İş Hayatının 2022 Yılındaki Yeni Trendleri

Dönüşüm ve yeniden yapılanma süreçleri, tüm sektörler ve kuruluşlar için son yirmi yılın değişmez bir parçası oldu. Bu daimi değişim, sadece şirketlerin iç dinamikleri nedeniyle değil, iklim krizi ile ya da küresel bazda yaşanan ekonomik ve siyasi olaylar sonucunda da gerçekleşiyor. Dünyamız ve iş hayatı belki de hiç olmadığı kadar büyük bir hızla değişirken kuruluşlar buna uyum sağlamayı öğreniyor.

Biz de bu makalemizde söz konusu değişimin 2022 yılında şirketlere sunacağı bazı yenilik ve trendleri beş başlık altında toplamaya çalıştık.

1. Sürdürülebilir ve esnek operasyonlar

Her kuruluş, süregelen iş operasyonlarının neden olduğu çevresel maliyetleri azaltmak ister. Bu nedenle, örneğin ilk adım olarak karbon ayak izlerini azaltmak yani tedarik zincirini karbondan arındırmak gerekir. Fakat vizyon sahibi ve ileri görüşlü işletmeler, tüm iş operasyonlarında sürdürülebilirliği geliştirmek isterler ve tedarik zincirinin ötesiyle ilgilenirler. Bu noktada sürdürülebilirlik, kısaca dayanıklılık kelimesiyle Türkçeye çevrilebilecek “resilience” kavramıyla bağlantılıdır. Aslında daha genel olarak, uyum sağlamak ve uzun vadede hayatta kalabilmek anlamına gelen “resilience” günümüzde sürdürülebilirliğin temel ögesi olarak öne çıkmaktadır. Yani operasyonlarda kısıtlı bir alan yerine tüm süreçlerin sürdürülebilirliği gözetilmeli ve uzun vadeli yaklaşımlar hedeflenmelidir.

2. İş gücü ve yapay zekâ arasındaki denge

Günümüz endüstrisi, geçmişte insanlar tarafından yapılan görevleri üstlenebilen ve giderek de yeteneklerini geliştiren otonom makinelere sahip. Teknolojinin sunduğu bu imkân, tahmin edileceği gibi işverenleri bazı kilit sorularla karşı karşıya bırakıyor. “Akıllı makineler ile insan zekâsı arasındaki dengeyi nasıl buluruz?” “Makinelere hangi roller verilmelidir ve hangi roller insanlara daha uygundur?” Finanstan üretime, yükseköğrenimden hizmet sektörüne otomasyonun tüm çalışma alanlarını etkileyeceği şüphesiz. Bu nedenle 2022 ve ötesinde işverenlerin ve kurumların sadece kendi kâr-zarar dengelerini değil, toplumun sosyal yapısını da düşünerek iş gücü ve yapay zekâ arasındaki dengeyi gözetmeleri gerekecek.

3. Değişen yetenek havuzu ve değişen çalışma şartları

Artan nüfusla beraber daha çok sayıda genç ve nitelikli insanın iş gücüne katılması söz konusu. Ayrıca Covid-19 sonrası dönemin getirdiği uzaktan çalışma fırsatları da iş yapış tarzımızı değiştiriyor. Bugün ülkeler ve şirketler sahip oldukları genç yetenekleri istihdam edebilmek ve bu istihdamı sürdürebilmek için geçmişe göre dezavantajlı durumdalar. Çünkü günümüzde genç kuşak, yeni dönemin getirdiği esnekliği de kullanarak bir anlamda “dijital beyin göçü” ya da “online beyin göçü” diyebileceğimiz bir çalışma ortamına girebiliyor. Yani gençler, kendi ülkelerinde yaşarken tamamen farklı ülke ve coğrafyalardaki şirketlerde online şekilde çalışabiliyorlar. Bu durum; genç, nitelikli ve iş arayan nüfus için alternatifler yaratırken kendi insan kaynaklarını elinden kaçıran ülkeler için dezavantaj oluşturuyor. Dolayısıyla 2022 ve ötesi, insan kaynakları yönetiminin önem kazandığı, değişen şartları iş ortamına adapte edip yeni nesli kendisine çekebilen şirketlerin ve ülkelerin gelişip kalkınabileceği bir dönem olacak gibi görünüyor.

4. Daha yalın (lean) ve daha çevik (agile) organizasyonlar

Geleneksel organizasyon yapılarının günümüzdekilere göre daha hiyerarşik olduğu düşünülebilir. Çünkü bugün yöneticiler, iş yerinde ekiplerin farklı projelere hızla organize olmasına ve değişime yanıt vermesine olanak tanıyan daha yalın ve çevik yapılara duyulan ihtiyacı fark etmiş bulunuyorlar. Bu yapılar, yukarıdan aşağıya piramit şeklinde yayılan yetki ve sorumluluklardan daha çok, sade ve paralel çalışan daha esnek topluluklardan oluşmakta. Bu yapılanmaların ortaya çıkış nedenlerinden biri de iş yapış şeklimizin değişen doğasında gizli.  Yalın ve çevik organizasyonlar, özellikle “freelancer” denilen serbest çalışanların ve uzaktan çalışanların sayıca artması nedeniyle oluşan istihdam sorununa bir yanıt niteliğinde.

5. Yeni finansman biçimleri

Şirketlerin finansman üretme yolları da yıllar içinde değişiyor. İşletmeleri yatırımcılar ve bağışçılarla birleştirmek için yeni platformlar ve mekanizmalar 2021’de dikkati çekerken, bu eğilimin 2022’de de devam edeceği anlaşılıyor. Örneğin, farklı makalelerimizde detaylı şekilde işlediğimiz; kitle fonlaması (crowdfunding), ilk para arzı teklifleri (ICO'lar), tokenleştirme ve birleşme amaçlı ortaklıklar (SPAC'ler) gibi yeni kavramların tümü firmaların fonlanmasına yönelik yeni finansman biçimleridir. Bu yeni yöntemler, borçlanma ve ticaret gibi finansal hizmetleri yeni teknolojilerle birleştirmektedir.

2000’lerin başındaki teknolojik gelişimler ve paralelinde iş dünyasına yansıyan hızlı dönüşüm bugünle kıyaslandığında üzerinden adeta bir asır geçmiş gibi kalıyor. İçinde bulunduğumuz yıllarda her geçen ay devrimsel nitelikte bir gelişme yaşanırken yukarıda saydığımız trendlerin bile kısa süre içinde geçerliliğini yitireceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Fakat en azından bugün için, sanırsak bu beş trende ek olarak, 2022 ve ötesinde her şirketin hazır olması gereken en kesin eğilim, yapay zekâ ve artan dijitalleşmeyi içeren dönüştürücü teknoloji trendlerini kendi alanlarına uygulamak olacaktır.

Dr. Genco Fas