Döviz Kuru Rejimleri

Döviz kurlarının, bir ülkedeki yatırım, tasarruf, dış ticaret, büyüme ve kişi başı milli gelir gibi birçok ekonomik olgu üzerinde ciddi bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, bir ülkenin kendi parasını yabancı paralarla nasıl ilişkilendireceğini belirleyen bir yöntem olarak tanımlanabilecek “Döviz Kuru Rejimleri”, ekonomide en çok tartışılan konulardan bir tanesi olmuştur.

Döviz kuru rejimi nedir?

Döviz kuru rejimi, kısaca, iki para birimi arasındaki değerlemenin oluşum yönetimidir.

Ekonomistler, “belirli bir döviz kuru rejiminin, her zaman için ve her ülke için en iyi rejim olarak kabul edilemeyeceği” konusunda hemen hemen fikir birliğindedir. Bununla beraber hangi kur rejiminin daha iyi olduğu konusunda bir görüş birliği de söz konusu değildir.

“Sabit kur rejimi” ve “dalgalı kur rejimi” olmak üzere başlıca iki kur rejimi ve bunlardan türetilmiş ara (alt) rejimler bulunmaktadır.

Sabit kur rejimi nedir?

Sabit kur rejiminde, ülkenin parası, merkez bankası, para kurulu vb. merkezi bir otorite tarafından belirli bir kurla yabancı paralarla eşitlenir. Bu rejimde, kurlar bir kez belirlendikten sonra, ilgili merkezi otorite tarafından değiştirilinceye kadar aynı kalır.

Türkiye’de 1980’li yıllara gelene kadar sabit kur rejimi uygulanmıştır ve TL’nin değeri Merkez Bankası’nca belirlenmiştir. Süreç içinde yapılması gereken devalüasyonlar, yani değer kayıpları gibi değişiklikler, yine TCMB tarafından yapılan müdahalelerle gerçekleştirilmiştir. Devalüasyonlar sonrası güncellenen değer ise yeni sabit kur olarak kullanılmıştır.

Sabit kur rejimi, döviz kuru belirsizliğini ortadan kaldırma avantajını sunmasına rağmen, sahip olduğu çok sayıda dezavantaj nedeniyle tercih edilmemektedir. Bu rejim örneğin, dış ticaretin dinamiklerini yansıtamamakta, sermeye akışına kontrol getirmekte ve şok devalüasyonlara neden olabilmektedir. Diğer bir değişle, sabit kur rejiminde, döviz kurundaki ayarlamalar ancak büyük dengesizlikler ortaya çıktıktan sonra yapılabilmektedir. Bu gecikme ise döviz kurundaki değişikliğin daha büyük ve bu değişikliğin ekonomi üzerindeki etkisinin daha derin ve uzun süreli olmasına neden olmaktadır. Ayrıca sabit kur rejimi, likidite sıkışıklıkları durumunda, merkez bankalarının “son kredi mercii” işlevini yerine getirmesine engel olmaktadır.

Dalgalı kur rejimi nedir?

Dalgalı kur rejiminde, bir ülkenin parasının yabancı paralarla ilişkisi piyasalardaki arz ve talebe göre serbestçe belirlenir. Eğer merkez bankaları kurlara hiçbir şekilde müdahale etmiyorsa, rejimin adı “tam dalgalı kur”, gerek gördüğünde, döviz alım ya da satımı yaparak kurlara müdahale ediyorsa rejimin adı “müdahaleli dalgalı kur” olur.

2001 krizi sonrası Türkiye dalgalı kur rejimine geçmiştir. Bununla beraber, milli ekonomiyi spekülatif ataklara karşı korumak veya TL’deki anormal değer değişikliklerin önüne geçmek amacıyla TCMB, gerek gördüğünde, döviz kurlarına müdahale etmektedir. Dolayısıyla Türkiye’deki mevcut kur rejimi, müdahaleli dalgalı kurdur.

Sabit kur rejiminin aksine, dalgalı kur rejiminde kurdaki düzeltici ayarlamalar sürekli, hızlı ve otomatik olarak kendiliğinden olmakta ve krizler doğmadan kurlar dengeye oturabilmektedir.  Bununla beraber dalgalı kur rejiminde kurlardaki öngörülebilirlik düşük olduğundan, maliyetlerdeki belirsizlik daha fazladır. Keza, ilgili dövizlerdeki likiditenin azalması durumunda, kurlarda ekonomik gerçeklerin dışında değerlemeler oluşup, piyasanın bozulmasına neden olabilecek spekülasyonlar meydana gelebilir. Bu durumlarda merkez bankalarının müdahaleleri yerinde olabilir. Ancak yine ekonomistler arasında merkez bankalarının müdahalelerinin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiği konusunda da net bir fikir birliği bulunmamaktadır.

Ara (alt) kur rejimleri nelerdir?

Ara kur rejimlerinde ise ülkenin ulusal para birimi bir fonksiyonla yabancı bir para birimine ya da birimlerine bağlanmaktadır. Ara kur rejimlerinde, sabit kur rejimlerinde olduğu gibi katı bir değer sabitlemesi olmayıp, kurlarda belirli bir düzen içinde genellikle önceden ilan edilen ayarlamalar ve değişiklikler yapılmaktadır. Ara kur rejimlerinin sabit kur rejimlerine göre avantajı para politikasını kısmen kullanabilmesi, dalgalı kur rejimlerine göre avantajı ise döviz kurlarındaki belirsizliğin daha az olmasıdır. Bununla beraber, olası yüksek miktardaki döviz talepleri, önceden belirlenen kurların korunmasını zorlaştırmakta, hatta sistemin çökmesine bile neden olabilmektedir.

Örneğin, Türkiye’nin 2001 krizi öncesinde uygulamış olduğu “çıpa sistemi” bir ara kur rejimidir.  Enflasyonu düşürmek amacıyla IMF gözetiminde uygulanan ve Türk lirasını 1 ABD Doları ve 0.77 Euro’dan oluşan sepete çıpalayan bu döviz rejimi, 1999 yılı sonunda uygulanmaya başlanmıştır. Bu rejimde TCMB, önceden ortaya koyduğu program dâhilinde, küçük ve kademeli devalüasyonlar yaparak enflasyonda düşüşü sağlayabilmiştir. Ancak 2000 yılının sonunda başlayan yüksek döviz talebini karşılamak mümkün olmayınca, 2001 Şubat ayında rejim zorunlu olarak terk edilmiş ve bugün de kullandığımız dalgalı kur rejimine geçilmiştir.

“En iyi” kur rejimi var mıdır?

Görüldüğü üzere, her kur rejiminin avantajları ve dezavantajları olup, “en iyi” kur rejimi bulunmamaktadır. Dolayısıyla birçok değişkenin ekonomik ve mali sistemleri sürekli olarak etkilemeye devam ettiği küreselleşen ticaret sisteminde, döviz kuru belirsizliği ve riski daha uzun süre hayatımızın bir parçası ve gerçeği olmaya devam edecektir.

Kaynaklar

Müslümov, A., Hasanov, M. ve Özyıldırım, C. (2002). Döviz kuru sistemleri ve Türkiye'de uygulanan döviz kuru sistemlerinin ekonomiye etkileri, TÜGİAD.

Williamson, J. (1995). “What Role for Currency Boards?” Institute for International Economics, Washington D.C.

Yeldan, E. (2001), “Birinci Yılında 2000-Enflasyonu Düşürme Programının Değerlendirilmesi”, Mülkiye Dergisi, Cilt: 25, Sayı: 226, Ocak-Şubat s.157-174. 

Eğilmez, M. Ekim 07, 2012. “Kur Rejimleri ve Türkiye Uygulaması”,  Kendime Yazılar, https://www.mahfiegilmez.com/2012/10/kur-rejimleri-ve-turkiye-uygulamas.html