Statüko Önyargısı ve Kararlarımıza Etkileri

Çok memnun olmadığınız hâlde kullandığınız bir üyeliği veya aboneliği değiştirmeyi düşünmüyor musunuz? Ya da daha önce bulunmadığınız bir yerde yemek yerken yerel restoranlardan birisi yerine daha önce denediğiniz zincir restoranları mı tercih ediyorsunuz? Bu durum, yani insanların karar verme aşamasında harekete geçmemesi veya daha önce verdikleri bir kararı tekrar uygulamaları, Samuel ve Zeckhauser tarafından 1988 yılında yayınladıkları makalelerinde “Statüko Ön Yargısı” olarak tanımlanmaktadır.

Yapılan çalışmalar insanların çoğunlukla karar verirken farkında bile olmadan statükoyu tercih ettiklerini ortaya koymaktadır. Kahneman ve Tversky statüko ön yargısının başka bir önyargı olan ve farklı bir makalemizde incelediğimiz “Kayıptan Kaçınma” kavramı ile ilgili olduğunu da ileri sürmektedir.

Mevcut durum veya daha önce denenmiş kararlar daha az belirsizlik içermektedir. Ancak alınacak yeni bir karar, daha büyük kayıplara veya kazançlara neden olabilir, yani denenmiş kararlara göre daha çok belirsizlik içerir. Kahneman ve Tversky, insanların aldıkları yeni kararlardan kaynaklanan kayıplardan, mevcut durumda değişiklik yapmaması nedeniyle ortaya çıkan kayıplara göre daha fazla pişmanlık yaşadığını gözlemlemiştir. Bu bağlamda mevcut durumu tercih etmenin, başka bir ifadeyle statüko ön yargısının nedenlerinden birisi de ileride yaşanabilecek pişmanlıklardan kaçınmaktır. Her ne kadar pişmanlık bir kaybın ortaya çıkmasından sonra yaşansa da ileride yaşanabilecek kayıplar nedeniyle duyulacak pişmanlık beklentisi, bu beklentinin yarattığı korku ve kaygılar bugünden kararlarımızı etkilemektedir. Bu durum karar verirken önümüzdeki seçenekler arasından, ki bunlardan bir kısmı statükodan muhtemelen daha iyidir, yine de statükoya eğilimli olmamıza neden olmaktadır.   

Diğer yandan statüko ön yargısı her zaman irrasyonel olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle belirsizliğin fazla olması, yeterli bilginin bulunmaması veya çok fazla seçenek olması nedeniyle karar vermenin zor ve bilişsel olarak maliyetli olduğu durumlarda daha önce denenmiş seçenekleri tercih etmek daha güvenli ve kolaydır. Samuel ve Zeckhasuer çalışmalarında seçenekler arttıkça, başka bir ifadeyle karar vermek zorlaştıkça, statüko önyargısının arttığını göstermektedir. Örneğin bir restoranın menüsünde çok fazla alternatif varsa insanlar yeni alternatifler denemek yerine bildikleri seçeneklere yönelmeyi tercih etmektedir. Karar vermenin zorlaştığı ancak özellikle alınan kararın çok kritik olmadığı durumlarda denenmiş seçeneklere yönelmek kişilerin zamanını daha önemli konulardaki kararlar için kullanabilmesini sağlayacaktır. Başka bir ifadeyle statüko önyargısı diğer önyargılar gibi oluşturduğumuz bir kısa yoldur. Bazı problemler için harcanılan emek ve yaşanan stresin yarattığı düşünsel maliyet, alınan kararın sağlayacağı düşünülen faydadan daha az olabilir. Dolayısıyla bu şekilde fazla emek ve zaman harcamaya gerek kalmadan farklı konularda karar verilebilmektedir.

Ancak başvurulan bu kısa yollar, üzerinde muhakeme gerektiren önemli konularda yanlış kararlar almamıza neden olabilir. Genelde insanlar, sigorta ve emeklilik fonları gibi konularda -karar vermenin zor olduğu durumlarda- eğer seçeneklerden birisi varsayılan (default) olarak sunulduysa onu tercih etmeye yönelmektedir. Samuel ve Zeckhauser yaptıkları anket çalışmasında karar gerektiren senaryolar oluşturmuş ve bu senaryolarda sunulan seçeneklerden birisi nötr, diğerini ise statüko olacak şekilde düzenlenmiştir. Örneğin bir senaryonun ilk versiyonunda, katılımcılara miras olarak bir menkul kıymet portföyü kaldığı belirtilerek isterlerse mevcut durumda kalabilecekleri veya farklı yatırım alternatifleri arasından seçim yapabilecekleri söylenmiştir. Başka bir ifadeyle yatırımcılara bir başlama noktası verilmiş ve mevcut durumu korumak veya başka bir yatırıma geçmek için seçenekler sunulmuştur. Senaryonun ikinci versiyonunda ise katılımcılara menkul kıymet yerine nakit para kaldığı söylenmiş ve isterlerse ilk versiyonda verilen yatırım seçeneklerinden birisine yatırım yapabilecekleri belirtilmiştir. İlk senaryoda, mevcut durum olarak sunulan menkul kıymet portföyü yatırım seçeneğinin, nakit para ile başlanan senaryoya göre, yani nötr duruma göre, çok daha fazla tercih edildiği görülmüştür.

Statüko ön yargısı, yanlış verilmiş bir finansal kararda ısrarcı olmanıza veya daha iyi alternatifler varken mevcut durumunuzu korumanıza neden olabilir. Yatırım gibi önemli konularda karar alırken sadece bir çeşit yatırıma eğilim göstermeden tüm seçenekleri değerlendirmek, gerekli muhakemeyi yaparak karar almaya dikkat etmek gerekir.

Prof. Dr. Cenktan Özyıldırım

Referanslar:

Kahneman, D.; Knetsch, J. L.; Thaler, R. H. (1991). “Anomalies: The Endowment Effect, Loss Aversion, and Status Quo Bias”. Journal of Economic Perspectives. 5 (1): 193–206.

Samuelson, W., & Zeckhauser, R. J. (1988). “Status quo bias in decision making”. Journal of Risk and Uncertainty, 1, 7-59.