Suç Gelirleri ve Kayıtdışı Ekonomi Gerçeği

Suç gelirleri (karapara) ve kayıtdışı ekonomi kavramları çoğunlukla birbiri yerine kullanılan ve karıştırılan önemli kavramlardır. Oysa her iki kavramın anlamı farklıdır. Bu farklılığı doğru olarak ortaya koymak doğru mücadele yöntemlerinin belirlenmesini de sağlayacaktır.

Her iki kavram arasında ortak nokta; suç gelirlerinin yoğun olduğu ülkelerde kayıt dışı ekonominin büyük olduğu, kayıtdışı ekonominin büyük olduğu ülkelerde ise suç gelirleri trafiğinin yoğun olduğu gerçeğidir. 

Öncelikle adını çok sık duyduğumuz suç geliri ve suç gelirlerinin aklanması kavramlarına göz atalım.  

Suç geliri, yasadışı faaliyetler sonucu elde edilen para, mal veya değerler olarak tanımlanır. Dünya’da yasadışı yollardan büyük miktarlarda gelir elde edilmektedir. Söz konusu gelirlerin kaynağını çoğunlukla uyuşturucu ve psikotrop maddeler, silah kaçakçılığı, patlayıcı madde, insan kaçakçılığı, kadın ve çocuk ticareti oluşturuyor.

Bu bağlamda, suç geliri, kaynağına göre iki grup içinde değerlendirilebilir. Birinci grupta; başlangıcından itibaren yasadışı faaliyetlerden elde edilen paralar sayılmaktadır. Örneğin uyuşturucu ve silah kaçakçılığından kazanılan paralar gibi. İkinci grupta ise; başlangıçta paranın kaynağını oluşturan faaliyet yasal olmakla beraber daha sonra sahte fatura düzenlenerek veya vesikaları tahrif ederek yapılan vergi kaçakçılığı ile elde edilen paralardan söz edebiliriz.

Günümüzde suç geliri ile hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yürütülen mücadelenin yoğunluğu, konuya verilen önemi gösteriyor. Bu da ülkelerin uyuşturucu kaçakçılığı, terör ve diğer örgütlü suçlar ile en önemli unsur haline getiriyor.

Peki temel olarak suç gelirlerinin aklanması ne anlama geliyor?

Genel olarak aklamadan bahsedebilmek için; 

  • Bir suç işlenmiş (Öncül suç),
  • Bu suç sonucunda herhangi bir ekonomik değer elde edilmiş (Suç geliri),
  • Bu ekonomik değerleri yasadışı nitelikten çıkarıp yasal görünüm kazandırmaya yönelik fiiller işlenmiş olması gerekmektedir.

Aklama kavramının mazisi 1920’li yıllara uzanıyor. Sürekli nakit paranın döndüğü bir iş alanı olan çamaşırhaneler, aklama için en uygun yerler arasındadır. 1930’lu yıllarda Al Capone adlı ünlü bir mafya lideri elde ettiği yasadışı gelirleri aklamak için ülke genelinde birçok çamaşırhane kurup uzunca bir süre yasadışı gelirleri bu çamaşırhanelerde akladı. Ancak 1931 yılında yakalandı ve günümüze kadar uzanan aklama suçu da böylece ortaya çıktı.

Yasadışı yollardan elde edilen gelirlerin serbestçe kullanılması mümkün olmadığı için suç gelirine yasallık kazandırmak ya da bu gelirlerin kaynağını gizlemek için aklama işlemi gerçekleştiriliyor.

Gelirin yasadışı yollardan elde edildiğinin tespiti halinde bu geliri elde eden hapis ve para cezalarına çarptırılıyor.  Öte yandan aklayıcıların gelirlerine nemalarıyla birlikte el konuluyor.

Bu nedenle suç gelirlerine ilişkin kaynağın gizlenmesi gerekecek ve söz konusu gelirlere yasal faaliyetler sonucu elde edildiği izlenimi verilmeye çalışılacaktır. Böylece yasadışı yollardan elde edilerek kaynağı gizlenen ve yasal yollar ile elde edilen fonlardan ayırt edilmesi engellenen gelirler, elde edenlerce risksiz ve rahat bir şekilde kullanılabilecektir.

Bir çoğumuz suç gelirlerinin nasıl aklandığını zihnimizde kolaylıkla somutlaştıramayabiliriz. Konunun somut bir biçimde, daha kolay anlaşılabilmesi için aklamanın aşamalarına ve aklama yöntemine yakından bakalım. 

Suç gelirlerinin aklanması genelde üç aşamadan oluşan bir süreçle gerçekleştiriliyor. Bu aşamaları kirli bir çamaşırın makinede yıkanmasına benzetebiliriz.

Yerleştirme: İlk aşamada çamaşır makineye atılır. Öncelikle yasadışı yollardan elde edilen fonlar sisteme dahil edilir. Ancak yapılan düzenleme ve denetimler sonucu bu fonların sisteme alınması bir hayli zordur. Bu sebeple yerleştirme aşaması kamunun avantajınadır.

Ayrıştırma: İkinci aşamada çamaşır artık makinede yıkanmaya başlar.

Yerleştirme aşamasında sisteme sokulan yasadışı fonlar, ayrıştırma aşamasında çeşitli yöntem ve karmaşık işlemlerle kaynağından mümkün olduğunca uzaklaştırılır. 

Günümüzde teknolojinin ulaştığı seviye sayesinde paralar bir tuşa dokunulduğunda beş - on dakika içinde çeşitli ülkelere transfer edilebiliyor. Bu nedenle bu aşama, aklayıcıların avantajlı, kamunun ise dezavantajlı konuma geçtiği aşamadır. 

Üçüncü aşama olan bütünleştirmede ise çamaşır, temizlenmiş halde makineden çıkarılır. Ayrıştırma aşamasında artık kaynağından uzaklaştırılan yasadışı fonlar, bu aşamada yasal kaynaklardan elde edilen fonlar gibi farklı ülkelerden, farklı miktarlarda ve farklı adlar altında tekrar o ülkeye geri döner.

Bu aşamadan sonra artık yasadışı fonların kaynağı gizlenmiş, takibi neredeyse imkansız hale getirilmiş ve yasal kaynaklar gibi rahatça kullanılabilir hale gelir.