Ahlaki Tehlike Nedir?

Bir bireyin ya da kurumun alınan risklerin tüm maliyetine katlanmak zorunda kalmaması durumunda risk alma isteğindeki artış “ahlaki tehlike” (moral hazard) olarak tanımlanmaktadır. İlk olarak sigortacılık sektöründe kullanılmaya başlanan ahlaki tehlike kavramına örnek olarak bir bireyin aracına kasko yaptırması durumunda araç kullanım tarzının değişmesi ve daha dikkatsiz araç kullanması verilebilir.Sigortalının davranışlardaki bu değişiklik, riskin gerçekleşmesi durumunda sigorta şirketinin zarara uğrayacağı anlamına gelecektir.

Ahlaki tehlike, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde ortaya çıkmasına bağlı olarak “ex-ante” ve “ex-post” olarak iki farklı şekilde tanımlanmaktadır. Ex-ante ahlaki tehlike, risk ve kayıp içeren durumun gerçekleşmesinden önce bilinçsiz olarak ortaya çıkar. Taraflardan birisinin, söz konusu zarardan etkilenmeyeceği için, davranışlarını değiştirmesi ve daha az dikkatli davranması ya da daha fazla risk alması durumudur. Ex-post ahlaki tehlike ise bilinçli olarak yapılan eylemleri içermektedir. Örneğin yangın sigortası yaptıran bir şirketin yangın tehlikesi konusunda üretim hattında gerekli önlemleri almaması ex-ante ahlaki tehlike olarak görülürken, şirketin sigorta poliçesinden tazminat ödemesi alabilmek için bilinçli bir şekilde yangın çıkartması ex-post ahlaki tehlike olarak tanımlanabilir. Kreditör-borçlu ilişkisinde de borçlu firmanın kullandığı krediyle aşırı riskli yatırımlar yapması ex-ante ahlaki tehlike iken, krediyi geri ödememek üzere kullanmak ve bilinçli bir şekilde şirketin içini boşaltıp iflasa götürmek ex-post ahlaki tehlike olarak tanımlanmaktadır.

Ahlaki tehlike sigortacılık dışında vekalet teorisi gibi ekonomik problemlerin açıklanmasında da kullanılmaktadır. Bu bakış açısıyla ahlaki tehlike, bir sözleşmede taraflarından birisinin, eylemlerinin gözlemlenememesi durumunda ortaya çıkabilir. Eylemleri takip edilemeyen taraf sözleşmenin koşullarını yerine getirmeyerek kendisi için avantaj elde edebilir. Bu bağlamda ahlaki tehlikenin kaynağı gizli eylem ya da gizli bilgidir. Dolayısıyla ahlaki tehlike bilgi asimetrisi ile ilişkilendirilmektedir.

Vekalet teorisi nedir?

Şirket yöneticileri ile hissedarlar, doktor ve hasta, işverenler ile çalışanlar, kreditörler ve borç alanlar ya da sigorta poliçesi sahipleri ile sigorta şirketleri arasındaki bilgi asimetrisi ahlaki tehlikenin kaynağını oluşturmaktadır. Tüm bu ilişkiler ise vekalet teorisi modeline oturtulabilir. Vekalet teorisinde vekil, asil adına hareket etmektedir ve onun çıkarları doğrultusunda hareket ettiği varsayılmaktadır. Vekilin, asil ile çıkarlarının farklı olması ve asilin, vekilin eylemlerinin kendi çıkarı doğrultusunda olup olmadığını takip edememesi durumunda ahlaki tehlike ortaya çıkabilir. Bu koşullarda yani bilgi asimetrisi olması durumunda, vekil etkin davranmayabilir veya diğer tarafların etkin davranmaması için yanlış bilgilendirme yapabilir.

Ekonomi literatüründe, ahlaki tehlike ile gayri ahlaki ya da etik dışı davranışlar ve bu davranışlar nedeniyle aslında risk almayan tarafın (örneğin sigorta şirketinin) katlandığı zararlar değil, bilgi asimetrisi nedeniyle ortaya çıkan verimsizlik kastedilmektedir. Taraflardan birisinin davranışlarını gözlemlemek mümkün olmadığı ya da çok maliyetli olduğu durumlarda, diğer taraf bu sözleşmenin içinde yer almak istemeyebilir. Bu durumda da verimsizlik ortaya çıkacaktır. Örneğin, sağlık sigortası satın alan bir bireyin araba kullanırken emniyet kemeri takıp takmadığı gözlemlenip, bu nedenden kaynaklanan zararlar tazminat dışı bırakılabilseydi, sigorta şirketi riskli davranışları teşvik etmeden sadece yangın, maddi hasarlı kaza ve hastalık gibi riskleri sigortalayabilecektir. Ahlaki tehlike bulunması durumunda sigorta şirketleri ya sigortalamaktan kaçınacak ya da sigorta primlerini artırmak zorunda kalacaktır.

Ahlaki tehlike için akla gelen ilk çözüm izleme ve doğrulamadır. Tabii bu çoğu kez maliyetli bir işlemdir. Sigorta şirketleri, örneğin sağlık sigortası sahiplerinin tazminat talepleri için kurum içinde bulundurdukları doktorların onayı sonrasında ödeme yapmaktadır. Benzer şekilde kreditörler de borç ilişkisi içinde oldukları şirketleri düzenli olarak izlemekte ve kredibilite raporları hazırlamaktadır.

Ahlaki tehlikeyle hayatın başka pek çok alanında karşılaşılabilir. Bir müşteri, bir tedarikçi ya da yatırımcı olarak bilgi asimetrisinin mevcut olduğu bir durumda ahlaki tehlikeye maruz kalmamız söz konusu olabilir. Çözüm olarak ise izleme ve takip yoluyla bilgi asimetrisini kaldırmak veya mümkün olduğu durumlarda diğer tarafların da bizimle aynı çıkarlara sahip olmasını sağlamak ahlaki tehlike ihtimalini azaltacaktır.

Prof. Dr. Cenktan Özyıldırım

Referanslar

Rowell D., Connelly L.B. (2012) A History of the Trm “Moral Hazard”, The Journal of Risk and Insurance, 79 (1051-1075)