Smart man analyzing human needs writing self development and business plan on gray wall background

Zihinsel (Mental) Muhasebe Gereksiz mi, Pratiklik mi?

Tüketim kararlarımızı çoğu kez, paranın “kaynağı” veya “kullanım niyeti” gibi bazı kategoriler çerçevesinde veririz. Eşinizin maaşının mutfak masraflarına ayrılması; yatırım amaçlı alacağımız bir ev için kullanacağımız kredinin taksitlerinin bu evden gelecek kira geliriyle ödeme isteğimiz; bayram ikramiyesinin bayramda harcanması; kredi kartı borcunuzun tamamını kapatmak yerine, her ay yaz tatili için bir miktar para ayırmanız, vb. 

İşte paramızı, tamamen zihnimizde yaratmış olduğumuz farklı kategorilere göre harcamamıza “zihinsel (mental) muhasebe” denmekte. Zihinsel muhasebe, kararlarımızı pratikleştirse ve hatta bize mantıklı gözükse de, sıklıkla hata yapmamıza neden olmaktadır.

Nasıl  mı? 

Arada sırada futbol maçına giden Ali Bey’in başına gelenlere bir bakalım…

Örnek 1: Futbol Sevdalısı Ali Bey

Durum 1: Ali Bey, bir futbol maçı için 500 TL verip bir bilet alıyor. Maç için stada geldiğinde cüzdanındaki bileti düşürdüğünü görüyor. Ali Bey’in, 500 TL daha verip, stadın gişesinden yeni bir bilet alma ihtimali kaçtır?

Durum 2: Ali Bey, aynı futbol maçına gidiyor ama maç için bileti önceden satın almıyor.  Stada geldiğinde, arabasını park ederken, park yerinin önünde duran bir kurye motoruna çarpıp, motorun devrilmesine yol açıyor. Kurye, devrilen motorunda 500 TL’lik hasar olduğunu söylüyor. Sigorta ile uğraşmak istemeyen Ali Bey kuryeye 500 TL’yi ödüyor.  Bu durumda, Ali Bey’in 500 TL verip, stadın gişesinden bilet alma ihtimali kaçtır?

Herhalde hepimiz, Ali Bey’in, ikinci durumda 500 TL verip bilet alma ihtimalinin daha yüksek olacağını söyleriz… Halbuki finansal açıdan birinci durumla ikinci durum arasında hiçbir fark yoktur!  İki durumda da Ali Bey’in beklenmeyen masrafı (zararı), yani maddi kaybı 500 TL’dir.  Dolayısıyla, finansal mantık açısından bakıldığında, Ali Bey’in yeni yapacağı harcamanın, yani maç bileti alma ihtimalinin iki durumda da aynı olması gerekir.

Ancak, Ali Bey’in (ve onunla beraber hepimizin) zihinsel muhasebesinde 500 TL maç biletine ayrılmış olduğu için, (birinci durumda olduğu gibi) aynı “kategoride” ikinci kez 500 TL harcama yapmak yanlış gibi görünür. Kazadaki hasar için yapılan 500 TL’lik ödeme ise “maç için ayrılmış zihinsel bütçenin” dışında kaldığı için, maç biletine 500 TL daha ödenmesi daha kabul edilebilir olarak algılanır.

Başka bir örnek, direkt finansal işlemlerle ilgili verilebilir…

Örnek 2: Oğlunu Evlendirmek İsteyen Can Bey

Can Bey’in oğlunun düğünü için 10.000 TL’ye ihtiyacı vardır.  Can Bey’in A ve B Şirketleri’nin hisselerine yapmış olduğu yatırımların her birinin bugünkü değeri 10.000 TL’dir.  A Şirketi’nin hisse senedinin Can Bey’e maliyeti 5,000 TL olup, Can Bey A Şirketi’nin hissesinden 5.000 TL kâr etmiştir.  Buna karşın, B Şirketi’nin hisse senedinin Can Bey’e maliyeti 15,000 TL olup, Can Bey B Şirketi’nin hissesinden 5.000 TL zarar etmiştir. Can Bey oğlunun düğün masraflarını karşılamak için hangi şirketin hisselerini satmalıdır?

Çoğu insan, B Şirketi’nin hisse senedindeki 5,000 TL’lik zararın “realize edilmesi” yerine, A Şirketi’nden elde edilen 5.000 TL’lik kârın “garantiye alınmasının” tercih edilmesinin doğru olduğunu, dolayısıyla Can Bey’in A Şirketi’ndeki paylarını satmasını gerektiğini düşünecektir. 

Halbuki hisse senetlerindeki kâr ve zarar artık “geçmişte” kalmıştır.  Doğru mantık, hangi hisse senedinin satılması (veya hangi hisse senedinin elde tutulması) kararının, hisse senetlerinin mevcuttaki (geçmişten gelen) kâr-zarar durumlarından çok, gelecekteki fiyatları hakkındaki beklentiye göre verilmesini gerektirir.  A Şirketi’nin hisse senedinin fiyatı B hisse senedinden daha fazla artacaksa, B Şirketi’nin hissesi satılmalı, A Şirketi’nin hissesi tutulmalıdır. Örneğin beklenti, A Şirketinin hissesinin fiyatının 20,000 TL’ye, B Şirketi’nin hisse senedinin fiyatının 11.000TL’ye çıkması şeklindeyse, Can Bey B hisse senedini satarak oğlunun düğününü yapmalıdır.  Bu şekilde Can Bey’in toplam kârı 9.000 TL daha fazla olacaktır.

Örneklerde gördüğünüz gibi zihinsel (mental) muhasebe, karar vermemizi kolaylaştırsa da, bizi hatalara sevk edebilmekte. Tabii ki, her zihinsel muhasebe mutlaka zarara neden olacak diye bir şart yok ama finansal kararlarımızı verirken mümkün olduğu kadar yeterli verileri toplayıp, objektif yöntemler kullanmakta da sonsuz fayda var…

Dr. Genco Fas

Referanslar:
Atik, M., Yılmaz, B. ve Köse, Y.  (2018). Bireysel Finansal Kararlarda Zihinsel Ön Yargının Etkisi: Mental Muhasebe,  Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, 17. UİK Özel Sayısı , 717-730. DOI: 10.18092/ulikidince.434349
Estelami, H. (2012). Marketing Financial Services. (Second Edition), Indianapolis: Dog Ear Publishing, 42.
Heath, C.  ve Soll, J.  (1996).  “Mental Budgeting and Consumer Decisions”, Journal of Consumer Research, 23, 40–52.
Kahneman, D. (2011). Thinking Fast and Slow, UK: Penguin Books, 342-345. 
Thaler, R. H. (1999). Mental Accounting Matters. Journal of Behavioral Decision Making, 12(3), 183-206.