Finansal Kararlarda Aşırı Güven ve Olumsuz Etkileri

İnsanlar bilgi ve becerilerini olduğundan daha iyi görme eğilimindedir. Bir örnek olarak 1998-2000 yılları arasında bine yakın sayıda katılımcıyla gerçekleştirilen bir çalışmada, katılımcılar yatırım portföylerinin ortalamada piyasadan daha iyi getiri sağlayacağını öngörmüşlerdir. Piyasa getirisinin bir anlamda ortalama performansı verdiği, bazı yatırım araçlarının piyasadan daha iyi getiri sağlarken bazılarının da piyasanın altında getiri sağlaması gerektiği aşikârdır. Dolayısıyla bu çalışmadaki katılımcıların kendilerine aşırı güvendikleri söylenebilir. Bir insanın kendine güvenmesi olumlu bir davranışken, aşırı güven, yeteneklerini yanlış değerlendirip kötü finansal kararlar almasına neden olabilir. Finansal kararlarda aşırı güven aşağıdaki gibi farklı şekillerde kendini göstermektedir.

Hatalı kalibrasyon: Hatalı kalibrasyon insanların bir durum ile ilgili olasılık dağılımını yanlış tahmin etmesine neden olmaktadır. Aslında birçok belirsizliğe sahip finansal problemlerin sonucunun kesin olarak görülmesi veya tahmin edilmesi aşırı güvenin sonucudur. Bir hisse senedinin fiyatının mutlaka artacağı yönünde bir tahminde bulunmak veya aslında olası bir durumun gerçekleşmesini imkânsız olarak değerlendirmek finansal kararlarda aşırı güven için verilebilecek örneklerdir. Kişiler, sahip oldukları bilginin taşıdığı belirsizlikleri görmezden gelip kesinliğine inandıklarında söz konusu bilginin olasılık dağılımının olduğundan daha dar olduğunu düşünebilirler. Örneğin Everest Dağı’nın yüksekliği ile ilgili yüzde 90 seviyesinde bir güven aralığı verilmesi istendiğinde Everest’in gerçek yüksekliğinin katılımcıların verdiği cevapların yüzde 90’ının bu güven aralığının içinde yer alması gerekirken, aşırı güveni ölçmeye hedefleyen bu tür çalışmalarda bu oranın çok daha az olduğu görülmüştür.

Ortalamadan daha iyi olma inancı: Aşırı güvenin bir sonucu da kişinin kendi yeteneklerini ortalamadan daha yüksek olarak görmesidir. Örneğin 2018 yılında yapılan bir başka çalışma göstermektedir ki katılımcıların yüzde 65’i kendisini ortalama bir insandan daha akıllı olarak değerlendirmektedir. Kendisinin ortalamadan daha yetenekli olduğunu düşünen yatırımcılar piyasa hareketlerini tahmin edebileceğini düşünerek piyasa zamanlaması yapmaya çalışabilir, çok riskli yatırımlara girebilir ve aşırı güven nedeniyle piyasadan gelen sinyalleri ve bulguları göz ardı edebilir.

Hâkimiyet yanılgısı: İnsanların, aslında kontrol edemedikleri bir olayın sonuçlarını kontrol edebildiklerine inanmasıdır. Diğer bir deyimle; insanların şans eseri elde ettikleri başarıları sanki kendi yeteneklerinin bir sonucu olduğunu düşünmesi ve şansa bağlı olayların sonuçlarını kontrol edebileceklerine inanmalarıdır. Örneğin bir zar oyununda zar tutmak ya da benzer bir yöntemle gelecek zarı belirleyebileceğini düşünmek bir hâkimiyet yanılgısıdır.

Hatalarımızdan neden ders almıyoruz?

Bir insanın hatalarına rağmen hâlâ aşırı güvene sahip olmasının birkaç kaynağı olabilir. Örneğin başarılı yatırım kararlarında bu başarıyı kendi yetenekleri ile açıklarken, başarısız yatırım kararlarının dış faktörler tarafından açıklanması aşırı güveni arttıran faktörlerden birisidir. Kişiler genelde başarılardaki şans faktörünü ayırt etmekte zorlanırlar ve bu başarıyı kendi becerilerine atfederler. Bu yanlı atfetme nedeniyle şans eseri de olsa elde edilen başarılar güvenin aşırı artmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra yatırımcılarda bir olay gerçekleştikten sonra geriye dönüp o dönemi düşündüklerinde “aslında ben bunun gerçekleşeceğini biliyordum” hissiyatı oluşabilir. Bu durum yatırımcıların yeteneklerini sorgulamasını ve geçmişteki hatalarından ders almasını engelleyecek ve aşırı güveni besleyecektir.

Aşırı güvenin yatırım kararları üzerindeki etkileri:

Aşırı güvene sahip yatırımcıların diğer yatırımcılara göre daha az miktarlarla alış-satış işlemi yaptıkları görülmektedir. Normal bir yatırımcı piyasada oluşan fiyatları kabullenirken, aşırı güvene sahip bir yatırımcı kendi tahmin ettiği fiyatın doğru olduğunu düşünerek fiyatın aşağı doğru gitmesi durumunda alış, kendi öngördüğü fiyatın üstüne çıkması durumunda satış yapacaktır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki işlem sayısındaki artış; ödenen komisyon ve giderler de dikkate alındığında portföylerin başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Yatırımcıların daha az çeşitlendirilmiş portföylere sahip olması da aşırı güvenle ilişkilendirilmektedir. Portföy çeşitlendirilmesi, başka bir ifadeyle yumurtaları ayrı sepetlere koyarak riski dağıtmak, firmaların özel risklerden kurtularak daha iyi bir risk-beklenen getiri performansı elde edilmesini sağlayacaktır. Ancak aşırı güvene sahip yatırımcılar doğru birkaç yatırım aracı seçtiklerine inanarak sadece bu yatırım araçlarını tercih etmeye devam edeceklerdir.

Referanslar:

1.       Ackert L. F., Deves R. (2010) Behavioral Finance: Psychology, Decision-Making, and Markets Cengage Southwestern

2.     Heck P. R., Simons D. J., Chabris C.F. (2018) 65% of Americans believe they are above average in intelligence: Results of two nationally representative surveys. PLoS ONE 13(7): e0200103. doi:10.1371/journal.pone.0200103