Gayrimenkul Almanın Zamanı Mı?

“Artık ev almalı mıyım?” sorusu hemen herkesin hayatında bir dönem kendine sorduğu sorulardan biridir. Bu soruya verilecek cevabın olumlu olması için ise öncelikle hiç şüphesiz, kişinin mali durumunun bu alımı yapmaya uygun olması gerekir. Fakat mali durum uygun olsa bile bu alımın doğru bir zamanlamaya sahip olup olmadığı genelde ekonominin, özelde ise gayrimenkul piyasasının şartları göz önünde tutularak belirlenmelidir. Bu yazımızda gayrimenkul alım kararı vermek için günümüz şartlarını değerlendirecek ve alım yapmak isteyen okurlarımız için birkaç ipucu vermeye çalışacağız.

Dünya, iki yıldır etkisi altında kaldığı Covid-19 pandemisinden yavaş yavaş kurtulurken, gayrimenkul fiyatları da satın alma ve kira rakamları açısından hareketleniyor. Pandemi öncesi dönemde deprem endişesi ya da bulunduğu konumun değerli olması nedeniyle yenilenen binalar konut arzını yükseltmişti. Konuta talep durağanken arzdaki bu yükselişe ev kredisi faizlerinin eskiye göre yüksek olması da eşlik edince konut fiyatları birkaç yıl yatay, hatta düşük seyretmişti. Fakat özellikle pandeminin ilk aylarında izlenen düşük faiz politikaları yeni yatırımlara zemin hazırladı. Böylece diğer birçok ülke gibi ülkemizde de en çok ilgi çeken yatırımların başında gelen gayrimenkul, gördüğü talep neticesinde fiyat artışının gözlendiği bir sektör haline geldi.

Bugün belki bir yıl önceki faiz oranları yok. Fakat konut fiyatlarında bir gerileme görülmezken konut satışları da pandemi öncesi dönemi yakaladı. İstatistiklere baktığımızda, pandemiden önce, 2019 yılının ilk altı ayında satılan konut sayısı 505 bin 796 olarak kayda geçmişti. Bu yılın, yani 2021’in ilk altı ayında ise bu rakam 552 bin 810 adet olarak gerçekleşti1. Bu istatistik pandemi sonrası dönemde konut talebinde önceki döneme göre yüzde 10’luk bir artış olduğuna işaret ederken bu artışın fiyatlara da yansıdığını söylemek yanlış olmayacaktır. Talepte ve satış rakamlarındaki bu artışın büyük şehirlerdeki yansıması ise kira fiyatlarındaki hareketlilik oldu. Kapanmaların büyük oranda kalkması ve uzaktan çalışma ve eğitimin kısmen de olsa sona ermesiyle çalışanlar ve öğrenciler büyük şehirlere döndüler. Bu geri dönüş ise doğal olarak kira fiyatlarını yukarı çekti.

İşte bütün bu nedenlerle, faiz oranları henüz istenildiği düzeyde rekabetçi olmasa da, fiyatlardaki bu artış eğilimi ve orta vadede bu artışın duracağına dair bir gösterge olmaması, ibrenin ev sahibi olmak yönünde ağır basmasına neden oluyor. Hal böyle olunca biz de aşağıda ev sahibi olurken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktaları sizler için derledik.

Duygusal bir karar değil!

Hatırlanması gereken ilk şey: piyasa koşullarının ve özel hayatınızın ev satın alma kararını duygusal bir karar haline getirmesine izin vermemektir. Bir ev satın almak, mali durumunuza ve içinde bulunduğunuz şartlara bağlı olarak verilmesi gereken bir karardır. Örneğin, yeni evlilerin evlendikleri andan itibaren kendi evlerinde oturmak istemeleri son derece doğaldır. Fakat yeni evli çiftlerin genelde çalışma hayatının başında oldukları düşünülürse, acele etmeden birikimlerini artırmaları, ev sahibi olurken büyük miktarlarla borca girmelerini önleyecektir. Dolayısıyla gayrimenkul satın almadan önce, gerçekten satın almaya hazır olup olmadığınızı anlamak ve bir öz değerlendirme yapmak sizin ve ailenizin geleceği için önemlidir.

Konut piyasasında neler oluyor?

Pandeminin başlangıcında emlak piyasası neredeyse durma noktasına gelmişti. Koronavirüse yakalanma endişesi herkeste, emlakçılarla ev gezme ve bir ev satın alma süreci konusunda isteksizliğe yol açtı. Ancak bu endişeler azalmaya başlayınca uzun süredir durağan olan konut piyasası da hareketlendi. Fiyatların yükseleceği ve bu seviyelerden aşağıya inmeyeceği düşüncesi en azından büyük şehirler için bugünlerde geçerli görünüyor. Eğer ev sahibi olma planınız varsa bu planı kısa süre içinde gerçekleştirmek olası artışlardan korunmaya yardımcı olabilir. Diğer yandan orta ve uzun vadede ekonomik şartların değişebileceği düşüncesiyle piyasanın durulmasını beklemek de seçenekler arasında.

Peşinatınız olsun

Koronavirüs koşulları sona ererken ev satın almayı düşünüyorsanız kaynaklar konusunda gerçekçi olmak gerekiyor. Peşinatı düşük tutup yüksek oranda kredi ile ev almak, eğer kredinin vadesi de uzun olacaksa yüksek miktarda faiz ödeyeceğiniz anlamına gelecektir. Bu seçim, gelecekte gerçekleştirmek isteyeceğiniz finansal projelerinizi ertelemenize veya iptal etmenize neden olabilir. Dolayısıyla eğer bir ev satın almak için ayıracak nakit rezerviniz yoksa beklemek ve yeni bir fırsatta durumunuzu yeniden değerlendirmek daha iyi bir fikirdir. Bu nedenle bir ev satın almak istiyorsanız gerçekçi olun ve peşinatın birikmesi için kendinize zaman tanıyın. Bu süre zarfında konut piyasasının istikrara kavuşması da söz konusu olabilir.

Ev sahibi olmanın tüm maliyetlerini dikkate alın!

Eğer kredi kullanarak ev sahibi oluyorsanız aylık giderlerinizin sadece kredi taksitinden ibaret olmayacağını bilmelisiniz. Kredi faizleri düşük de olsa ev alırken bireylerdeki eğilim genelde, mümkün olan en yüksek fiyatlı eve ulaşmak için sınırların zorlanması yönünde olmaktadır. Yani alımı tamamlarken kişi önce bütün birikimini evin peşinatı için ayırmakta, ödenecek kredi taksitini de aylık potansiyel gelirine denk gelecek şekilde ayarlamaktadır. Halbuki alımdan sonra ödenecek aylık taksitlerin yanında, satın alınan evin olası onarım ve bakım masrafları, aylık aidatı ve bunlara ek olarak yapılması gereken sigorta ve ödenecek vergi kalemleri de bulunmaktadır. Bir kiracı olarak, aidat haricinde muaf olunan bu maliyet kalemlerinin ev sahibi olduğunuzda sizin tarafınızdan karşılanacağını bilmek ve gelir-gider planını bu çerçevede yapmak gerekmektedir.

Bir ev satın almak büyük bir yatırım ve hayatta atılan önemli bir adımdır. Kiracı statüsünden ayrılmadan önce, seçeneklerinizi tam olarak değerlendirmek için zaman ayırın ve bir ev sahibi olarak uzun yıllar boyunca karşılaşacağınız tüm mali sorumluluklara hazırlanın.

 

Referanslar:

1. TUİK web sayfaları

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Konut-Satis-Istatistikleri-Aralik-2019-33875