Yatırım ve Emeklilik Fonuna Yatırım Yapalım, Ama Hangisine?

Yatırım ve emeklilik fonlarını tanıtmaya çalıştığımız bu yazı dizimizin ikincisinde, ilk bölümde bahsettiğimiz fon tiplerinin dışında kalan fonları ve bu fonların özelliklerini anlatacağız.

Bu fonların belki de en ilgi çekici olanlarından ikisi; altın fonları ve yatırımlarını yabancı para cinsinden yapmak isteyen yatırımcılar için tasarlanmış fonlardır. Bu fonlar, daha önce bahsettiğimiz tüm fon türlerinin sırasıyla altın, kıymetli madenler ve yabancı para cinsinden varlıklara yatırım yapan alternatifleridir ve fon piyasasında yatırımcılara sunulmaktadırlar. Dolayısıyla fonlar, yazımızın ilk bölümünde ele aldığımız ve hisse senetleri gibi temel bileşenlere sahip olanlardan başlayarak yabancı para cinsinden devlet kâğıtlarına, eurobondlara, yabancı borsalardaki fon ve hisse senetlerine yatırım yapan fonlara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Ancak burada gözden kaçırmamanız gereken önemli bir unsur vardır. Bu unsur; yabancı para cinsinden yapacağınız her türlü yatırımın Türk lirası ile yapacağınız yatırımların içermediği bir riski, yani kur riskini içeriyor oluşudur.

Uzman desteği alabilirsiniz

Bu noktada fon çeşitlerini ve bileşenlerini tanıtarak, fonların yatırımlarınız için bir tercih nedeni olabileceklerini vurgularken bir yandan da dikkatinizi profesyonel yardıma çekmek isteriz. Bizlerin bireysel yatırımcılar olarak uzun zaman ve enerji harcamak kaydıyla yapacağımız seçim sürecini, belli bir maddi karşılıkla profesyonel fon yöneticilerine bırakmak ve yine aynı karmaları oluşturmak mümkündür. Bu yolla yatırımcı olarak bize düşen sadece, ekonominin genel gidişine ilişkin görüş ve beklentilerimize uygun seçimleri yapmak ve yatırım yaptığımız sepetin performansını takip etmek olacaktır.

Üstelik yatırım fonlarına yatırım yapmanın bir diğer önemli avantajı da nitelikli yatırımcı olarak yatırım yapamayacağımız birçok varlığa erişim sağlamaktır. Buna güzel bir örnek özel sektör tahvilleridir. Nitelikli yatırımcı olmadığımız sürece bu varlıklara ikinci el piyasada yatırım yapma şansımız bulunmamaktadır. Yabancı ülke borsalarında işlem gören hisselere yatırım imkânı ise hisse seçimini ancak teker teker yaptığımızda mümkündür. Bu da son derece maliyetli bir işlem olduğu için tercih sebebi değildir. Hâlbuki fonlar aracılığıyla bu varlıklardan oluşan sepetlere yatırım yapmak hem mümkün, hem kolay, hem de düşük maliyetlidir.

Son bir tercih olarak ise riskten tamamen uzak durmak isteyen yani “ne olursa olsun ben kaybetmeyi sevmem” diyen yatırımcılar için anapara korumalı fonları piyasaya süren fon yönetim şirketlerinin de bulunduğunu söylemeliyiz.

Planlı ve sabırlı olunmalı

Sonuç olarak yatırım fonlarının bize sunduğu sepetler, var olan finansal varlıkların hemen hepsinden bileşenleri kapsamaktadır. Bu fon sepetlerini elbette ki yatırımcılar kendileri de oluşturabilirler. Fakat sepetlerin bu hazır halleri bize hem daha az maliyetle birikimlerimizi değerlendirme hem de nitelikli yatırımcı olamamanın getirdiği dezavantajları bir noktaya kadar aşma fırsatı sağlamaktadır. Bize düşen ise uzun vadeli yatırım planımıza sabırlı bir şekilde bağlı kalmak, risk iştahımıza uygun seçimlerde bulunmak ve en önemlisi, yapacağımız seçimleri ne çok sık, ne de çok seyrek olmayacak aralıklarla kontrol ederek fon dağılımında gerekli gördüğümüz değişiklikleri yapmaktır.

Yatırım fonları hemen hemen tüm finansal piyasalara yatırım yapma olanağını bize sağlayan araçlardır. Profesyonel fon yönetimi ise bütün diğer finansal hizmetler gibi bir hizmettir. Yeter ki biz birikimlerimizi düzenli ve disiplinli bir şekilde oluşturabilelim ve finansal okur yazarlığın temellerine hakim olalım. Birikimleriniz, eskinin dar bakış açısına sahip yatırım araçlarıyla değerlendirilmesi gerekmeyen, bilinçli şekilde yönetilmesi gereken varlıklardır. Hem sizler, hem sizden sonrakiler için.