Kripto Para Psikolojisi

Kimileri için sadece birçok farklı yatırım aracından biri, kimileri içinse bildiğimiz anlamıyla paranın yerini alacak, dünya düzenini değiştirecek, yüzyılın en büyük icadı: Kripto para! 

Yatırımlarımızı özel olarak bu alanda yapmıyor olsak da kripto para kavramı, geçtiğimiz birkaç sene içerisinde hepimizin kulağına çalınmış ve hayatımıza bir şekilde girmiş durumda. Bu yeni teknolojinin bahsine iş arkadaşlarımızdan gelen olumlu-olumsuz tavsiyelerde, çevremizde yaptığımız sosyal konuşmalarda ve hatta aile sohbetlerinde rastlar olduk. 

Tartışmalarda ve araştırmalarda her yönüyle irdelenen kripto paraların ve bu popüler teknolojinin çoğu zaman göz ardı edilen ancak belki de bizi, gerçekleşen günlük işlemlerden daha çok ilgilendirmesi gereken bir de psikolojik yönü bulunmaktadır. Bu yazımızda dijital paraların insan beyni tarafından nasıl algılandığına, bu alana yatırım yapanların karar verme süreçlerine ve beynimizin işleyişi ile ilgili dikkat etmemiz gereken noktalara değinmek istedik. 

Kripto para temelinde insan psikolojisinin önemi

Kripto paralar, para değişim işlemlerinin merkezi otorite yerine farklı birçok kullanıcı arasında dağıtılmış şekilde gerçekleştirilmesi prensibine dayanmaktadır. Bu nedenle devletler tarafından yönetilen alışılagelmiş para birimlerine göre insan psikolojisinden daha fazla etkilenebilmektedir. İnsan psikolojisi ile olan bu yakın ilişki, kripto paralara atfedilen hızlı değişiklik gösterme, dışarıdan gelen etkilere açık olma ve kimi zaman ‘güvenilmez’ olma gibi özellikleri de kısmen açıklamaktadır. Bu yeni para biriminin arkasında, değişimleri tamponlama görevini sahiplenen bir devlet mekanizmasının olmaması, fiyatın kullanıcıların hareketleriyle hızla değişiklik göstermesine neden olmaktadır. Son zamanlarda büyük yatırımcıların sosyal medya hesaplarından yaptıkları küçük paylaşımların kripto para kurlarında yarattığı dalgalanmalar da bu etkilerin büyüklüğüne dikkat çekmektedir. 

Ait olma hissi ve kripto para kültürü

Kripto parayı dünya düzenini tamamen değiştirecek bir araç olarak gören kullanıcıların bir bölümünde kripto para ve bu para biriminin getirdiği alt kültüre bağlılık ya da ait olma hissi de görülebilmektedir. Bazı insanlar için bu para birimi sadece bir yatırım aracı olarak kalmamış, getirdiği yeni kelimeler ve jargonla yeni bir kültür halini almıştır. Konuyla ilgilenmeyen birisine hiçbir şey ifade etmeyen ‘Ayı piyasası’, ‘balina hareketi’ gibi terimler günlük konuşma içerisine dahil olmuştur. Hatta Bitcoin veya bazı altcoin kullanıcılarının internet üzerinden oluşturdukları sosyal gruplar ve platformlarda gelişen ortak kültürün, grup üyelerinin almak istedikleri araba modellerine kadar etki ettiği görülmüştür. 

İnsanın bir gruba ait olma ihtiyacı kendini kimi zaman bir futbol takımı taraftarı olmak veya bir şarkıcının ya da müzik akımının hayranı olmak şeklinde gösterebilir. Bazı kripto para kullanıcılarında da bu örneklere benzer bir bağlılık hissi olduğu gösterilmiştir. Bu durum sosyal açıdan bir sorun teşkil etmese de gözden kaçırılmaması gereken nokta; kripto para kavramı ve işlemlerinin kişinin finansal durumuyla olan yakın ilişkisidir. Bu nedenle söz konusu bağlılık hissi finansal kararlarda kimi zaman karar verme yetilerini etkileyebilmektedir. Örneğin kendisini bu şekilde bir kültüre ait hisseden birey, yatırım yaptığı araca yöneltilen eleştirileri sanki eleştirilen kendisiymiş gibi algılayıp savunmacı bir tutum sergileyebilir. Dolayısıyla finansal kararlarını objektif kriterler yerine sosyal aidiyet hissiyle alabilir ve beklenmeyen bir fiyat hareketinde arzu edilmeyen sonuçlarla karşılaşabilir.

Sunulan hikayeler ve sosyal medya etkisi

Kripto paranın popüler olmasında sosyal medyanın da büyük bir etkisi olduğu görülmüştür. Ancak bu etkiler bazı yanlış anlaşılma ve manipülasyonlara da açıktır. Örneğin çeşitli sosyal medya platformlarında genç yaşta kripto para sayesinde para kazanan insanların ya da küçük yatırımlarla büyük kazanımlar sağlayan ailelerin hikayelerine rastlayabiliriz. Böyle hikayeler konu ile ilgilenenlerin ilgisini çekmekte ve bu yönde yatırım yapmak için harekete geçmelerine yardımcı olmaktadır. Ancak aslında bu gördüğümüz hikayeler İngilizce’de ‘survivorship bias’ olarak adlandırılan bir yanılgıyı da içermektedir. Bizim gördüğümüz sadece başarılı insanların hikayeleridir. Çünkü başarısız insanların hikayelerine bu platformlarda yer verilmemektedir. Yani kripto para ile gelir elde eden kişilerin hikayeleri sıklıkla paylaşılmakta ve gündemde tutulmaktayken, bu sayıdan belki kat kat fazla olan ve zarara uğrayan insanlar kaybolup gitmektedir. Bu da sanki kripto paraya yatırım yapan herkes kazanıyormuş gibi bir algı oluşturmaktadır. 

Ayrıca yatırım için sosyal medya kullanımı, insanın sadece kendi fikrini paylaşan insanlarla uzun süre iletişim kurmasına neden olmaktadır. Bu da doğru veya yanlış fark etmeksizin, sahip olunan fikirlerin perçinlenmesine neden olmakta, eleştirel bakışlara tahammülü azaltmaktadır. Ayrıca başkaları gelir elde ediyorken sanki büyük bir fırsat kaçırıyormuş duygusu oluşmakta ve bu olumsuz duygu da insanları gereğince düşünmeden yatırım kararları almaya itebilmektedir. 

Kazanmayı beklemek bazen kazanmaktan daha keyiflidir

Kumar bağımlıları üzerinde yapılan çalışmalar, bu insanların en büyük hazzı oyunu kazandıklarında değil, oynadıkları oyunun sonucu belli olmadan hemen önce aldıklarını ortaya koymuştur. Oyunu kazanma beklentisi sırasında beyinde oluşan tepkimeler oyunun kazanıldığı an oluşan tepkimelerden daha yoğun yaşanmaktadır. Bu da ne kadar kazanırsa kazansın bir kumar bağımlısının oyuna devam etmesine neden olmaktadır. Benzer bir davranış borsaya yatırım yapanlarda da gözlenmiştir. Borsanın iniş ve çıkışlarını izleyen bir yatırımcıda oyunun sonucunu bekleyen bir kumar bağımlısına benzer tepkiler oluşabilmektedir.Bu da kontrolsüz bir şekilde borsada kaybetmeye yol açabilmektedir. Kripto para gibi iniş ve çıkışların çok olduğu bir alanda da buna benzer tepkilerin görülmesi çok da şaşırtıcı değildir. 

Kripto paralar;artık kimsenin reddedemeyeceği şekilde hayatımıza dahil olmuş durumdadırlar.Biz de bu yeni kavramı ister sıradan bir yatırım aracı, isterse de geleceği tanımlayacak en büyük teknoloji olarak görelim, karar verme mekanizmalarımızın altında yatan süreçlerin daha çok farkında olmamız daha bilinçli kararlar almamıza yardım edecektir. 

Dr. Genco Fas ve Dr. Egehan Salepci