Bireysel Birikim Yönetiminde Beşeri Sermayenizin ve Karakterinizin Rolü

Birikim, on yıllara yayılan bir uğraştır. Bu kadar uzun soluklu bir uğraşın yönetilmesi, belli bir stratejiye bağlı ilerlemesi, önceden planlanmış adımlara göre şekillendirilmesi kaçınılmazdır. Beşeri sermayenizin yönetilmesi işte bu sürecin en önemli adımıdır.

Beşeri sermaye kavramı günlük dilde hemen hiç kullanmadığımız ancak aslında her an bizimle beraber olan bir olgudur. Kullanıldığı içeriğe göre farklı şekillerde tanımlanıyor. Biz bu yazımızda beşeri sermayeyi sizin gelir yaratabilme potansiyeliniz olarak tanımlayacağız.

Üç kişi düşünün. Biri yirmilerinde, biri kırklarında, biri de altmışlarında. Üçünün de hedefi aynı: Finansal bağımsızlık. Bunun en basit tanımı, beklenen gelirlerin planlanan giderleri karşılamasıdır. Sadece bugün değil. Mümkünse ömür boyu. Bu durumda bu iki kavramın hesaplanması ve birbirleriyle ilişki içinde yönetilmesi gerekiyor. İşin özünde, yapılan uzun dönemli bireysel finansal planlama ve ayağımızı yorganımıza göre uzatmaktan biraz daha fazlası var.

Planlama sürecinin birkaç aşaması var. Öncelikle sizin nasıl bir finansal karaktere uyduğunuzu belirlemeniz gerek. İlk yanıtlamanız gereken gelir kaynağınızın ne olduğu. Siz aktif gelir edinen biri misiniz yoksa pasif gelir edinen biri mi? Aktif gelir elde eden biriyseniz daha fazla risk alabileceğinizi kabul edebiliriz. Pasif gelir sahibiyseniz risk konusunda aynı gelir noktasında olsanız da dikkatli olmanız gerekecektir.

İkinci nokta birikimleriniz sizin gözünüzle bakınca yüksek mi, yoksa düşük düzeyde mi? Eğer birikimlerinizin, sürdürmeyi planladığınız yaşam standardı için düşük kalacağını düşünüyorsanız oynaklığı daha az olan varlıklara yönelmeniz doğru olacaktır.

Hayatınızın hangi aşamasındasınız?

Ve geldik en önemli aşamalardan birine; hayatınızın hangi aşamasındasınız. Teorik olarak riske karşı toleransımız genç yaşlarımızda yüksek olmalı, yaşımız ilerledikçe düşmeli. Yani emekliliğe yaklaştığınız bir dönemde borsaya yatırım yapmayı düşünmeye başlamak için biraz geç kalmış olabilirsiniz. Beşeri sermayeniz de hayat yolculuğunda bulunduğunuz yere göre belirlenmekte. Genellikle ilk birkaç on yılı gelirin arttığı, birikimlerin yavaş yavaş yükseldiği ve getirinin de arttığı dönemler olarak adlandırabiliriz. Bu döneme biriktirme dönemi diyebiliriz. Bu süreç standart bir yaşam yolculuğunda bir yerde zirvesine ulaşır ve bir plato halini alır. Bu ikinci süreç muhafaza dönemidir. Muhafaza dönemini beşeri sermayenizin azaldığı “dağıtım dönemi” takip eder.

İkinci aşama davranışsal finans ile beraber hayatımıza giren yatırımcı profilinin ortaya konduğu süreçtir. Temelde dört yatırımcı profili olduğunu düşünüyoruz. Birincisi “temkinli yatırımcı”dır. Temkinli yatırımcılar genellikle kayıplara karşı son derece hassastır. En küçük bir kayıp bile onları rahatsız eder. Bu tür bir yatırımcı profiline giriyorsanız düşük oynaklığı olan varlıkları tercih etmelisiniz. İkinci profil “metodik yatırımcı”dır. Metodik yatırımcılar delil peşindedirler. Sürekli analistleri takip eder, bilgi toplar, bunları kullanır. Çabası sonuç verse de aramaktan vazgeçmez. Üçüncü profil “spontan yatırımcı”dır. Bu profildeki yatırımcıların portföylerini sık sık güncellediklerini görürüz. Ne yazık ki genellikle gereğinden fazla alım satım yaparak yarardan çok zarar getirirler birikimlerine. Dördüncü profil ise “bireyci yatırımcı”dır. Bireyci yatırımcılar farklı kaynaklardan edindikleri bilgileri sentezler, karar alır ve bu kararlara bağlı kalırlar. Warren Buffet, bu tür yatırımcılara en iyi örnektir belki de. Siz aşağıdaki tabloda kendinizi nerede görüyorsunuz?

 

Daha çok analitik

Daha çok duygusal

Risk sever

Metodik

Temkinli

Riskten kaçınan

Bireyci

Spontan

Risk ve getiri hedeflerini belirleyin

Gelelim profilinizden sonraki aşamalara. Sıra getiri ve risk hedeflerini belirlemede. Yüksek getiri peşindeyseniz bu yüksek riski de kabul edebiliyorsunuz anlamına gelir. Bu iki seçimin birbiriyle çeliştiği durumlar elbette olacaktır. Sonuçta kim “Ben düşük getirinin peşindeyim” der ki? Öyleyse belki doğru olan önce risk hedefinizi koymaktır.

Ancak bu da kendi kendinize düşünüp “Bana göre şöyledir...” diye başlayan bir cümle kurmaktan ibaret değildir. İlk belirlenmesi gereken, risk alabilme gücünüzdür. Bunun için üç soruya yanıt vermeniz gerek. Bir; hem uzun hem kısa dönemde finansal hedef ve ihtiyaçlarınız neler? İki; bu hedeflerin hayati önemi nedir ve ulaşılamamaları durumunda ne kadar sıkıntı yaşanacak? Üç; bu yolda ne kadar kayıp sizi finansal açıdan darboğaza sokmaz? Bu üç soruya vereceğiniz yanıttan sonra risk alma iştahınıza göre hedefler belirleyebilirsiniz.

Bu aşamada yaşınız, pozisyonunuz ve profilinize bağlı olarak elinizi kolunuzu bağlayacak kısıtlar elbette olacaktır. Likidite ihtiyaçlarınız hangi noktada ve ne kadar olacak? Evlilik, çocuk, şehir değişimi, ev yatırımı vs. Bu aşamada yaşam standardınızın gerektirdiği harcamaları, acil rezervleri ve yol kazalarını ayrı ayrı hesaplamalısınız. İkinci önemli kısıt zamandır. Önünde 40 yıllık beklenen ömür olan bir genç ile 20 yıl olan orta yaşlı birinin aynı beşeri sermayeye sahip olmadığı açıktır. Zaman kısıtı çoğu kez basamaklı bir yapı izler. Genç sınıfından birkaç yılda orta yaşa geçer, orada uzun zaman kalıp, birkaç yılda da ileri yaş kategorisinde buluruz kendimizi. Üçüncü kısıt vergilerdir. Gerek alım satım yaparken, gerek miras taksimleri yapılırken vergiler ciddi bir nakit çıkışına neden olacaklardır. Örneğin, bu noktada yapılabilecek doğru hareketlerden biri mirası torunlara bırakmaktır.

Ve son olarak özel durumlar olabilir. Örneğin, birikiminizin çoğu halihazırda bir gayrimenkulde yatırılmış olabilir. Çalıştığınız şirket size opsiyon vermiş olabilir veya belli bir sektöre yoğunlaşmış olabilirsiniz.

Yol haritası hazırlayın

Bütün bunlar gözden geçirildikten sonra sıra birikim haritası ve bu birikimin yatırım araçlarına dağıtılma stratejisinin hazırlanmasına gelmiştir. Paranın zaman değeri ve temel finansal okuryazarlığınızı kullanmanın zamanıdır. Bu aşamada şu kadar yıl sonra şu kadar geliri olan birisi olmayı hedefliyorsunuzdur ve hesaplar sizin yıllık ne kadar getiri sağlamanız gerektiğini ortaya koymaktadır. Risk iştahı ve yatırımcı profilinize göre alternatif yatırım araçları masaya yatırılır.

Bu noktada son bir tavsiye ise bu süreçlerde profesyonel bir yatırım danışmanından destek almanızdır. Hele bu danışman size değişik koşullar altında nasıl sonuçların beklendiğini gösteren, biraz daha gelişmiş örneğin, Monte Carlo simülasyonu benzeri analizleri de sunabilirse gerçekten birikim yapmaya başlamaya hazırsınız diyebiliriz.

Bir defa daha hatırlatmamıza izin verin. Günümüz gelişmiş finansal piyasaları hepimize fırsatlar sunmakta. Artık uzun yıllardır birikimlerimiz için adres olarak gösterilen birkaç varlığın arasına sıkışmış değiliz. Kendi risk iştahınızı ve hedeflerinizi kısıtlarınız altında masaya yatırıp uzun vadeli birikim yolculuğunuza ne kadar erken başlarsanız hedefe ulaşmanız da o kadar kolay olacaktır. Albert Einstein’ın da dediği gibi, bileşik faiz görelilik kuramından sonra en büyük keşiftir.

Ne kadar erken yola çıkarsanız birikim platonuz o kadar uzakta kalır ve o noktaya vardığınızda o nispette yüksek bir noktaya ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Yaman Ömer Erzurumlu