Businessman is arrested and handcuffed Turkish lira

Suç Gelirleri ve Kayıt Dışı Ekonomi Gerçeği 4

Başlıktaki yazı dizininin sonuncusu olan bu yazımızda girişte de belirtildiği gibi suç gelirleri ve kayıt dışı ekonomi kavramlarına değinilecek, her iki kavram çeşitli boyutları ile ele alınacak ve mücadelede başarı için yapılması gerekenler anlatılacaktır.

Suç gelirleri (karapara) ve kayıt dışı ekonomi kavramları çoğunlukla birbiri yerine kullanılan ve karıştırılan önemli kavramlardır. Bugün kayıt dışı yani çoğunlukla vergisel yükümlülükleri yerine getirilmemiş her para, suç geliri olarak tanımlanmaktadır. Oysa durum hiç de böyle değildir. 

Hatırlanacağı gibi suç geliri; genel olarak yasadışı faaliyetler sonucu elde edilen para, mal veya değerler olarak tanımlanmaktadır. 

Prof. Dr. Osman Altuğ’a göre kayıt dışı; “ya hiç belgeye bağlanmayarak ya da içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle gerçekleştirilen, ekonomik olayın devletten ve işletme ile ilgili öteki kişilerden tamamen ya da kısmen gizlenerek kayıtlı ekonominin dışına taşınması” olarak tanımlanırken,

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’nın Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı (2019-2021)’na göre ise “Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen ve denetim dışında kalan ekonomik faaliyetler" olarak tanımlanmaktadır. 

Peki bu önemli iki kavram arasındaki farklar nelerdir?

Kayıt dışı ekonomi ile suç gelirleri arasındaki en önemli fark, elde ediliş, başka bir deyişle kazanılma biçimidir. Kayıt dışı ekonomik değerler yasal faaliyetler sonucu elde edilmesine karşın, suç gelirleri yasadışı faaliyetler sonucunda elde edilmektedir. 

Bunun tek istisnası Vergi Usul Kanunu (VUK)’ nun “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359’uncu maddesidir.(Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;

1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde; tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,

 2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar).

Bu düzenleme ile yasal faaliyetler sonucu elde edilen kazançlar, yukarıda belirtilen eylemler sonucu yasadışı yani suç geliri kapsamına girmektedir. 

İkinci olarak amaç farklılığı vardır. Kaynaklarını kayıt dışı tutmak isteyenlerin temel amacı; anılan kaynaklardan ödenmesi gereken vergi ve diğer kesintilerden kurtulmak olduğu halde, suç geliri elde edenlerin vergi ve diğer kesintilerden kaçınmak gibi bir amaçları yoktur. Onlar bu tür yükümlülükleri yerine getirmeye hazırdır. Onların tek amacı yasadışı yollardan elde ettikleri bu kaynakları yasal yollardan elde edilmiş gibi göstererek sisteme entegre etmektir. 

Üçüncü olarak, kayıt dışında işlemlerin tamamı resmi kayda tabi tutulmadığı için kanuni vesikalarla belgelendirilememektedir. Oysa suç gelirlerinde tam tersi kaynağı gizlemek ve ekonomik sisteme entegre etmek için resmi kayıtlara sokulması ve kanuni vesikalarla belgelendirilmeleri gerekmektedir. 

Dördüncü olarak, kayıt dışı bireysel faaliyetler kapsamında olduğu gibi suç gelirleri çoğunlukla örgütsel faaliyetler kapsamındadır.

Son olarak ise, kayıt dışı ekonomi ile mücadele ülkelerin kendi sınırları içinde gerçekleşmesine rağmen, suç gelirleri ile mücadele uluslararası nitelik taşımakta ve uluslararası iş birliğini de zorunlu kılmaktadır.    

Ancak vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesi amacıyla başlatılan ve Avrupa Birliği (AB) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve G20 gibi uluslararası kuruluşlarca da yakından takip edilen “Otomatik Bilgi Değişimi” süreci ile, kayıt dışı ile mücadele de uluslararası bir nitelik taşımaya başlamıştır.

Her iki kavram arasında en önemli ortak nokta ise; suç gelirlerinin yoğun olduğu ülkelerde kayıt dışı ekonominin büyük olduğu, kayıt dışı ekonominin büyük olduğu ülkelerde ise suç gelirleri trafiğinin yoğun olduğu gerçeğidir. 

Birleşmiş Milletler (BM), kaynakların vergi kaçakçılığı, yolsuzluk ve mali suçlar nedeniyle tüketildiğini ve her yıl yaklaşık 1,6 trilyon dolar kara para aklandığını açıklamaktadır. 2018 yılının son çeyreğinde ortaya çıkan, Danimarkalı Danske Bank kaynaklı olan ve aralarında Deutsche Bank’ında olduğu bazı Avrupa bankalarının dahil olduğu soruşturmalar dikkat çekicidir. Sadece bu soruşturmalarda bile şüpheli işlem kaynaklı kara para tahmininin 200 milyar Doların üstünde olduğu düşünüldüğünde, BM tarafından açıklanan bu rakamın düşük olduğu, dünyada gerçekte çok daha yüksek boyutlarda bir kara para trafiğinin olduğu düşünülmektedir. Konumu gereği Ülkemizde de yoğun biçimde suç geliri ve aklama olaylarının gerçekleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır.  

Kayıt dışı ekonomi ile ilgili yapılan tüm çalışmalarda ise Ülkemizde kayıt dışı ekonominin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSMH)’ ya oranının %25-%30 bandında olduğu görülmektedir. Bu oran oldukça yüksek bir seviyedir. 

Ekonomide kayıt dışılığın artması ile birlikte, vergisini düzgün ödeyen tüm kesimler açısından haksız rekabet ortaya çıkmaktadır. Vergisini zamanında ödemeye çalışan kesimlerin yükü haksız bir biçimde artmakta, doğal olarak vergi ödeme bilinci azalmakta ve başta ahlak olmak üzere toplumsal değerlerde önemli aşınmalar meydana gelmektedir. Suç gelirlerinin artması ve yasadışı faaliyetleri olan kişi ve kurumların elde ettikleri kazançlarla güç kazanmasının ekonomide ve toplumsal değerlerde yaratacağı tahribatı ise tartışmaya bile gerek yoktur. 

Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra suç gelirlerinin aklanması ile mücadele kapsamı genişletilmiş ve kapsama terörizmin ve kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesi de alınmıştır. Dolayısıyla suç gelirleri ve suç gelirlerinin aklanması ile mücadele toplumsal refah ve barış üzerinde tartışmasız bir etkiye sahip olmuştur. Bu alandaki başarı ise ancak toplumsal bilincin artırılması, en üst düzeyde uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve bu suçlarla çok kararlı bir biçimde mücadele edilmesinden geçmektedir

Dr. Ramazan BAŞAK

Bankalar Yeminli E. Murakıbı

Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma

Kurulu (MASAK) E. Bşk. Yrd.