Yatırımın Temelleri: Çeşitlendirme nedir?

Yatırım Fonlarına Neden İhtiyaç Duyarız?

Yatırım fonları, profesyonel finans uzmanları tarafından yönetilen ve yatırımcılardan para toplanarak tanımlanmış belirli bir grup finansal araca yatırım yapmayı hedefleyen yatırım enstrümanlarıdır. Fonların oluşturduğu havuzdan pay alan yatırımcılar, fonun elde ettiği kâr ve zarara ortak olurlar. Yatırım fonları özellikle doğru finansal yatırım kararlarını verebilmek için yeterli bilgi, tecrübe ve zamana sahip olmayan yatırımcılar için uygun bir alternatif sunar.

Yatırım fonlarının sağladığı avantajları gelin birlikte inceleyelim.

  • Artan finansal enstrüman çeşitliliğiyle teknik bir konu olan yatırım kararları, her geçen gün daha karmaşık bir hal aldı. Doğru finansal kararları verebilmek için yatırımcılar daha fazla haber ve veri kaynağını takip ederek daha çok bilgi birikimine sahip olmak zorundalar. Ancak özellikle bireysel yatırımcıların gerekli finansal bilgi birikimi olsa bile piyasalarda meydana gelen gelişmeleri takip etmeleri ve hızla karar alarak alım/satım işlemlerini gerçekleştirmek için gerekli zamanı ayırmaları kolay değildir. Bu bağlamda yatırım fonları, müşterilerinin paralarını onlar adına yöneterek gerekli yatırım kararlarını yine onlar adına hızla ve zamanında alırlar.
  • Yatırım yönetiminin önemli kavramlarından biri de çeşitlendirmedir. Tek bir finansal enstrüman yerine farklı enstrümanlardan oluşan bir portföye yatırım yapmak, yatırım riskini azaltır. Bireysel yatırımcıların, riski büyük oranda dağıtılmış bir portföy oluşturmaları zordur. Çok sayıda farklı varlıktan oluşan bir portföyün analizi, varlıkların seçimi ve işlem hareketlerinin takibi gibi süreçler zaman ve bilgi birikimi gerektirir. Bireysel yatırımcılar fonlara yatırım yaparak; hisse senetleri, borçlanma araçları, emtia, dövize endeksli araçlar gibi araçlara bunları yönetme zahmetine katlanmadan, yatırım yaparak taşıdıkları riski kolayca dağıtma imkânı elde etmiş olurlar.
  • Yurtdışı hisse senedi, emtia gibi yatırım araçlarına bireysel yatırımcıların direkt ulaşmaları oldukça zordur. Küçük miktarlarda yatırım yapmanın zor olduğu finansal araçlara, bu piyasalara yatırım yapmak için kurulan fonlar üzerinden ulaşmak mümkün olur.
  • Fon, likit bir yatırım aracıdır. Fonun havuzunda bulunan varlıkların güncel değeri katılım paylarının değerine günlük olarak yansıtıldığı için fonları ihtiyaç olması durumunda makul değerinden nakde çevirmek mümkündür.
  • Yatırım fonu, her ne kadar fonu kuran kurum bünyesinde çalışan uzmanlar tarafından yönetilse de yatırım fonunun portföyünde bulunan varlıklar o kurumun mülkiyetinde değildir. Yatırım fonunun portföyünde bulunan varlıklar güvence altındadır ve teminat olarak gösterilemez, rehnedilemez ve haczedilemez.

Yatırım fonu seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar:

  • Fonlar, yatırım yaptıkları piyasalara göre farklı risk seviyelerine sahiptir. Yüksek risk seviyesine sahip enstrümanlara yatırım yapan fonlar olumlu gelişmelerde daha yüksek getiri potansiyeline sahipken, olumsuz gelişmelerde ise daha büyük kayıplar yaratma olasılıkları taşır. Yatırım yaparken beklenen getiri hedefinizi hesaplarken mutlaka yatırımınızın riskini de dikkate alarak hareket etmeniz gerekir.
  • Fonun hedefinin ve risk-getiri dengesinin yatırımcının tercihleriyle uyumlu olması yine son seçimi yaparken gereklidir. Genelde yüksek riskli yatırımlar ancak uzun vadeli düşünülüyorsa değerlendirilmelidir. Kısa vadede nakde dönülmesi gerekiyorsa düşük riskli enstrümanların tercih edilmesi gerekir. Halk Portföy Yönetiminin çıkarttığı yatırım fonları hakkında detaylı bilgiye https://www.halkyatirim.com.tr/ den ulaşabilirsiniz.
  • Önemli kriterlerden bir diğeri de portföyün performansıdır. Performans analizi portföyün geçmiş getiri-risk performansına göre yapılır. Ancak geçmişteki performansın önümüzdeki dönemlerde de aynı şekilde devam edeceğinin bir garantisi yoktur.

Yatırım fonlarının yönetiminden kaynaklanan giderler, fon içinde toplanan havuzdan karşılanır. Bu nedenle aslında fonun brüt getirisine değil, fon yönetimi için kesilen komisyonlar düştükten sonraki net getirisine dikkat edilmelidir. Fonlardan kesilen gider oranlarının büyüklüğü, fonun yapısı ile ilgilidir. Pasif şekilde yönetilen fonlar BIST100 gibi bir hisse senedi performansını sağlamayı hedefler. Bu nedenle portföy içindeki varlıkların ağırlıklarını sıklıkla değiştirmek gerekmez. Bu da daha az yönetim eforu sergilendiği ve daha az alım-satım işlemi yapıldığı için daha düşük komisyon ödenmesi anlamına gelir. Aktif fon yönetiminde ise fon yöneticileri, piyasanın örneğin BIST100 endeksinin üstünde bir getiri/risk performansı elde etmeyi hedefler. Bu amaçla varlık seçimi, zamanlama yapılması ve varlıkların ağırlıklarının ekonomik gelişmelere göre güncellenmesi gereklidir. Bu tür fonların gider oranları bu maliyetler nedeniyle daha yüksektir.