KOBİ’ler için Büyüme Hedefleri ve Finansal Kısıtlar

KOBİ’ler ölçekleri gereği büyüme hedefleri olan şirketlerdir. Başarılı olan KOBİ’ler ister istemez içinde bulundukları sektörün bir sonucu olarak veya artan müşteri talebi nedeniyle değişen teknolojilere yatırım yapmak ve büyümek zorunda kalacaklardır. Büyüyen şirketler ölçek ekonomisinden faydalanacak, verimliliklerini yükseltecek, müşteri ve tedarikçileri ile olan pazarlık güçlerini artıracaklardır. Büyüyemeyen KOBİ’ler ise zaman içerisinde rakipleriyle rekabet edemez hâle geleceklerdir.

Büyümenin getirdiği ve büyüme sürecinde yönetilmesi gereken pek çok risk ve tehdit bulunmaktadır. Şirketin büyümesi ile ortaya çıkacak kurumsallaşma ihtiyacı, işletmenin yönetim yapısının değişmesi ve işletmenin ürün kalitesini koruyamaması bu süreçte dikkate alınması gereken noktalardan bazılarıdır. Ayrıca büyüme kararı alınırken bu kararın plansız bir şekilde alınması yani yaratacağı dış kaynak ihtiyacının öngörülmemesi, işletmenin finansal yapısını olumsuz etkileyebilir. İşletmelerin büyüme kararı almadan büyümenin yaratacağı finansman ihtiyacını nasıl karşılayacağını planlaması gerekmektedir.

İşletmelerin büyümesi ile bilançolarının da büyümesi kaçınılmazdır. Daha fazla satış yapan şirketler ister istemez daha fazla stok tutacak, daha fazla ticari alacak taşıyacak ve üretim kapasitesini arttırabilmek için duran varlık yatırımı yapmak zorunda kalacaktır. Tüm bu yatırımlar işletmenin önümüzdeki dönemdeki dış kaynak ihtiyacını doğuracaktır. Ortaya çıkacak finansman ihtiyacı ve planlamadan alınan büyüme kararları ilerideki dönemlerde işletmenin nakit akışı problemleri yaşamasına neden olabilecektir.

İşletmelerin elde ettiklerin kârın bir kısmını veya tümünü, temettü olarak dağıtmayarak işletme bünyesinde tutmaları, büyüme için kaynak yaratabilmelerine imkân tanıyacaktır. Bu şekilde işletme, öz sermayesini artırarak kendi kendini finanse etmiş olur. İç kaynakların, diğer bir ifade şekliyle oto finansmanın, kullanılmasıyla finanse edilen büyümeye iç büyüme denir. Ancak bir işletme sadece oto finansman kullanarak istediği hızda büyüyemeyebilir. Daha yüksek bir büyüme hızı planlanıyorsa bu büyümenin yaratacağı dış kaynak ihtiyacının tedarik edilmesi gerekecektir. Bu noktada karar verilmesi gereken konu bu finansman ihtiyacının hangi kaynaktan karşılanacağıdır.

İşletme bu ihtiyacını sermaye artırımına giderek ya da yeni hisse senedi ihraç ederek karşılayabilir. İlk durum ortakların rüçhan hakkını kullanarak şirkete yeniden para koymaları ve sermaye artışına gitmeleri anlamına gelirken, ikinci durum ortakların şirketteki mevcut paylarının azalması demektir. Dolayısıyla hissedarlar her ikisini de tercih etmeyebilir. Diğer taraftan işletmenin büyürken büyük oranda borç kullanması, işletmenin borç/öz sermaye oranının artmasına ve mali yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenlerle işletmelerin öz kaynaklar ile yabancı kaynaklar arasındaki mali dengeyi koruması, başka bir ifadeyle büyümeyi sağlıklı bir şekilde finanse etmesi şirket açısından hayati önem arz etmektedir. Bu dengeyi bozmadan elde edilebilecek büyüme oranına “sürdürülebilir büyüme oranı” denir.

Sürdürülebilir büyüme oranını hedefleyen şirketler, sermaye artırımından kaçınmak istiyorlarsa, belirledikleri borç/öz sermaye oranını bozmadan dış finansmana yönelebilirler. Gelecek dönemler için yaptıkları projeksiyonlarda öngördükleri ve oto finansman ile ortaya çıkacak öz sermaye artışı yanında kullanabilecekleri borç miktarını tahmin ederek bu oranı koruyabilirler. Bu şekilde işletme, aktiflerindeki büyüme için yaratabileceği finansman kaynağını belirleyebilir. Böylece yaratılan kaynağın toplam aktiflere oranı işletmenin sürdürülebilir büyüme oranını verecektir.

Eğer arzulanan büyüme oranı sürdürülebilir büyüme oranından daha yüksek ise hazırlanan proforma finansal tablolar ile işletmenin ortaya çıkacak ilave finansman ihtiyacı belirlenmeli ve bu ihtiyaç işletmenin mali yapısını bozmadan sağlanabiliyorsa büyüme kararı alınmalıdır. Eğer yeterli finansmanın sağlanamayacağı öngörülüyorsa işletmenin hedeflenen hızda büyüme kararı almaması daha doğru olacaktır.

Referanslar:

* Gürsoy Cudi Tuncer (2014) Finansal Yönetim İlkeleri, Beta Basım Yayın