Yellow dart hit in the center of a target with stack of coins behind on white background with copy space. A idea about money / currency investment that must decide or think carefully / thoroughly before putting money in these risky assets.

2021 Beklentilerinin Türk Banka Bilançolarına Yansımaları

2019 yılının son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede bütün Dünya’yı kasıp kavuran COVID-19 pandemisinin global ekonomik ve finansal sonuçları hemen ortaya çıkmıştır. Salgından tüm sektörler ilgi ve derecelerine göre çeşitli şekilde etkilenmiş olup bunun en büyük yansımalarından birisi de bankacılık sektöründe olmuştur. 

IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, Dünya ekonomisinin 2020 yılında %4,4 oranında küçüldüğü tahmin edilmektedir. Bu küçülmenin gelişmiş ülkelerde %5,8 oranında, gelişmekte olan ülkelerde ise %3,3 oranında olacağı tahmin edilmektedir. Ülkemiz de bu süreçten aynı şekilde etkilenmiştir. T.C. Merkez Bankası’nın yayımladığı raporlarda da açıkça görüldüğü üzere, 2020 yılının ikinci çeyreğinde, GSYİH’da, iç talepte, yatırım harcamalarında, sanayi üretiminde ve kapasite kullanım oranında keskin düşüşler yaşanmıştır. Bu olumsuz tabloda toparlanma süreci ancak yılın ikinci yarısından itibaren kendisini hissettirmeye başlamıştır. 

Türk Bankacılık Sektörünün temel karakteristik özelliklerine baktığımızda; 

  • Sektörün toplam aktif büyüklüğü GSYİH’nın %100’ünü aştığı, 
  • Mevduatın Krediye Dönüşümü Oranı’nın %103’ler seviyesinde olduğu, 
  • Aktifte belirleyici hesabın krediler, pasifte ise mevduat hesapları olduğu, 
  • Yurtiçinde yerleşiklerin döviz cinsinden mevduat hesapları 236 Milyar ABD Doları düzeyinde olmakla birlikte, TCMB’nin politika değişiklikleri nedeniyle Türk Lirası’na dönüş sürecinin gözlemlenmeye başlandığı, 
  • Gayrinakdi kredilerin % 74’ünün teminat mektuplarından, %11’inin akreditiflerden oluştuğu, 
  • IFRS 9-Beklenen Kredi Zararı Karşılığı’nın 2021 yılında da önemli bir gider kalemi olarak yerini koruyacağı, 
  • Sektör’de Takibe Dönüşüm oranı yatay trendde devam etmekle birlikte pandeminin olumsuz  etkilerine doğrudan maruz kalan sektörlerde bu oranın artış gösterebileceği, 
  • Bilanço içindeki yabancı para işlemlerinden kaynaklanan açık pozisyonların türev işlemlerle hedge edildiği, 
  • Reel Sektörün yurtdışına olan döviz borçları nedeniyle taşıdığı 157 Milyar ABD Doları tutarındaki açık pozisyondan kaynaklanan kur risklerinin ileride bankacılık sektöründe temerrüt riskine dönüşebileceği, 
  • Sektörün Sermaye Yeterliliği Oranı’nın yasal limitlerin üzerinde olduğu, 

görülmektedir. 

2020 yılı içerisinde BDDK, pandemi krizinin yaratabileceği olumsuz etkileri minimuma indirebilmek amacıyla sektöre ilişkin olarak makro ihtiyati tedbirler almaya devam etmiştir. Bu kapsamda; Aktif Rasyosu uygulaması yıl boyunca uygulanmış ve 31.12.2020 tarihi itibariyle görülen lüzum üzerine kaldırılmıştır. Sermaye Yeterliliği Standart Rasyosu, Likidite Karşılama Oranı gibi rasyolarda dikkate alınan tutarlarda ve oranlarda gerekli düzenlemeler yapılmış, Karşılıklar Yönetmeliği’nde kredi sınıflandırmalarında dikkate alınan gecikme süreleri yeniden düzenlenmiştir. Bireysel kredilerde ve kredi kartlarında sağlanan taksitlendirme uygulamalarında değişiklikler yapılmıştır. 

Aktif rasyosunun da kaldırılması nedeniyle kredi arzının düşmesi ve buna karşılık kredi standartlarında yükselme beklenmektedir. TCMB faiz oranı stratejisinin değişmesi nedeniyle, kredi faiz oranlarında göreli bir yükselişin ardından 2021 yılı içerisinde enflasyonun düşme trendine paralel olarak faiz oranlarının gerilemesi beklenmektedir. Likidite Karşılama Oranı asgari yasal limitlerin oldukça üzerinde seyretmesi olumlu değerlendirilmekle birlikte bunun banka kârlılıklarına etkisinin sınırlı olacağı düşünülmektedir. 

Sektörde 2020 yılında sürdürülen maliyet azaltıcı önlem çalışmalarının 2021 yılında da sürdürülmesi beklenmektedir. Bu kapsamda, uzaktan çalışma yönteminin benimsenmesi nedeniyle dijitalleşme, mobil ve web uygulamalarının artarak devam edeceği, tüm bankalarda fiziki mekanlarda belli bir küçülme stratejisinin izleneceği, her türlü maliyet unsurunun gözden geçirilerek tasarruf çalışmalarının önem kazanacağı beklenmektedir. 

Sonuç olarak, Türk Bankacılık Sektörü’nün 2021 yılında; 

  • Sektörün kârlılık oranlarında belirgin bir düşme yaşanabileceği ancak, Sermaye Yeterliliği Standart Rasyosu’nun ve Likidite Karşılama Rasyosu’nun yasal asgari oranların oldukça üzerinde seyretmesi nedeniyle sermaye ve likidite sıkıntısı yaşanmayacağı, 
  • Takipteki Alacaklar’da ve dolayısıyla Takibe Dönüşüm Oranı’nın takibine odaklanacağı, 
  • IFRS 9-Beklenen Kredi Zararı Karşılığı uygulamasının bilançoları etkilemeye devam edeceği, 
  • Aktif Rasyosu’nun uygulamadan kalkması nedeniyle bankaların kredi verme iştahında bir azalma ve kredi standartlarında bir yükselme yaratabileceği, 
  • Kur gelişmeleri nedeniyle döviz tevdiat hesaplarında belirgin bir şekilde Türk Lirası mevduat hesaplarına dönüş yaşanabileceği, 
  • Bankaların maliyet etkin çalışma yöntemleri benimseme ve maliyet azaltıcı çalışmalara odaklanması sürecinin devam edeceği, 

düşünülmektedir. 

Türk Bankacılık Sektörü’nün güçlü sermaye yapısı, nitelikli insan kaynağı, modern teknolojik alt yapısı bir arada değerlendirildiğinde, pandemi sürecinin olumsuz etkilerini göğüsleyebilecek gerekli alt yapıya ve şartlara sahip olduğu aşikârdır. 

Dr. Cengiz Doğru

Kaynaklar: 

  1. T.C.Merkez Bankası, Finansal İstikrar Raporu (Kasım 2020)
  2. T.C.Merkez Bankası, 2021 Para ve Kur Politikası (Aralık 2020)
  3. T.C.Merkez Bankası, Plan ve Bütçe Komisyonu Sunumu (Aralık 2020)
  4. BDDK Temel Göstergeler Raporu (Eylül 2020)
  5. BDDK Aylık Bülten (Kasım 2020)