağırlığımız içinde neredeyse yüzde 2’dir. Fakat buna rağmen günlük aldığımız enerjinin yüzde 20’den fazlası beyin için harcanır. Sağlıklı ve dengeli beslenme vücut sağlığımız için olduğu kadar, beyin sağlığımız için de çok önemlidir. Meyveler, sebzeler, kepekli tahıllar, "sağlıklı" yağlar (zeytinyağı, fındık, balık gibi) ve yağsız proteine dayalı bir diyetin sağlık açısından örneğin, kalp ve damar sağlığı açısından sağlayacağı faydalar zaten bilinen gerçeklerdir. Bununla beraber böyle bir diyetin hafıza üzerinde de olumlu etkisi olacaktır. Beynimiz glikoz arzına ihtiyaç duyar. Glikoz seviyesi düştüğü zaman kafa karışıklığı ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda su kaybı da hafıza kaybı ve kafa karışıklığına sebep olacaktır. Tüm bu sebeplerden ötürü yukarıda değinilen şekilde dengeli ve sağlıklı bir beslenme tarzını seçmemiz ve günde 8 bardak su tüketmemiz daha kuvvetli bir hafızaya sahip olabilmemiz için bize yardımcı olacaktır.

Meditasyon yapın!

Meditasyon yapmak, dikkati ve hafızayı geliştirmeye yardımcı olabilir. Meditasyon yaparken kişinin konsantrasyonunu tek bir noktaya yönelterek ve günlük sorun ve stres kaynaklarından uzaklaşması beynimizin adeta nefes almasına imkân tanıyacaktır.

Son 40-50 yılda tıpta ve teknolojide yaşanan gelişmeler insan ömrünün geçmiş kuşaklara göre daha uzun olmasını sağlamıştır. Dolayısıyla atalarımıza göre, en azından istatistiki olarak, sevdiklerimizle geçireceğimiz daha uzun bir hayatın bizleri beklediği düşünülebilir. Bu yüzden yaşanacak bu yılları güçlü bir zihin ve hafızayla geçirmek, anıları canlı tutmak, bu hatıraları gelecek kuşaklara eksiksiz olarak aktarmak hem bizi hem de çocuklarımızı mutlu edecektir.