Stock Market Graph next to a 1 dollar bill (showing former president Washington). Red trend line indicates the stock market recession period

Finansal Krizler: İrrasyonel Aşırılıklar ve Sonuçları

21. Yüzyıl’ın henüz ilk 20 yılında dahi irili ufaklı birkaçına şahit olduğumuz finansal krizler çok eski yıllardan beridir finansal piyasaların bir unsuru. Gelecekle ilgili abartılı beklentiler nedeniyle ortaya çıkan bir finansal balon ile başlayan ve sonrasında çöküşle sonuçlanan finansal krizler bazen reel ekonomiyi dahi olumsuz etkileyebilmektedir.

Finansal krizlerle ilgili en popüler ifadelerden birisi 2000 yılında yaşanmış dot-com balonu sırasında Fed başkanlığı yapmakta olan Alan Greenspan’ın 1996 yılında yaptığı bir konuşmada kullandığı irrasyonel aşırılık anlamına gelen “irrational exuberance”dır. Aynı isimle bir kitap yazan Robert Shiller’e göre, 1995-1999 yıllarında hisse senetleri fiyatlarında oluşan aşırı artışı tetikleyen faktörlerden birisi; internet, cep telefonu gibi yeni ortaya çıkan teknolojilerin yatırımcılar tarafından oyunun kurallarını değiştiren bir gelişme olarak değerlendirilmesi ve bu beklentiyle yapılan aşırı spekülasyonlardı. Gerçekten de beklenildiği gibi internet ve mobil uygulamalar dünyayı değiştirmiştir. Ancak o yıllarda irrasyonel spekülatif yatırım kararları ile internet şirketlerinin piyasa değerleri, finansal performanslarından aşırı şekilde ayrışmıştır. Aslında finansal olarak başarısız olan bazı şirketler sadece internet şirketi oldukları için aşırı yüksek değerlere çıkmış ancak 2000 dot-com krizi sonrası iflas etmiş ve yatırımcılarını zarara uğratmıştır.

J.K. Galbraith aşırı risk iştahı ile ortaya çıkan bu durumu finansal coşku anlamına gelen “financial euphoria” olarak adlandırmaktadır. Galbraith’e göre finansal krizlerle sonlanan tüm balonlar pozitif algı yaratan bir gelişme ve bazen de bir hikaye ile başlamaktadır. Bu gelişmenin etkilediği düşünülen varlıkların fiyatları artış beklentisi ile daha fazla yatırımcının ilgisini çekmektedir. Daha fazla yatırımcı piyasaya girdikçe fiyatlar yükselmekte, fiyatlar yükseldikçe daha fazla yatırımcı gelmektedir. Nihayetinde varlık fiyatları makul değerlerinden uzaklaşmaktadır. Başta fiyatlar hep yukarı gittiği için herkes mutludur ve böyle devam edeceği algısı oluşur. Bu senaryolardaki varlıklar için klasik örnekler hisse senedi, gayrimenkul veya sanat eserleridir. Fakat bazen “Tulipomania” örneğinde olduğu gibi bu aşırı değerlenen varlık “lale” bile olabilmektedir.

Spekülasyonun yapıldığı varlığın lale soğanı olması nedeniyle en çok ilgi çeken finansal balonlardan birisi Tulipmania’dır. 16. Yüzyıl’da Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hollanda’ya getirilen laleler büyük ilgi görmüş ve bir prestij kaynağı olarak görülmeye başlamıştır. Balonun oluşması için gerekli yeni gelişme ya da unsur bu durumda lale soğanı olmuştur. Yatırımcılar Hollanda’da olduğu gibi tüm Avrupa’da varlıklı kişilerin lalelere ilgi duyacağı ve nadir desenlere sahip lalelerin bir prestij unsuru olarak yüksek fiyatlara satılacağı beklentisindeydiler. Charles Mackey, 1841 tarihli kitabında bir lale soğan için 5 hektar büyüklüğünde arazi teklif edildiğini yazmaktadır.

Finansal balonlarda görülen ortak noktalardan birisi de yüksek finansal kaldıraçlardır. 1929 Büyük Depresyonu’nda oluşan balonun arkasındaki en önemli faktör yüksek kaldıraç ile yapılan yatırım işlemleridir. Kaldıraçlı yatırım işlemleri hisse senetlerinin fiyatlarını yükseltmiş ve hisse senedi fiyatları yükseldikçe kaldıraçlı işlemler daha da karlı hale gelmiştir. Finansal balonlarda düşüşler bazen bir haber ya da olay tarafından tetiklenirken, bazen de spekülatif faktörlerin cazibesini yitirmesi ve yatırımcıların artık çıkmaya karar vermesi ile kendiliğinden de gerçekleşebilir. Ancak her durumda satışlar fiyat düşüşlerini getirmekte ve bunu takip eden panik satışları nedeniyle düşüşler genelde çok sert olmaktadır. 1929 Ekim ayında da hisse senetleri fiyatları Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırım kararının da etkisi ile düşmeye başlamış, ve kredili işlemler nedeniyle yatırımların değeri kullanılan kredilerin altına inince panik satışları hisse senetlerini daha da düşürmüştür. Kullanılan kredilerin karşılığının olmaması bankacılık sektörünü de zor durumda bırakmış ve 1930 yılının ilk 10 ayında 744 banka iflas etmiştir. Bankacılık sektörüne sıçrayan kriz 1929 büyük buhranını tetikleyen önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Finansal krizlerde tarihin tekrar ettiğini, aslında farklı görülseler bile tüm bu krizlerin birbirine benzediğini görmekteyiz. 1929 krizinin bir benzeri 2008 yılında küresel kriz olarak yaşanmıştır. Finansal kurumlar ev kredilerine dayalı finansal araçlar çıkarmaktaydılar. Düşük riskli kabul edilen bu enstrümanlar ev kredilerinin artmasına imkân sağlamış, ve kredi verilirken daha az seçici davranılmaya başlanmıştır. Bu durum kredi kullanarak yapılan ev yatırımlarını artırmış ve ev fiyatları arttığı için de bu tür varlığa dayalı menkul kıymetlerin içerdiği riskler öngörülememiştir. Yüksek kaldıraçlı kredilerin taksitlerinde sorunlar yaşanması sonucu, bu krediler üzerine oluşturulmuş enstrümanlar değer kaybetmiş ve yüksek riskli enstrümanlara yatırım yapan finansal kuruluşlar zor durumda kalmıştır.  Finansal kurumlarda yaşanan sorunlar ekonomiye de yansımış ve büyük bir küresel ekonomik krize neden olmuştur.

Finansal balonlar ve sonrasında yaşanan çöküşler ekonomiye de yansıyabilmekte ve bu finansal balonlarda yatırım yapmamış insanları da etkileyebilmektedir. Bu çerçevede finansal balonların ve sonrasında yaşanan krizlerin engellenebilmesi sadece yatırımcılar için değil tüm toplum için önemlidir. 

Referanslar:
*Irrational Exuberance, Robert J. Shiller
* A Short History of financial euphoria