COVID-19’un Sağlık Finansmanı Üzerindeki Etkileri

2020 yılı başından beri devam eden COVID-19 pandemisi, her ülkenin sağlık sistemini ve ekonomik durumunu derinden etkilemektedir. Bu süreçte gördük ki pandemi sürecinde hastaların tedavi edilmesi ve etkili bir halk sağlığı yanıtı oluşturulması yönetimlerin birinci önceliğidir. Bu nedenle, sağlık alanında yapılan harcamaların önemli bir bölümünü oluşturan klinik hizmetler, yatırım yapılması gereken öncelikli alan olmuştur. Diğer yandan, kaynakların yetersiz olduğu düşük ve orta gelirli ülkeler, sağlık finansmanı konusunda eşi görülmemiş zorluklar yaşarken, nispeten varlıklı ülkelerde bile hükûmetler yeni kaynak arayışına gitmişlerdir. 

Ülkeler, pandemiden dolayı klinik bakıma ihtiyaç duyan hastaların yanı sıra zaten risk altında bulunan hasta gruplarına da (65 yaş üzerindekiler, kanser tedavisi alan veya genetik rahatsızlıklara sahip hastalar) ilave bakım için kaynak ayırmak durumunda kalmışlardır. Örneğin tüm ülkeler; vantilatör, oksijen ve yoğun bakım üniteleri tedariki de dâhil olmak üzere, sağlık sistemlerine daha fazla yatırım yapmak zorunda kalmışlardır.Ayrıca COVID-19 testlerinin gerektiğinde her vatandaşa uygulanması zorunluluğu yıllık bütçe planlarında önceden var olmayan giderleri ortaya çıkarmıştır.Bunlara ilave olarak daha makro düzeyde baktığımızda, yeni ve geçici sağlık bakım tesislerinin inşa edilmesi/donatılması veya mevcut tesislerin yeniden yapılandırılması mecburiyeti doğmuştur.Bu da sağlık sektörü haricinde,örneğin inşaat ve teknoloji sektörlerinin de olağandışı bir şekilde kullanımını getirmiştir. Fakat tabii belki hepsinin ötesinde sürekli ve gerekli bir maliyet kalemi; sağlık sektörünün asli figürü olan insan faktörü, yani sağlık çalışanlarıdır. Hayatlarını ortaya koyan doktor, hemşire ve ilgili tüm sağlık çalışanlarının fazla mesai yapmaya teşvik ve tazmin edilmesi, bununla ilgili sanal sistemlerin kurulması bütçe ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde hiç beklenmeyen ilave yüklere neden olmaktadır.

Bunların bir sonucu olarak, temaslı takip ve karantina uygulamalarında halka bilgi sağlanması için ülkelerin halk sağlığı hizmetleri artırılmıştır. Dolayısıyla kamuda veya özel alanlarda enfeksiyon kontrol önlemlerinden sorumlu yeni sağlık çalışanı kadrolarına ihtiyaç duyulmuştur. Tüm bu sağlık yatırımlarının da ötesinde, karantina altında bulunan vatandaşlara yeterli gıda tedariki sağlanması ve eğitim sisteminin uzaktan öğrenmeyi destekleyecek şekilde yeniden kurgulanmasında rol alan bilişim sektörünün finanse edilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca aşı dağıtımında ortaya çıkacak finansal yönetim konusu ulusal hükümetler için önemli bir öncelik olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu yeni hizmetlerin finanse edilmesi için ek kaynaklara duyulan ihtiyaç, COVID-19'un sağlık finansmanına getirdiği en belirgin ve kısa vadede çözüm gerektiren yüklerdir. Bu görünen kısa vadeli olumsuzlukların haricinde ise iki uzun vadeli sorun bizleri beklemektedir. Bu uzun vadeli sorunlardan birincisi, COVID-19 pandemisinin büyük, küresel bir ekonomik durgunluk getirmiş olmasıdır. Ekim 2020 itibarıyla, küresel ekonominin 2021'de yüzde 4-yüzde 5 küçüleceği ve 100 milyon kadar insanın yoksulluğa sürükleneceği tahmin edilmektedir1-2. Uluslararası Çalışma Örgütü, pandeminin, kayıtlı istihdam dışında kalan kişilerin geçim kaynaklarını da ciddi şekilde tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunmuştur. Dünya genelinde kayıt dışı istihdama ait yaklaşık 1,6 milyar çalışanın COVID-19 nedeniyle işlerini kaybedebileceği tahmin edilmektedir3. İstihdamdaki bu düşüş ise sağlık sigortası primi katkılarıyla finanse edilen sistemler için bir çıkmaz sokak niteliğindedir. Çünkü sigortalı kişi sayısının azalması sağlık finansman sistemlerinin gelirlerini azaltmaktadır. Bunun sonucunda da hükûmetler, sağlık için yaptıkları harcamaları, borçlanma ve ekonomik büyümenin bir birleşimi şeklinde finanse etmek zorunda kalmaktadırlar.

Uzun vadeli sorunlardan ikincisi ise, uluslararası sağlık hizmetleri küresel taahhütlerinin pandemi tarafından baltalanmasıdır4. Açıkça görülen nedenlerden dolayı sağlık alanında politika yapıcıların dikkati COVID-19'a çevrilmiştir ve bu küresel durgunlukla birleştiğinde, uluslararası sağlık hizmetinin ilerlemesini sekteye uğratabilecektir.

Sonuç olarak COVID-19’un, hem sağlık sektörü üzerindeki etkisinin boyutu hem de ulusal ve küresel düzeyde önemli ekonomik sonuçları nedeniyle sağlık finansmanı için benzersiz bir zorluk oluşturmuştur. Bu negatif etkiyi göğüsleyebilmek için hem sağlık alanına yapılan/yapılacak yatırımlar hem de ekonominin büyümesi için yapılan/yapılacak yatırımlar pandemiyle mücadele kapsamında son derece önemlidir. Ayrıca ekonomi ve sağlık alanında yapılan yatırımlar gelecekte yaşanması muhtemel pandemilerde bizlere daha hızlı bir sağlık planlaması yapabilmemiz için uzun vadeli güvence sağlayabilecektir.

Dr. Ahmet Tevfik Albayrak ve Dr. Genco Fas

Referanslar

1.      International Monetary Fund (2020). World Economic Outlook: A Long and Difficult Ascent. Washington, DC, October,

2.      Mahler, D., C. Laknerr, A. CASTANEDA and A. WU (2020). "Updated estimates of the impact of COVID-19 on global poverty." World Bank Data Blogs,

3.      CGAP (2020). Relief for Informal Workers: Falling through the Cracks in the COVID-19 Crisis, COVID19 BRIEFING, Insights for Inclusive Finance, AUGUST 2020,  

4.      Political Declaration of the High-level Meeting on Universal Health Coverage “Universal health coverage: moving together to build a healthier world”,