Geçmişten Bugüne Yapay Zeka

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, kısa zaman önce bize çok uzak bir kavram olan yapay zeka, farkına varsak da varmasak da hayatımıza yavaş yavaş giriyor. 

Peki, nedir bu yapay zeka? Yapay zekayı, kısaca, insan zekasına ihtiyaç duyulan işlerin bilgisayarlara yaptırılması teknolojisi olarak tanımlayabiliriz. Bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun/sistemin, çeşitli faaliyetleri insana benzer şekilde yerine getirebilme kabiliyeti olarak da açıklamak mümkün. Pek çok yerde ise İngilizce’deki “Artificial Intelligence” kelimelerinin baş harfleriyle yani ‘’AI’’ kısaltmasıyla anılıyor. 

Yapay zeka kavramı ilk olarak Alan Mathison Turing tarafından ‘’Makineler düşünebilir mi?’’ sorusuyla ortaya atıldı. II. Dünya Savaşı sırasında kripto analizi ve mesajların deşifre edilmesi gibi ihtiyaçlara yönelik cihazların üretilmesi ile hayata geçirildi. Bu kavramı 1956 yılında John McCarty isimlendirdi. Yapay zeka laboratuvarı kurulduktan sonra ilk olarak problem çözme gibi konularda çalışmalara başladı, ardından insanları taklit etmesi için bilgisayarların eğitilmesi gündeme geldi. Günümüze yaklaştıkça da akıllı kişisel asistanların üretilmesi ile bu kavram gelişimini sürdürdü. Yapay zeka, bireylere farklı alanlarda katkılar sunarak onların yeteneklerini geliştirmeye yardımcı olmayı hedefleyen bir teknolojidir. Bu kavramı dört farklı tür altında toplayabiliriz.

Salt Tepkisel: Çevredeki değişen durumları algılayıp buna göre davranış ve tepki veren, bellekleri olmayan tür olarak karşımıza çıkıyor. Buna 90’ların meşhur satranç oyuncusu ve şampiyonu Kasparov’u yenen DeepBlue adlı bilgisayarı örnek gösterebiliriz. 

Limitli Hafıza: Yeterli belleğe sahiptir olan sürücüsüz sanal araçlardır. En güzel örnekleri Siri ya da Google Asistant gibi kişisel sanal asistanlardır.

Zihin Teorisi: İnsanların hareketlerini ve duygularını anlayan bu yapay zeka türü üzerinde ise çalışmalar halen devam ediyor. Bilimkurgu edebiyatının bilim ve teknolojiye bazı alanlarda liderlik ettiği düşüncesinden hareketle “Star Wars” filmindeki, insanlarla iletişime girebilen R2D2 ve C3PO adlı robotlar bu türe örnek gösterilebilir.

Son sürüm ise ‘Öz Farkındalığı’ olan tür olacaktır. Bunlar bilinçli, zeki ve duyarlı olup makinaların gelecek jenerasyonu olarak tanımlanıyor. Hollywood yapımı olan “Ex Machina” filminin insansı kahramanı “Eva” bu türün beyazperdedeki yansıması diyebiliriz.

Yapay Zekanın Kullanım Alanları

Yapay zeka uygulamaları pek çok alanda karşımıza çıkıyor ancak biz çoğu zaman farkında olmuyoruz. Hepimiz, internet ortamında aramalar yapıyoruz. Herhangi bir ürünü aradığımızda bir süre sonra bu ürünle ilgili reklamlar farklı mecralarda karşımıza çıkmaya başlıyor. Örneğin pazarlama uygulamaları güzel bir yapay zeka örneğidir. 

Yapay zeka, kredi kartı sahtekarlığını önlemek ve bu sektördeki güvenliği artırmakta son derece önemlidir. Bu tarz uygulamalar bankacılık uygulamalarında yapay zekanın önemini kanıtlar niteliktedir. Zira finans sektörü çok sayıda güvenlik tehdidi ve dolandırıcılık çabalarına maruz kalıyor. Yapay zeka altyapısıyla geliştirilmiş finansal modeller ise bankaların fon akışlarını tespit etmeye ve buna bağlı olarak dolandırıcılık işlemlerinin engellenmesini sağlar. Örneğin; küçük hacimli işlem geçmişi olan bir müşterinin, büyük hacimli bir işlemi anında durdurulabiliyor. 

Sağlık konusunda da yapay zeka uygulamaları çok uzun zaman alan ve büyük harcamalar gerektiren klinik deneylerinin süreleri ile masraflarını önemli ölçüde kısaltacaktır. Otonom robotla yapılan ameliyatlar ve robotlar tarafından verilen doğru tedavi tespiti umut verici gelişmeler arasında yer alıyor.

Yapay zeka uygulamaları tarım alanında da kullanılıyor. Dünya nüfusundaki ve buna bağlı olarak yiyecek tüketimindeki artış, yapay zekanın tarımda da kullanılması sonucunu doğurdu.

Uzay araştırmaları konusunda ise örneğin; Mars’ta araştırma yapan AEGIS tamamen bir yapay zeka örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Kendi kendine giden otomobiller veya diğer bir tabirle otonom araçlar arabalarda yapay zeka uygulamalarına örnektir. Yine günümüzde bilinen bir marka olan “Tesla” ve sahibi Elon Musk bu otonom araçları geliştirerek dünya çapında ün kazandı. Bir süre sonra  yollarda, sürücüsüz giden araçlara rastlamamız kaçınılmaz olacaktır. 

Bir başka uygulama alanı da yapay yaratıcılıktır. MuseNet adı verilen bir yapay zeka sistemi farklı enstrümanları ve farklı müzisyenlerin eserlerini birleştirerek değişik eserler ortaya çıkarabiliyor.

Günümüzden kısa bir zaman önce yapay zekanın bırakın hayatımıza girmesi, hayal edilebilmesi bile çok kolay değildi. Günümüzde artık yapay zekayı benimsemiş ve yadırgamıyor olabiliriz, fakat ilerleyen dönemlerde hayatımıza yapacağı katkı ve yeniliklerden başka olumsuzluklar da olabilir mi? 

Ünlü fizikçi Stephan Hawking; - "Yapay zeka, kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz.” sözleriyle insanlığı eşitçi olmayan bir rekabetin beklediğini vurguluyor.