Risk Yönetimi ve Önemi 2

Önceki yazımızda belirtildiği gibi bu yazımızda da; Aralık 2001 tarihinde risk yönetimi ve denetimine ilişkin yapılan çok ciddi hatalar sonucunda iflasını açıklayan dünya enerji devi Enron olayına ve 1929 dünya bunalımından bile daha önemli olduğu belirtilen, yüzyılın felaketi olarak da nitelendirilen 2008 küresel krizine değinilecektir. 

Tarihin En Büyük Yolsuzluk Felaketlerinden Biri, Enron Olayı

Enron, bir enerji şirketi olarak 1985 yılında kurulmuş ve internet teknolojisindeki gelişmeleri çok iyi yakalayarak 1990’ların sonunda dünyanın en gözde şirketlerinden birisi haline gelmiştir.

Ancak parlak geçen bu yılların ardından risklerin iyi yönetilememesi ve çeşitli suiistimaller nedeniyle şirketin mali durumu bozulmuş ve yatırımcıların güvenini koruyabilmek için çeşitli muhasebe hileleri yapılarak mali tablolarda sahte karlar gösterilmeye başlanmıştır. 

Şirketin mali tablolarını denetleyen denetim şirketi Arthur Andersen bu muhasebe hilelerini görmemiştir, görememiştir. 

Ancak büyük bir yatırımcı kitlesini uzun bir süre kandırmak mümkün olmamış, 2001 yılında Enron’un enerji piyasasından çok büyük zararlar yazdığı ve bu zararları gizlemek için çeşitli finansal türev araçları kullandığı ve muhasebe hilelerine başvurduğu ortaya çıkmıştır.

Sonrasında esas sermayenin ilan edilenden çok daha düşük olduğunun itiraf edilmesi ise sonun başlangıcı olmuş ve yatırımcılar ellerindeki Enron hisselerini satmaya başlamıştır. Zirvede değeri 70 milyar doları aşan şirketin hisseleri ilk önce 20$’a daha sonra ise 0.26$’a kadar gerilemiş ve şirket 2 Aralık 2001 tarihinde iflasını açıklamak zorunda kalmıştır.

Risklerin iyi yönetilememesi ve suistimaller sonucu yaşanan bu iflasla birlikte, şirkete borç veren bankalar, sigorta ve emeklilik şirketleri, yatırım şirketleri ve yatırımcılar çok büyük zararlara uğramıştır.

Yüzyılın En Büyük Finansal Krizi - 2008 Küresel Krizi

Yakın tarihte yaşanan ve tüm dünyayı etkisi altına alan bu krizin fitili, 2000’li yılların başında ABD’de piyasaların canlandırılması amacı ile faizlerin düşürülmesi ile ateşlenmiştir. Uzun vadeli faizlerin düşmesi ile birlikte konut piyasasına talep artmış ve Mortgage yani ipotekli konut kredilerinde adeta bir patlama yaşanmıştır.

Artan konut talebine bağlı olarak konutların fiyatları da hızla artmış ve açgözlü Mortgage firmaları tarafından artan bu fiyatlar tekrar kredilendirilmiştir. Bununla da yetinilmemiş yine kar hırsı ile ölçüsüz riskler alınmaya devam edilmiş ve kredibilitesi ilkine göre daha zayıf olan eşik altı krediler dağıtılmaya başlanmıştır.    

Sonrasında ise tüm bu krediler menkul kıymetlere kayarak sigorta, emeklilik ve yatırım şirketleri başta olmak üzere tüm dünyaya yayılmıştır.  

Sonrasında ne mi oldu? Bu gelişmeleri en yalın ve doğru biçimiyle 2006 – 2014 yılları arasında ABD’de FED Başkanlığı yapmış olan Ben Bernanke’nin kaleme aldığı “Karar Alma Cesareti” kitabının “Yüzyılın en büyük finansal krizi ve sonrası” başlıklı yazısından aktarıyoruz.   

Bernanke’nin kriz öncesinde yaşanan tüm gelişmeleri çok samimi ve dürüst bir üslupla gün gün ve saat saat anlattığı kitabında, çok ilginç görülen ve çok çarpıcı itirafların bulunduğu bölümler bizzat kendi ifadeleri ile aşağıda verilmiştir:

“FED başkanlığımın sonuna doğru, finansal krizde beni en çok neyin şaşırttığı sorulmuştu, «Krizin Kendisi» diye cevap vermiştim. 

Olup bitenleri tamamen kaçırdığımızı kastetmek istememiştim. Çoğu kez mükemmel olmasa da yapbozun birçok parçasını görüyorduk. 

Fakat bu parçaların bir araya gelerek 1929 Büyük Bunalım ile kıyaslanabilecek, hatta onu aştığı tartışılır bir finansal kriz üretmekte olduğunu anlayamadık. Belki de hayal edemedik demek daha doğru. s. 107.

2007–2009 finansal krizinin birçok tetikleyicisi vardı. En önemlisi ve en bilineni de, konut ve inşaat fiyatlarının önce hızla yükselmesi, sonra da çökmesiydi. Konut sektörü ve eşik altı mortgage kredileri finansal krizin en önemli unsuruydu. 

……..Fakat 2006 yılına geldiğimizde, hem bizim (FED) hem de diğer kurumların attığı adımlar çok geç kalmıştı. Yeterli denetim olmadığı için açgözlü ve etik dışı çok sayıda kredi kuruluşu yüzbinlerce kötü mortgage kredisi dağıtmıştı. O krediler sonunda finansal sistemin zayıflıklarını açığa çıkaracaktı.

Bu krediler demetler halinde bir araya getirilmiş, sonra karmaşık araçlara çevrilerek küçük dilimlere bölünmüş ve dünyaya dağıtılmıştı.”

ZARARLARIN NEREDE SUYUN YÜZEYİNE ÇIKACAĞINI GERÇEK ANLAMDA KİMSE BİLMİYORDU

Sürekli artan konut fiyatları, Mortgage kullanımlarını teşvik etti. Bu konudaki varsayıma göre, konut fiyatları yükseldikçe kredi kullananlar yeni bir mortgage kredisi alır ve son çare olarak evi satarak borcunu öder. Konut sahibi borçlarını ödeyemediği taktirde mortgage dayalı menkul kıymetlere yatırım yapmış olan yatırımcıların da korkmasına gerek yoktu, onlar da güvence altındaydı. 

Peki ya konut fiyatları aniden düşer ve çok sayıda konut sahibi borcunu ödeyemez ise ne olacaktı? 

Bunun cevabını kimse gerçek anlamda bilmiyordu. Fakat bu çok çok uzak bir senaryo gibi görünüyordu. 

Kuşkusuz gerçek oluncaya kadar”

O dönemde dünyanın en güçlü kişilerinden birinin yaptığı bu açıklamalara bakıldığında, risklerin iyi yönetilememesi ve suistimaller nedeniyle adeta bağıra bağıra gelen bir tehlike zamanında fark edilememiş veya fark edilmemiştir. 

Bu hatanın bedeli ise binlerce şirketin batması, piyasaların karışması, yatırımcıların iflası ve milyonlarca insanın işsiz kalması ile ağır biçimde ödenmiştir.                                                                                                     

Görüldüğü gibi riskler iyi yönetilemediği zaman sonuçları çok çok ağır olabilmektedir. İlk yazımızda da belirtildiği gibi piyasa koşullarındaki belirsizliklerin artması ve jeopolitik risklerin yükselmesi ile birlikte bankacılık sektöründe risk yönetimi ve denetim her zamankinden çok daha önemli bir hale gelmiştir. 

Bir sonraki yazımızda; başta kredi, faiz ve kur riski olmak üzere, bankacılık sektöründe dikkat edilmesi gereken önemli risklere ilişkin değerlendirmelerimiz aktarılacaktır. 

Kaynakça:

Bernanke B.(2016), Karar alma cesareti, (Metin Demirsart ,Canan Feyyat; Çev.) Scala yayıncılık., s.112