Young woman behind the glass using a laptop and working from home. Outside window view.

Uzaktan Çalışma – Dost Mu, Düşman Mı?

Artan teknolojik gelişmeler birçok işin dijital araç gereçlerle yapılabilme potansiyelini 2000’lerin başından beri insanlığa sunarken Covid-19 pandemisi bu seçeneği bir zorunluluk haline getirdi. Pandemi belki de uzun zamandır yükselişi beklenen bir çalışma şekline ışık tuttu ve hepimiz dijital bir dünyada yaşamaya başladık. Ardından gördük ki çoğumuzun iş yaşamıyla ilgili bir süredir hissettiği şeyler çok da yanlış değil yani her zaman ofiste olmamız gerekmiyor. Modern teknolojinin imkanları sayesinde aslında ofis dışında da işlerin bir şekilde yürüdüğünü hızlıca anladık. Bakalım ilk online çalışma yılını geride bırakırken uzaktan çalışma yararımıza mı, şirketler ve çalışanlar için dost mu, düşman mı?

İş hayatında daha fazla esneklik ve özerklik?  Evet, lütfen!

Yüz yüze ve fiziki ortamda yapmaya alışkın olduğumuz işler artık dijital ortama taşındı. Ofis toplantıları yerini video konferanslara bıraktı. Evimizin rahat ortamında bir video konferansa katılmak ya da saat 08:30’daki sekronizasyona son dakikada katılabileceğimizi bilerek uyanmak çok ferahlatıcı. Trafikten kurtulmak ve kıyafet serbestliği ise çalışanlar için büyük bir konfor alanı sağlamakta.  Peki, bu tarzın istenmeyen bir yanı yok mu?

Evde dikkatin dağılması ve iş-yaşam dengesini kaybetme

Evden çalışmak çoğumuz için cezbedici olsa da iş-yaşam çatışması pekala mümkündür. Ofis çalışma düzeninde dikkat dağıtıcı unsurlar yoktur. Halbuki işler eve taşındığında kişi özellikle çocuklar, evcil hayvanlar, hobiler ve TV gibi bir dizi dikkat dağıtıcı şeyle karşı karşıya kalabilir. Özellikle evde henüz okul çağında olmayan veya engelli bir çocuğu olan çalışan için evden çalışmak cezbedici değildir. Ebeveyn, evden çalışarak çocuğuyla daha çok vakit geçirebilecek fakat çalışma saatleri içinde çocuğunun ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi gerektiğinden yaptığı iş süresince bölünmeler yaşayabilecek ve dikkati dağılabilecektir.

Uzaktan çalışırken, iş ve özel yaşam arasında doğru dengeyi bulmak da zor olabilir. Her zaman bilgisayarın yakınımızda olması, özellikle işkolik olanlarımız için, uygun molalar olmadan veya herhangi bir iş-yaşam dengesi gözetmeden çalışmak anlamına gelecektir. Bu ilk anda şirket açısından olumlu bir şeymiş gibi görünse de aralıksız çalışmanın uzun vadede iş üretkenliğini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Bir diğer sorun, zamanın yarısında iş yapmak ve diğer yarısında aileyle birlikte olmak düşüncesidir. Bu düşünce de ilk anda doğal görünüyorsa da örneğin, birkaç dakika çalışmak ve ardından aile üyeleriyle vakit geçirmek ama yeniden tekrar çalışmaya başlamak gibi bir döngü ideal bir çalışma temposu olmayacaktır. Uzaktan çalışırken, çalışma saatleri boyunca (çok esnek olsalar bile) tam odaklanmak ve çalışma saatleri dışında tamamen özgür olmak hem işe hem de ailenize ayıracağınız zaman açısından daha verimlidir. Çalışanın uygun bir oda, masa düzeni ve sessiz bir mekan ile işine odaklanabileceği bir ortam oluşturması da verimliliği etkileyecektir.

Bazı insanlar için uzaktan çalışma sistemi uygun olmayabilir

Uzaktan çalışma, günlük rutinimizde bir yıl olmasına rağmen, evden çalışanları denetleyen yöneticiler açısından hala tam tercih edilmemektedir. Ofis ortamında olmayınca çalışanları uzaktan yönetmek ve hangi çalışanların uzak bir konumda başarılı bir performans gösterdiğini  ölçmek için gereken çaba ofis ortamına göre daha fazladır. Bu zorluğun getirdği kaçınılmaz problem ise yöneticilerin ister istemez mesai dahilinde veya haricinde çalışanlarına karşı daha talepkar olmasıdır. Çalışanlar sıklıkla online çalışma sırasında saatlerin birbirine girdiğinden, hafta sonu günlerinin hafta içi günlerinden farksız olduğundan ve yöneticileri için sürekli olarak online görünme mecburiyetinden bahsetmektedirler. Dolayısıyla uzaktan çalışma yöneticiler için operasyonel zorluklar getirirken çalışanlar için de aşırı bir iş temposu anlamına gelmektedir.

Sosyal etkileşim

Evden çalışmak ilk başta hayatı kolaylaştırsa da çalışanların psikolojisi üzerinde olumsuz etkisi olabilir. Bizler sosyal varlıklarız ve kimseyi görmeden küçük bir alanda izole şekilde çalışmak, kendimizi dünyadan soyutlanmış ve kapana kısılmış hissetmemize neden olacaktır. Evden çalışıldığında çalışma arkadaşlarıyla yüz yüze etkileşimin mümkün olmaması hatta iş yerinde stresi azaltıcı etkisi olduğu bilinen o çocukça iş dedikodularından bile mahrum kalacak olmak verimi düşürecektir. Bu noktada uzaktan çalışmanın olumsuzluğu üzerine kısaca söylenmesi gereken şey;“insana dokunmak” diye tabir edilen şahsi iletişimin ve sosyal bağların kurulamamasının insan psikolojisini iş verimini düşürecek şekilde etkilemesidir.

İletişim

Müşterileriniz, işlerini yürüten çalışanlarla yüksek düzeyde yüz yüze iletişim kurmaya alışkınlarsa uzaktan çalışmaya geçiş şirketin kârlılığını etkileyebilir. Örneğin bankalar, spor merkezleri, oto ve emlak satıcıları gibi ancak yüz yüze görüşmelerle ilerleyebilen işlerde müşteriler, kendilerini ihmal edilmiş hissedebilir ya da ödedikleri hizmet bedelinin karşılığını tam alamadıklarını düşünebilirler. Bu noktada da 3 boyutlu görüntüleme sistemleri devreye girmeden uzaktan çalışmanın veya uzaktan asiste etmenin fayda sağlamayacağı ve işlerin bozulmasına neden olacağı aşikardır.

Uzaktan çalışma, yapılan işin bu tarza uygun olup olmaması bir yana öz disiplin, motivasyon ve odaklanma gerektirir. İşlerini bağımsız olarak yapmaya alışmış, bireysel işler içinde olanlar, başkalarıyla düzenli iletişim kurması gereken çalışanlara göre evden çalışma konusunda genellikle en mutlu olanlardır. Fakat bu iş yapış biçiminin tüm disiplinler, çalışanlar ve müşteriler açısından bir opsiyon değil de bir zorunluluk olması avantajları dezavantaja dönüştürmektedir. Bu haliyle uzaktan çalışma, iş verimini düşüren, insan psikolojisini olumsuz etkileyen ve sosyal bağların yüz yüze ortamlar gibi sürdürülememesi nedeniyle ortak çalışmaları desteklemeyen bir iş yapış tarzı olarak karşımıza çıkıyor.