Farklı Bir Gayrimenkul Yatırımı: Tarihi Evler

Gayrimenkul yatırımı yapmak ve bu gayrimenkullerden kira geliri elde etmek tüm dünyanın tercih ettiği bireysel yatırım alternatiflerinin başında gelmektedir. Daha önceki yazılarımızda işlediğimiz pasif gelir kaynaklarına en güzel örneklerden biri olan gayrimenkul yatırımları sadece zaman içinde sağladığı getiri nedeniyle değil aynı zamanda evladiyelik bir yatırım çeşidi olmasıyla da tercih nedenidir. Biz de bu yazımızda bu yatırım alternatifine farklı bir açıdan bakıyor ve sınırlı arza sahip tarihi evlere yapılacak yatırımların özelliklerini inceliyoruz.

Yeni yapıların avantajları ve dezavantajları

Gayrimenkul yatırımı yapmak, özellikle sürekli artan nüfusa sahip büyük şehirlerde çok tercih edilen bir yatırım alternatifidir. Büyük şehirlerin genişleyen coğrafyası da inşaat sektörünün sahip olduğu teknolojik yenilikler için bir uygulama alanı yaratmaktadır. Hâl böyle olunca şehir merkezlerindeki kısıtlı alanlar ile zaten sahipli olan ve dönüşüme giren binalardan çok, şehirlerin “perifer” denilen çevresinde yani büyüme alanlarında yaratılan ev stoku yeni daire almak isteyen yatırımcılara sunulmaktadır. Son teknikler kullanılarak inşa edilen bu yapıların deprem kuşağında yer alan ülkemizde, tüketicilerin güvenlik sorununu çözdüğü aşikârdır. Fakat aynı zamanda bu yapıların şehir merkezlerindeki, görece daha eski binalara göre daha az talep gördüğü de bir gerçektir. Bunun nedenleri ise aşağıdaki maddelerle açıklanabilir:

1. Şehrin çevresinde inşa edilen yapıların, bir gayrimenkulün değerini belirleyen en önemli unsur olan lokasyon ya da konum kriterinde, şehir merkezindeki binalara göre dezavantaja sahip olmaları.

2. Şehrin çevresinde inşa edilenyapıların fiziki olarak birbirlerine benzemeleri, yani kendilerine ve döneme has mimari özellikler barındırmamaları.

3. Şehrin coğrafyası izin verdikçe üretilebilecek olmaları ve yüksek arz potansiyeli barındırmaları. Bu nedenle uzun vadede fiyat dezavantajına sahip olduklarının, yani evin değerinin merkezdekilere göre daha yavaş artacağının tüketiciler tarafından bilinmesi.

4. Yeni yapılıp satıldıkları için ilgili inşaat veya müteahhitlik firmasının doğal olarak koyduğu kâr marjının da tüketici tarafından üstlenilmesi.

İşte bu noktada hem konum hem mimari karakter hem de sınırlı arz ile tarihi binalar ve daireler yükselen bir yatırım fırsatı olarak yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Tarihi binalar ve özellikleri

Konut özelliğindeki tarihi binalar, geçmişten günümüze yerleşim yeri olarak tercih edilmiş, bugün büyük şehir haline gelmiş kentlerde ve çoğunlukla bu kentlerin merkezlerinde yer alıyor. Sahip oldukları eşsiz özellikler sayesinde de gayrimenkulden farklı beklentileri olan yatırımcılara hitap ediyor. Öncelikle bu yapıların sınırlı, hatta zaman içindeki yıpranmalar nedeniyle azalan bir arz yapısına sahip olması yatırımcılara yakın ve uzun vadede bu yatırımların değerini yükselerek koruyacağını adeta garanti ediyor. Ayrıca bu yatırımların yapıldıkları dönemin ruhunu yansıtır karakteristik mimarileri, yatırımcılara eşsiz bir gayrimenkule sahip oldukları hissini de aşılıyor. Dolayısıyla bu konutları alanlar aslında sadece maddi değil, manevi yönü de olan bir yatırım yapmış, bir tarihi canlandırmış oluyorlar. Bu hâliyle tarihi evlere yapılan yatırımların bireyin yaşadığı kente ve ülkeye değer katmasının güzel bir yolu olduğu kabul ediliyor.

Fiyat avantajı

Tarihi binalar ve dairelere yapılacak yatırımların en önemli yanı, kuşkusuz ki bu gayrimenkullerin sahip oldukları ilk fiyat avantajıdır. Çünkü söz konusu bina ya da daireler sadece ikinci el olarak satın alınabilecek gayrimenkullerdir. Bu nedenle alım yaparken, örneğin ticari bir firmanın kâr payını ödemek zorunda kalmadan, çok elverişli rakamlarla el değiştirebilmektedirler. Özellikle üstünde yılların yorgunluğu olan, sahiplerinin çeşitli nedenlerle bakım yapmadığı veya yapamadığı masraf isteyen bina ya da daireleri şehrin merkezindeki hatta çevresindeki yeni konutlardan çok daha uygun fiyatlara satın almak mümkündür. Ardından yapılacak bir tadilat hem mülkün değerini ve güvenliğini artıracak hem de ilk alış fiyatı düşük olduğu için mülk kiraya verildiğinde yeni gayrimenkullere göre daha kısa sürede başa baş noktasına ulaşacaktır. Ayrıca tarihi bir geçmişe ve mimari karaktere sahip olan bir konut edinmiş olmak da bu yatırımın manevi avantajlarındandır.

Yükselen trend

Ülkemiz, kadim topraklar üzerinde kurulduğu için bahse konu yapılar bizim coğrafyamızda çok sayıda bulunmaktadır. Özellikle de son yıllarda T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmalarıyla başta İstanbul olmak üzere önemli şehirlerimizde tarihi eserler restore edilmiş ve edilmektedir. Bu çalışmalar neticesinde restorasyon çevresinde yer alan ve özel mülkiyete sahip binalar da sahipleri tarafından onarılmış, ilgili bölgelerin çehresi değişmiştir. Örneğin İstanbul Galataport ile başlayıp Kültür Yolu Projesi boyunca Atatürk Kültür Merkezi’ne kadar uzanan Beyoğlu’ndaki tarihi evler, İzmir’in Basmane semti, Hatay’ın ve Urfa’nın merkezlerindeki tarihi konutlar hep son dönemin dönüşüm projeleridir. Bu nedenle tarihi yapılar, konut yatırımı yaparken ülkemizin değerlerine sahip çıkarak kültürümüze katkı sunmamızı da sağlayan yatırım projeleridir. Ayrıca standart gayrimenkul yatırımlarına kıyasla tarihi yapıların sahip oldukları yüksek geri dönüş oranı, bu alternatifi son yıllarda yükselen bir trend haline getirmiştir.