DuPont Analizi ve Özsermaye Kârlılığı

Öz sermaye kârlılığı, bir şirketin hissedarlarının takip ettiği en önemli finansal rasyolardan biridir. Şirketin net kârını öz sermayeye bölerek hesaplanan bu oran, hissedarların yaptıkları birim yatırım karşılığında ne kadar kâr elde ettiklerini ölçer. DuPont analizi, öz sermaye kârlılığını finansal kaldıraç, aktif devir hızı ve net kâr marjından oluşan 3 bölüme ayırarak incelemektedir. Öz sermaye kârlılığını artırmak için ya net kâr marjını artırmanız ya daha yüksek finansal kaldıraç kullanmanız ya da aktiflerinizi daha verimli kullanmanız (aktif devir hızını artırmanız) gerekmektedir. Şirketler genelde ilk iki kısma dikkat ederken, aktiflerin verimli kullanımına gereken önemi vermeyebilmektedir.

DuPont analizi, aşağıdaki ifade kullanılarak yapılmaktadır. Bu ifadede terimler birbiriyle çarpıldığında toplam varlıklar ve net satışlar birbirini götürmekte ve sadece Net Kar / Öz sermaye kalmaktadır. Dolayısıyla öz sermaye kârlılığını artırabilmek için bu rasyolardan birisini arttırmak gerekmektedir.

Net kâr marjı tüm şirketlerin yakından takip ettikleri rasyoların başında gelmektedir. Sabit ve değişken maliyetlerin azaltılarak, üretim verimliliğinin artırılması tüm şirketlerin uyguladıkları yönetim hedeflerinin başında yer almaktadır. Üçüncü rasyo ise, firmanın varlıklarını finanse etmek için ne kadar borç kullandığını ölçmektedir. Borç, sermaye yatırımına göre daha az risklidir ve borçlanma araçlarının beklenen getirilerinin, başka bir ifadeyle şirkete olan finansman maliyetlerinin, hisse senetlerine göre daha az olması beklenir. Şirketler varlıklarını daha büyük bir oranda borçla finanse ederek aynı faaliyetleri daha az öz sermaye yatırımıyla gerçekleştirebilecek ve daha az öz sermayeyle aynı faaliyet kârlılığını elde edebilecektir. Diğer taraftan, borç kullandıkça gelir tablosundaki finansman giderlerinin artarak net kâr üzerinde, yani ilk rasyo üzerinde negatif bir etkisi olacaktır. Borçlanma maliyeti, faaliyet kârı / toplam varlık oranından az olduğu sürece, üçüncü rasyodaki artış net kâr marjındaki olumsuz etkiye rağmen öz sermaye kârlılığını arttırır. Ancak borçlanma oranı artıkça hem şirketin mali yapısı bozulacak hem de borçlanma maliyeti artacaktır. Başka bir ifadeyle, finansal kaldıraç kullanarak öz sermaye kârlılığını arttırmayı hedeflemek, sürdürülebilir bir strateji değildir.

Şirketlerin öz sermaye kârlılığını etkileyebilecekleri son rasyo ise aktif devir hızıdır. İşletmelerin atıl olarak duran, satışlarına ve faaliyetlerine bir katkısı olamayan varlıkları, aktif toplamını artırırken, satışlara bir katkısı olmadığı için aktif devir hızını düşürmektedir. Başka bir ifadeyle, varlıkların verimli kullanılması, atıl varlıklara yatırım yapılmaması öz sermaye kârlılığını olumlu etkileyecektir. Örneğin, şirketlerin düşük kapasite kullanım oranları, duran varlık yatırımlarının bir kısmının atıl olduğunu göstermektedir. Gereksiz duran varlık yatırımına başka bir örnek de sadece prestij amaçlı yapılan lüks yönetim binaları olabilir. Dönen varlıklar içinde de verimsiz yönetilen stoklar ve ticari alacaklar aktif devir hızını düşürmektedir.  Bu tür varlıklar için yapılan yatırımlar fırsat maliyeti yaratmaktadır. Örneğin, daha az stok tutarak aynı miktarda satış yapılabilecekken gereksiz stok tutulması, buraya bağlanan fonların gelir yaratacak başka varlıklara yatırılamaması anlamına gelmektedir. Aktiflerin verimli kullanılması, aktif devir hızını artırarak şirketin öz sermayesini olumlu etkileyecektir.

Öz sermaye kârlılığını etkileyen faktörleri DuPont analiziyle incelemek, şirketin rakiplerinden ve sektördeki benzer firmalardan ne yönde ayrıştığını görebilmeyi sağlayacaktır. DuPont analizinin 3 çarpanı arasında özellikle aktif devir hızı, şirketlerin öz sermaye kârlılığını arttırmak için sahip oldukları potansiyeli fark etmelerini sağlayabilir.

Prof. Dr. Cenktan Özyıldırım