Ekonomide Büyük Sıfırlama

Dünya pandemi gölgesinde geçen 2020 ve 2021 yıllarıyla iki yılı geride bıraktı. Bu iki yıllık süre içinde global ekonomiye ilişkin birçok ezber bozulurken, iş yapış şekilleri kalıcı olarak değişti. Ekonomilerin tekrar canlanmaya başladığı şu günlerde dünya ekonomisi için telaffuz edilen “The Great Reset” yani “Büyük Sıfırlama”dan bahsedeceğiz.

2020 yılı başında tüm dünyada küreselleşmenin etkilerini her alanda hissederken pandemi bizi yakaladı. Bu noktada küreselleşmeyi ne övelim ne de yerelim ama şunu belirtelim; bu süreç bir yandan hem fiziki anlamda, yani turizm ve iş hareketliliğiyle hem de sanal anlamda yani her mecradaki internet uygulamalarıyla gerçekleşiyordu. Bu haliyle kültürlerin kaynaşması ve farklı fikirlerin normalize edilmesi mümkün hale geliyor, eski alışkanlıklar ve adetler devam etse de yeni bir ortak dil veya karşılıklı anlayış ortaya çıkıyordu. Diğer yandan ise son 20 yıllık dönemde küreselleşmeyle beraber bölgesel markaların dünya çapında şirketlere dönüştüğünü gördük. İnternetin sınırları kaldırmasıyla şirketler ülke gelirlerinden daha fazla gelir elde eder oldular. Bir örnek vermek gerekirse; 2018’de dünya çapında iki şirketin geliri 180 ülkenin toplam gelirinden fazlaydı.

Tabii yukarıda saydıklarımız küreselleşmeye ait sırasıyla iyi ve kötü özellikler olarak adlandırılamaz. Yani her birey küreselleşme sonucu mutlaka ortak bir kültüre sahip olmak istemeyebilir. Nihayetinde birçok kişi küreselleşmenin yerel kültürlere bir tehdit oluşturduğu kanısını, belki de haklı olarak taşımaktadır. Diğer yandan şirketlerin ülkelerden bile daha çok gelir elde etmesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olabilir. Tabii ki bir şirket kâr elde etmek veya paydaşlarının refahını yükseltmek amacıyla kurulmuştur. Fakat küreselleşme sonucunda bazı şirketlerin elde ettikleri imtiyazlı konum, ülkelerin vatandaşlarıyla ilgili takip etmek istediği refah politikalarıyla çelişebilir. Dolayısıyla yukarıda listelenenler iyi ya da kötüden ziyade sadece küreselleşmenin bizi getirdiği noktayı tespit eden özellikler olarak sayılmıştır.

Fakat nihayetinde yereli koruma çabası içinde bir bütün olmaya doğru giderken Covid-19 ve 2020 yılı bu sürece büyük bir darbe indirdi. Darbe alan taraf da hiç şüphesiz ki kişisel ve ticari hareketlilik, insanların birbirini tanıması ve anlaması oldu. Birbirimizden uzaklaştık, iş yapış ve eğitim şekilleri muhtemelen kalıcı olarak değişti. Finans dünyasına döndüğümüzde ise uzun yıllardır altyapısı hazırlanan dijitalleşme artık tek yol olarak karşımıza çıktı. İşte bu değişiklikler bir süredir tartışılan yeni bir kavramın ortaya atılmasına neden oldu: “The Great Reset” yani “Büyük Sıfırlama”.

Bu kavram bir süredir tartışılmakta olan bir konu ve ne olduğu, neyi kapsadığı da sıklıkla sorulmaktadır. Buna temel olarak “ekonomiyi sıfırlamak” ve sistemi değiştirmek diyebiliriz ama nedenlerini saydığımızda bu kavramı daha özelde tanımlamış oluruz. Şöyle ki; hepimizin malumu, dünyada bir süredir sermaye hareketleri dijital paralarla ve finansal teknoloji uygulamalarıyla serbest. Yani sermaye sahipleri istedikleri zaman istedikleri yere nakit transferi gerçekleştirebiliyorlar. Tabii bu serbestleşme ulusların sınırları dâhilinde belirlediği para ve maliye politikalarıyla paralellik göstermiyor. Kaldı ki söz konusu uygulamalar, bir yatırım aracı olarak düşünülmeleri halinde klasik ulus paralarına göre oynak olmaları nedeniyle yatırım yapmak isteyen ülke vatandaşlarına da zarar veriyor. Bu nedenlerle para ve maliye politikalarının mümkün olduğu kadar bir standarda oturtulması veya bir otoriteyle ya da ülkelerin üzerinde mutabık kaldığı bir modelle yönetilmesine ihtiyaç olduğu iddiası dile getiriliyor. Bu öyle bir otorite veya uluslararası kabul görecek model ki finansal sistemin kurallarını dünya ölçeğinde belirleyecek. İşte buna büyük sıfırlama (the great reset) deniyor.

Bu görüş ilk kez 1971 yılında kâr amacı gütmeyen bir kurum olarak kurulan Dünya Ekonomik Forumu’nda öne sürüldü. Kurumun amacı dünyanın ekonomik ve sosyal durumunu düzeltmek, geliştirmek olarak açıklanıyor. Bu tanımda, örneğin teknolojik ve bilimsel gelişim de veya iklim değişikliklerinde yara alan toplumlar ve ülkeler de var. Fakat günümüze geldiğimizde ise bu forumun başta söylenen amaçtan daha çok iş ilişkilerinin kurulmasını amaçlayan ve bir fikir alışverişi konferansına dönüştüğünü görüyoruz. Ancak yine de ekonomist ve siyasetçilerin ilgi gösterdiği bu toplantıda zikredilen fikirlere biz de asgari bir ilgiyle yaklaştığımızda yeni dönemde iş hayatının önemli oyuncularının sorumluluk ve yetkilerinin yeniden belirlenmesi geçerli olacak gibi görünüyor. Bunun gerçekleşmesi ise farklı bir makalemizde değindiğimiz Endüstri 4.0’ın çıktılarının kullanılmasıyla mümkün olacak. Yani Endüstri 4.0 derken; az yer kaplayan az enerji harcayan ileri teknoloji donanımları ve nesnelerin internetinden bahsediyoruz.

Farklı topluluk ya da isimler hangi düşünceyi beyan ederse etsinler ortak nokta aslında tıpkı II. Dünya Savaşı gibi Covid-19 pandemisinin de geleceği ve ekonomileri şekillendirmek için bir fırsat olduğudur. Bu değişikliğin de temel olarak finansal teknolojilerle ve Endüstri 4.0 ile gerçekleştirileceği bir iddia olmanın ötesinde hayata geçen bir süreç galiba.

Dr. Genco Fas