Kur Değişimlerinin Operasyonel Etkileri

Kur riski denince  akla ilk gelen, şirketlerin aktif ve pasiflerinde yabancı para cinsinden tutulan parasal varlıkların arasındaki farklardan kaynaklanan işlem riskidir. Bir işletmenin yabancı para cinsinden borcunun ya da alacağının olması, o işletme için kur riski oluşturmaktadır. Diğer taraftan kur değişimlerinin operasyonel etkileri de çok görünür olmamalarına rağmen, işletmenin finansal performansı üzerinde önemli olabilir.

İşlem riski kolayca ölçülebildiği için yönetilmesi, operasyonel kur riskine göre çok daha kolaydır. Çünkü operasyonel kur riski, kur değişikliklerinin işletmenin faaliyetlerinden elde ettiği nakit akışlarının değeri üzerindeki etkilerini tanımlar. Bu nedenle de uzun vadede işlem riskine göre daha güçlü  olumlu veya olumsuz etkilere neden olabilir.

Bir işletmenin operasyonel kur riski, işletmenin kur hareketlerinden etkilenen maliyet ve gelirlerine bağlıdır. Yabancı para cinsinden maliyeti ya da geliri olmayan yerel bir firma bile eğer faaliyet gösterdiği yerel piyasalar uluslararası piyasalara entegre ise operayonel kur riski taşıyabilir. Örneğin, hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin ürettikleri hizmetler genellikle sadece yerel piyasada tüketilmekte ve ihraç edilmemektedir. Bu nedenle bu tip firmalar, aynı hizmet için yurtdışında talep edilen ücretlerden ve dolayısıyla kurlardaki dalgalanmalardan etkilenmez.

Hizmet sektörünün en önemli maliyeti iş gücüdür ve iş gücü piyasaları da genelde yereldir. Dolayısıyla hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmaların gelirleri ve giderleri sadece iç piyasadaki arz-talep ve enflasyondan etkilenir. Bu da bu firmaların operasyonel kur riski taşımadığı anlamına gelir. Ancak firmanın ürettiği ürün aynı zamanda ithal edilebilir bir ürünse, yerel paranın değer kazanması halinde firma, ucuzlayan ithal ürünlerle rekabet etmek zorunda kalacaktır. Bu durumda ya satışları düşecek ya da söz konusu firma da fiyatlarını düşürmek zorunda kalacaktır. Sonuçta da azalan kâr marjıyla  beraber firmanın faaliyetlerinden elde ettiği nakit akışı da düşecektir.

İhracatçı da ithalatçı da etkilenir

Yerel paranın değer kazanmasından olumsuz etkilenecek başka bir grup ise ihraççı firmalardır. Bu firmaların gelirleri yabancı para cinsinden, ancak işçilik ücretleri gibi giderleri ise yerel para cinsindendir. Yerel paranın reel olarak değer kazanması durumunda yukarıdaki örnekte olduğu gibi ihraççı firmaların da ya satış rakamları düşecek ya da kâr marjları azalacaktır.

İthalatçı firmalar için ise yerel paranın değer kaybetmesi, faaliyetler sonucu yaratılan nakit akışları üzerinden olumsuz bir etki yaratacaktır.  Yükselen kur ile ithal ürünlerin fiyatları artacak, bu da firmanın maliyetlerini yükseltecektir. Kur değişiklikleri sonrası ithalatçı ve ihracatçı firmalar stratejilerini, ürünlerinin fiyat esnekliğine göre belirlemelidir. Fiyat-esnek olmayan ürünlerde, örneğin bir ihracatçı firma, yerel paranın değer artışını yurtdışı fiyatlarına yansıtarak satış hacminde önemli bir değişiklik olmadan faaliyetlerini sürdürebilir. Fiyat-esnek ürünlerdeki fiyat artışı ise satış hacmini etkileyecektir. Ancak bu durumda da firma, yurtdışı ürün fiyatlarını aynı tutarak, kâr marjından feragat etmek pahasına, faaliyetlerden elde edilen nakit akışını daha az olumsuz etkileyecek şekilde hareket edebilir. 

Operasyonel kur riski, işlem kur riskiyle  karşılaştırıldığında, yönetilmesi daha zor olan bir risk türüdür. İşlem riskinde olduğu gibi finansal araçlar kullanılarak bu risk yönetilebilir. Örneğin, ihraççı bir firma, yerel paranın değer kazanması durumunda faaliyet gelirlerindeki azalmayı karşılamak amacıyla yabancı para cinsinden borçlanabilir ya da türev araçlarla işlem yaparak yabancı para birimlerinde kısa pozisyon taşıyabilir. Bu durumda finansal kontratlarla yerel paradaki artıştan elde edilecek kazanç, operasyonel gelir kaybını bir miktar telafi edebilir.

Ancak işlem kur riskinin aksine, operasyonel kur riskinde taşınan riskin büyüklüğü kolay ölçülemez ve kur dalgalanmalarından birebir etkilenmez. Kurdaki  yüzde 10’luk artış döviz cinsinden olan borçlarda  yüzde 10’luk bir artışa neden olur. Taşınan pozisyonun tutarı belli olduğu için de rahatlıkla vadeli işlem gibi türev araçlar kullanılarak kur riski yönetilebilir. Operasyonel kur riskinde ise, kurdaki dalgalanmaların faaliyet gelirleri üzerindeki etkisi doğrudan gözlemlenememektedir. Ayrıca hedge edilecek, yani finansal koruma altına alınacak büyüklük de belli olmadığı için finansal piyasa enstrümanlarıyla  operasyonel kur riskini hedge etmek çok zordur.

Uluslararası şirketler, farklı ülkelerde faaliyetlerini sürdürdükleri için coğrafi çeşitlendirme imkânına sahiptir ve operasyonel stratejilerle  operasyonel kur risklerini yönetebilmektedirler. Eğer bir ekonomide yerel paranın değer kazanması söz konusuysa, uluslararası şirketler üretimlerini farklı ülkelere kaydırabilmekte ve reel kur dalgalanmalarından maliyetlerini düşürerek faydalanabilmektedirler.

Referanslar:

Butler, K. C. (2008). Multinational finance. Chichester, West Sussex: J. Wiley