Businessman standing on falling diagram and peering into the future on the background of stock market selloff. Economic crisis. Bankruptcy and money devaluation.

Kayıptan Kaçınma

Kurumsal ve bireysel yatırımcıların sahip olduğu en önemli bilişsel önyargılardan birisi kayıptan kaçınmadır. Kahneman ve Tversky, daha sonra onlara Nobel ödülünü kazandıran Beklenti Teorisi’nde (Prospect Theory) kayıpların yatırımcılar üzerinde daha büyük bir etki yarattığını iddia etmektedirler. Başka bir ifadeyle, yaptığınız 1000 TL’lik bir yatırımdan elde ettiğiniz 50 TL’lik kazancın yarattığı mutluluk ya da haz, aynı yatırımdan 50 TL kaybetmeniz durumda yaşadığınız acıdan çok daha azdır. İşte bu durum, yani kayıptan kaçınma içgüdüsü yatırımcıların yanlış kararlar almalarına neden olabilmektedir.

Öncelikle kayıptan kaçınma ile riskten kaçınmanın aynı şey olmadığının altını çizmek gerekir. Riskten kaçınmak finansal modellerde garanti bir getiriyi belirsizlik içeren riskli bir yatırıma tercih eden, başka bir ifadeyle riskli bir yatırım için daha fazla beklenen getiri talep eden yatırımcıyı tarif eder.

Riskten kaçınan bir yatırımcı yazı gelmesi durumunda 100 TL kazandığı, tura gelmesi durumunda 100 TL kaybettiği bir oyunu oynamayı tercih etmez. Böyle bir yatırımcı risk iştahına bağlı olarak; %50 ihtimalle 100 TL kaybettiği bir oyunda eğer %50 ihtimalle 100 TL’den daha fazla, örneğin 200 TL kazanabiliyorsa, ancak bu durumda oyuna girmeyi düşünecektir. Başka bir ifadeyle oyunun sonunda kazanabileceği paranın beklenen değeri yeterince yüksek ise risk almayı tercih edecektir. Risk seven bir yatırımcı ise yazı gelmesi durumunda kazandığı miktar daha az, örneğin 90 TL, olsa bile oynamayı tercih edebilir.

Kayıptan kaçınan bir yatırımcının amacı ise riski azaltmak değil, kaybı azaltmaktır. Başka bir ifadeyle risk seven bir yatırımcı kayıptan kaçınabilir. Kahneman ve Tversky 1979 yılında yayınlanmış olan makalelerinde yaptıkları deneylerle insanların kayıplar söz konusu olduğunda risk almayı isterken, kazançlar söz konusu olduğunda riskten kaçındıklarını göstermişlerdir.

Deneyde katılımcılara iki ayrı soru sorulmuş ve her iki soruda da iki alternatif verilmiştir. Deneyi Türk Lirası üzerinden kurgularsak; ilk soruda 3000 TL kesin kazanç ile %80 ihtimalle kazanılacak 4000 TL arasında tercih yapılması istenmiştir. İkinci soruda ise katılımcıların 3000 TL kesin kayıp ile %80 ihtimalle 4000 TL’lik zarar arasında bir seçim yapması istenmiştir. Katılımcılar çoğunlukla ilk soruda 3000 TL kesin kazancı tercih ederken, ikinci soruda %80 ihtimalle 4000 TL kaybetmeyi tercih etmişlerdir. 

Bu çalışmalar, insanların kayıplardan kaçındıklarını göstermektedir. Yatırımcıların, portföylerindeki hisse senetlerinden zararda olanları genelde satmayı tercih etmedikleri görülmektedir. Bunun sebebi ise zararda olan hisseyi satmamaları durumunda söz konusu zararın hala kağıt üzerinde kalıyor olması ve bu nedenle zarardan kaynaklanan mutsuzluğu yaratmamasıdır. Bu bilişsel önyargı, kayıplardan kaçınmak için yatırımcıların kötü performans gösteren hisseleri zararda oldukları halde tutmaya devam etmelerine neden olabilir. Benzer davranışları kurumsal yatırımcıların da yaptıklarını görmekteyiz. Başarısız olan yatırım projelerinin ve batık maliyetlerin üstüne yatırım yapmaya uzun süre devam edilmesi, aslında yöneticilerin geçmişte yapılan hataları kabul etmek istememelerini yani kayıptan kaçınmaya çalıştıklarını göstermektedir.     

Yatırım yapılan bir varlığın fiyatının sizin maliyetinizin altına inmiş olması ya da başka bir ifade ile yatırımcının zarar etmiş olması alım-satım kararını etkileyen bir unsur olmamalıdır. Kayıptan kaçınma önyargısı altında yatırımcıların aslında çoktan satıp çıkmaları gereken finansal varlıkları zararı kapatmak umuduyla elde tutmaya devam etmesi zararın artmasına neden olabilir. Diğer taraftan yaptığı yatırımlardan bir getiri elde etmesi durumunda, yatırımcı kayıp bölgesinden uzaklaşmış olacağı için daha fazla risk de alabilir. Bu nedenlerle yatırım kararlarının şu ana kadar elde edilen kar/zarar seviyesine göre değil, rasyonel bir bakış açısıyla ve verilere dayandırılarak yapılan analizler sonucunda alınması gerekir.    

 
Referanslar:                   
Kahneman, Daniel; Tversky, Amos (1979). "Prospect Theory: An Analysis of Decision under Risk". Econometrica47 (2): 263–291