Değerli Metallerden Altına Yatırım

Ülkemizde değerli metallere yatırım denince akla ilk gelen Cumhuriyet altını veya son yıllarda altın fiyatlarında meydana gelen değişim nedeniyle farklı miktarlarla ve tutarlarla alınabilen gram altın olmaktadır. Değerli metallerle ilgili, daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi yatırım çeşit ve yöntemleri ele alındığında, Türkiye’de kurumsal yatırımcıların genelde türev piyasalar üzerinden yatırımlarını yönettikleri söylenebilir. Bireysel yatırımcıların ise, özellikle de bizim gibi kültürel ve geleneksel olarak altına yakın olan ülkelerde, doğrudan fiziki olarak takı veya “altın lira”lara yatırım yaptığı bilinmektedir.

Ülkemizde altına yatırımın iki ayrı boyutu vardır; bunlardan birincisi uluslararası piyasalarda belirlenen altının, dolar üzerinden ons fiyatı, ikincisi ise Türk lirasının Dolar'a karşı olan değeridir. Bu belirleyici iki parametrenin aynı yönlü olarak artış gösterdiği dönemlerde Türk lirası üzerinden getiri yakalamak mümkünken, parametrelerin zıt yönde gerçekleşen hareketlerinde getirilerin göreceli olarak düşük kaldığı, hatta herhangi bir getiri elde edilemediği görülmektedir.

Altın fiyatları nasıl belirlenir?

Altın fiyatları bugün, hareketli geçen bir dönemin sonunda bir yıl önceki seviyelerine çok yakın bir yerdedir. Örneğin, bu yazının yazılması sırasında altının ons değeri 1,780 Amerikan Doları civarında seyretmektedir. Yine daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere altının fiyatını, fiziksel altına olan talepten ziyade kurumsal yatırımcıların aldıkları yatırım pozisyonları belirlemektedir. Kurumsal yatırımcılar ise temelde iki ekonomik göstergeye bakarak pozisyon almaktadırlar. Bu göstergelerden birincisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki faiz oranları ve bunlarla alakalı beklentilerdir. Diğer gösterge ise yine ABD başta olacak şekilde gelişmiş ülkelerdeki sermaye piyasalarıyla (hisse senetleri - borsalar) ilgili durum ve beklentilerden oluşmaktadır.

Covid-19 pandemisinin de etkisiyle bir süredir FED (Amerika Merkez Bankası) ve Avrupa Birliği Merkez Bankası, piyasaları düşük denebilecek faiz oranlarıyla fonlamaktadır. Bu düşük faiz ortamının daha ne kadar devam edebileceği tartışılmaya devam ederken, enflasyon verileri başta olmak üzere ekonomik aktiviteyle ilgili çok sayıda veri yatırımcılar tarafından yakından takip edilmektedir. Düşük faiz ortamının altın fiyatlarındaki yükselişi desteklediği kabul edilmekle beraber kurumsal yatırımcıların pozisyon alırken beklentiler üzerinden hareket ettiklerini de unutmamak gerekir. Yine altınla alakalı genel yatırımcı kabulünün ise altının yükselen enflasyona ve sermaye piyasalarında aşağı yönlü hareketlere karşı bir korunma (hedging) sağladığı şeklindedir.

Türk lirasının Amerikan Doları karşısında geldiği 8,70 TL seviyeleri yıl içinde gördüğümüz en yüksek seviyeleri işaret etmektedir. Yine burada da Merkez Bankası’nın para politikası ve enflasyon oranındaki beklentiler Türk lirasının dolar ve euro karşısındaki değerinin belirlenmesinde etkili olmaktadır. Yatırımcılar piyasalarda herhangi bir belirsizlik ve/veya ülke ekonomisinde bir istikrarsızlık riski gördüğünde genelde dolar veya euroya yatırım yapmayı tercih etmektedir. Dolar arzının da yine özellikle bu pandemi ortamında kısıtlı kalması sebebiyle, talepte oluşan küçük bir artış bile Dolar/TL'de yukarı yönlü bir hareket oluşmasına neden olmaktadır.

Altın güvenli olan tek yatırım çeşidi mi?

Bu bahsedilenler ışığında, gerek altının ons fiyatının, gerekse Dolar/TL değerinin kurumsal yatırımcılar tarafından bile her zaman doğru bir şekilde tahmin edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bireysel yatırımcılara döndüğümüzde ise tercih edilecek en sağlıklı yatırım şeklinin önceki makalelerimizde de belirttiğimiz doğrultuda olması gerekmektedir. Yani bireysel yatırımların, değerli metaller, döviz veya sermaye piyasaları olsun, tek bir enstrümanda değerlendirilmesi veya çok bilinen bir benzetmeyle "tüm yumurtaların aynı sepete koyulması" yerine çeşitlendirme (diversification) yaklaşımının izlenmesi finansal açıdan sağlıklı olacaktır. Bireysel yatırımcılar bu yaklaşımla tasarruflarını değerlendirirken olası piyasa dalgalanmalarından doğacak olumsuz etkileri en aza indirebileceklerdir.

Dr. Genco Fas