Yatırımlarımızı Nasıl Yönetiyoruz: Davranışsal Finans

Bütçe planlaması, girişim, kısa ve/veya uzun vadelerde yatırımlar yaparken, belirli duygu ve düşüncelere göre hareket ediyoruz. Peki, bu noktada gerçekten akılcı bir tutum sergileyebiliyor muyuz?

Finansal davranışları açıklayan geleneksel finans teorileri piyasa ve yatırımcıların tamamen akılcı, kâr-zarar dengelerinin farkında, otokontrol sahibi ve bilgiyi tamamen doğru anlayacak kapasitede olduğunu varsaymaktadır. Başka bir ifadeyle geleneksel finans teorileriyle kurulan modeller, yatırımcıların gerçekte nasıl karar aldıklarını dikkate almak yerine, rasyonel yatırımcı tanımı yapıp, piyasadaki yatırımcıların da rasyonel olduğunu varsaymaktadır. Ancak, haliyle piyasalarda görülen mantık dışı veya irrasyonel yatırımcı davranışlarını ve anormal piyasa hareketlerini, bu varsayımlar üzerine kurulan modeller açıklayamamaktadır.

Davranışsal finans ise, geleneksel finans teorisinin aksine, yatırımcıların sınırlı düzeyde otokontrol sahibi olduğunu, yanılgılara kapılabileceğini ve bilgiyi yanlış anlamaktan doğan hatalar yapabileceğini kabul etmektedir. Bu çerçevede davranışsal finans, finansal kararlar alınırken sahip olunan duyguları, düşünceleri, niyetleri, kurulan neden-sonuç ilişkilerini ve bunların karar alma sürecini ne derecede etkilediğini konu alır. Finansal hareketlerin başta psikoloji olmak üzere saydığımız birçok etmen ile ilişkisi ve bu etmenlerin etkisinde ne derece başarılı olduğu davranışsal finans teorisinin konusudur.

Hayatımızın her noktası gibi yatırımlarımız da psikolojimizin gölgesinde kalabilir. Finansal okuryazarlığımızı güçlendirmek, yatırımlarımızı daha iyi yönetebilmek için ihtiyacımız olan belki de sadece bir bakış açısıdır. Gelin davranışsal finans teorisinin tartıştığı psikolojik etkilerin bazılarının neler olduğuna bir göz atalım.

1- Kayıptan kaçınmak

Elbette ki kimse kaybetmek istemez. Ancak bu kayıptan kaçınma davranışı üzerinde fazla durduğumuz takdirde bizi geleceği parlak olmayan pozisyonlarda bırakıp iyi olanakları kaçırmamıza neden olabilir. Kayıplar yaşamamak için elbette önlemlerimizi almalıyız. Ancak bu önlemler, aşırı önlemlerin önümüze gelen fırsatları tepmemizin, geleceği olmayan bir yatırım fırsatında ısrar etmemizin nedeni olmamalı.

2 – Sürü psikolojisi

Finansal balonların, yani finansal araçların fiyatlarının makul değerlerin çok üstüne çıkmasının sebeplerinden biri sürü psikolojisidir. Sürü eğilimi yatırımcıların diğer yatırımcıların yaptıklarını takip etme ve irrasyonel de olsa kopyalama eğilimini ifade eder. Yatırımcılar kendi bağımsız analizlerinden ziyade büyük ölçüde duygu ve içgüdülerden etkilenirler. Toplumun büyük bir kısmında farklı düşünmek ve hareket etmek korkutucu olabilmektedir. Bireylerin çok ilgi gören bir hisse senedine yatırım kararı verirken; kendi bağımsız analizlerinden ziyade büyük ölçüde utanma ve aptal durumuna düşme korkusu yüzünden sürü psikolojisiyle hareket ettikleri gözlemlenmektedir. Bu durum ayrıca toplumla birlikte hareket etme içgüdüsüyle de açıklanabilir.

3 – Yenilik önyargısı

Yenilik önyargısı yatırım kararlarımızı etkileyen önyargılardan birisidir. Karar verirken en yeni deneyimleri çok fazla dikkate alma eğilimidir. Yatırımcılar piyasa performanslarını değerlendirirken kısa vadedeki performansa gereğinden fazla önem verebilirler. Örneğin, yatırımcılar son zamanlarda fiyatı düşmüş olan hisse senetlerinden uzak durmayı tercih ederler. Aslında özellikle bu nedenle piyasa fiyatı makul değerinin altına inmiş olabilecek hisse senetlerine yatırım yapma fırsatını kaçırmış olurlar. Bu şekilde son olaylara dayalı kararlar verirken, bu olayların gelecekte de devam edeceğini umarak hareket ederler. Sıcak bir yatırım eğilimini takip etmek veya bir piyasa düşüşü sırasında menkul kıymet satmak gibi mantıksız kararlar almalarına yol açabilir.

4 – Geri görüş önyargısı

Bir olay gerçekleştikten sonra, bir hisse senedinin fiyatı çok artığında, ya da piyasalarda bir çalkalanma olduktan sonra geriye doğru baktığımızda, o olay gerçekleşmeden önceki dönemde olayın gerçekleşeceğini öngörebilmişiz gibi hatırlayabiliriz. O zaman belirsizlik gibi görünen işaretler bugün geriye dönüp baktığımızda o zaman için bile çok netmiş gibi görünebilir. “Aslında ben biliyordum böyle olacağını” düşüncesi oluşabilir. Bu durum o dönemde yaptığımız hatalardan ders almamızı engeller. Geri dönüş önyargısını engellemek ve yapılan hataları ve o zaman nasıl düşündüğümüzü daha sonra inceleyebilmek için finansal karar günlüğü tutulması tavsiye edilmektedir.

5 – Kendimize aşırı güvenmek

Finansal okuryazarlığımıza ve tecrübemize güveniyoruz, yatırımlarımız da meyvesini veriyor. Hatırlatmak isteriz ki işler her zaman yolunda gitmeyebilir. Garantici bir yaklaşım bizi ne kadar fırsatlardan uzaklaştırsa da kendimize aşırı güvenmek de bir o kadar riskli olabilir. Elde ettiğimiz başarıların getirisiyle gerçeklerden uzaklaşabilir, kısa veya uzun vadede yaşayacağımız kayıpları öngöremeyebiliriz. Hangi durumda olursak olalım mantık çerçevesinden uzaklaşmamalı, her zaman olası risklerin bilincinde olmalıyız.

Yatırımlarınızı daha iyi yönetebilmek adına, resmi veya güvenilir kaynaklardan nicel verileri inceleyebilir, makaleler okuyabilir, profesyonellerle görüş alışverişinde bulunabilir veya yatırım danışmanlığı hizmeti alabilirsiniz.

Kaynaklar:

Shleifer, Andrei, 2003, Inefficient Markets: An Introduction to Behavioral Finance, Oxford University Press.

Shefrin, Hersh, 2002, Beyond Greed and Fear, Oxford University Press.