Nesnelerin İnterneti’nin Serüveni

Bilgi ve iletişim teknolojisindeki en dinamik ve heyecan verici gelişmelerden biri de nesnelerin internetinin ortaya çıkmasıdır. Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) hakkında bir çerçeve oluşturacağımız üç bölümlük yazı dizisinin ilkinde tanımlamalara, kullanım alanlarına ve karşılaştığı tehditlere yer verirken, ikincisinde çözümlere ve başarılı uygulamalara değineceğiz. Dizinin son yazısında ise bu teknolojinin gidebileceği noktaları analiz edeceğiz. Son yıllarda hayatımıza giren nesnelerin internetine gelin yakından bakalım. 

Nesnelerin İnterneti Nedir?

Nesnelerin İnterneti; akıllı cihazların insan müdahalesi olmadan çevredeki fiziksel olayları kontrol ederek makinelerin birbiriyle iletişim kurması olarak tanımlanıyor. 1999 yılında bir sunum sırasında kullanılan bu kavram, küçük ev aletlerinden akıllı şehirlere kadar pek çok alanı kapsıyor. Burada toplanan veriler ise büyük veri olarak karşımıza çıkıyor.

Ağ teknolojileri, son yirmi yıl içinde yaygınlaşmasına rağmen yakın zamana kadar yalnızca ana bilgisayarlar, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar ile cep telefonu ve tabletler gibi geleneksel son kullanıcı cihazlarını birbirlerine bağlamakla sınırlıydı. Son dönemlerde ise dijital dünya ile olan bağımızın güçlenmesi yaşam alanlarımıza giren cihazların da sayısını artırdı. Bunlar arasında ev aletleri, tıbbi cihazlar, elektrik sayaçları, sokak ve trafik lambaları, akıllı TV'ler ve büyük internet şirketlerinin piyasaya sürdüğü dijital asistanlar var.

Geçmişte, biz evde yokken bizim yerimize evimizi temizleyen akıllı süpürgelerin varlığından bahsetseler herhalde inanmakta güçlük çekerdik. Ancak artık zaman ve mekan kısıtlaması olmadan çeşitli eylemleri gerçekleştirme şansımız var. Örneğin; nesnelerin internetini kullanarak akıllı besleyici ile evde olmadığınız zamanlarda, cep telefonunuzdan evcil hayvanınızın mamasını yiyip yemediğini kontrol edebilirsiniz. Aynı zamanda bu uygulama, mama bittiğinde otomatik olarak tedarikçiyle iletişime geçerek mama siparişinizi verebiliyor. Yani kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunan akıllı ürünler, verileri analiz ederek bizim adımıza karar alıyor, zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyor. 

Nesnelerin İnterneti’nin Kullanım Oranları

Sektör analistleri, şu anda ağa bağlı bu tür cihazların sekiz milyardan fazla olduğunu tahmin ediyor ve bu sayının 2021 yılının sonuna kadar 25 milyarı aşacağını öngörüyor. Bu cihazların artan kullanım oranı ağ teknolojilerinin de yeni ve farklı kullanım alanlarının ortaya çıkmasını sağlıyor.

Nesnelerin İnterneti kullandığımız bilgisayarları birbirine bağlayan internet gibi geleneksel siber sistemlerden farklı olarak, genellikle belirli amaçlar için tasarlanmış ve yüksek düzeyde özelleştirilmiş elektronik cihazları birbirine bağlar. Nesnelerin İnterneti kavramının bazen siber-fiziksel sistemler olarak adlandırılmasının temelinde ise siber sistemlerin aksine, fiziksel dünyadan bilgi toplayan sensörleri de içeriyor olması yatıyor.

Nesnelerin İnterneti ve Siber Tehdit İlişkisi

Nesnelerin İnterneti’nin farklı doğası ve fiziksel sensörlerinin varlığı güvenlik ve mahremiyet açısından  fırsatlar yaratırken, aynı zamanda güvenlik açıkları da oluşturuyor. Buna rağmen endüstri ve reel sektör, son kullanıcılar ve üniversiteler bu teknolojinin artan bir etkiyle hayatımıza girmesinin ne anlama geldiğini ve bu yeni teknolojik ortamın getirdiği zorluklarla nasıl başa çıkılabileceğini yeni yeni analiz etmeye başladı. Toplanan bilgilerin kişisel yapısı, nesnelerin internetinin en ayırt edici yönlerinden birini oluşturuyor. Dolayısıyla fiziksel araçların ağa bağlanması, başkalarının bu araçların hareketlerini ve çalıştırılma biçimlerini izleyebileceği anlamına geliyor. Örneğin; akıllı cihazların evlerde kullanılması, konut sakinlerinin alışkanlıkları ve hayatlarını yaşama biçimleri hakkında pek çok bilgiyi açığa çıkarabilir. Ağa tıbbi cihazlar eklemek insanların aldığı sağlık hizmetleri hakkında muazzam miktarda hassas bilgi sağlayabilir. Birden fazla veri kaynağını bir araya getirerek elde edilen bu veriler üzerinden tahmine dayalı bir analizle, üçüncü kişilerin nesnelerin interneti cihazlarını kullananlar hakkında ayrıntılı kişisel bilgilere ulaşmasına olanak tanır. ABD'de tüketiciler arasında yapılan bir anket, kişilerin en çok endişelendikleri noktanın kişisel alışkanlıklarını ortaya çıkaran bilgilerin paylaşılması olduğunu tam da bu düşünceyi destekler nitelikte ortaya koydu. Hal böyle olunca nesnelerin internetinin yakın zamanda yaşam alanlarımızda daha fazla yer tutacak olması, bu teknolojilerin sahip oldukları avantajlar yanında handikaplarının da bilinerek kullanılması gerekliliğini ortaya koyuyor.